CANLI
SKOR
Sinan Vardar

Sinan Vardar

Zafer inananlarındır!

Milli takımımızın 24 yıl aradan sonra yeniden Dünya Kupası'na katılma başarısı, ülkemiz adına büyük bir gurur ve kıvanç kaynağı oldu. Bugün gelinen noktayı doğru analiz etmek gerekir. Futbolda her zaman savunduğum temel prensip; genç ve yetenekli futbolcuların bir araya getirilmesi ve onlara fırsat verilmesidir. Bu anlayışı milli takıma ilk kazandıran isim Lucescu olmuştur. Sonrasında göreve gelen Montella ise, Türk futbol kamuoyunun zaman zaman desteğini alamamasına rağmen, yapılan eleştiri ve baskılara olgunlukla cevap vererek bu başarıyı sağlamayı başardı.


Temmuz 2024'te Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Sayın İbrahim Hacıosmanoğlu'nun, başta Mecnun Otyakmaz olmak üzere teknik ekiple yola devam etme kararı son derece doğru bir adım oldu. Ben de Sinan Vardar olarak ve Vardar ailesi adına bu kararı destekledik. Bugün görüyoruz ki doğru bir duruş sergilemişiz. Dünya Kupası sürecine baktığımızda, milli takımımızın sahip olduğu geniş ve yetenekli kadro yapısıyla orada da başarılı olacağına yürekten inanıyorum. Ancak Türk futbolunun önünde çözülmesi gereken önemli sorunlar da bulunmaktadır. Ülkemiz uzun süredir yabancı futbolcu mezarlığı haline geldi. Bu anlayıştan bir an önce vazgeçilmesi gerekiyor. Kulüp başkanlarımızın artık daha bilinçli hareket ederek kulüplerin ekonomik yapısını koruması şarttır. Bunun yolu da Türk gençlerine yatırım yapmaktan geçiyor.


Özellikle Süper Lig ve 1. Lig'de genç futbolculara daha fazla süre verilmesi, hem kulüplerimizin geleceği hem de milli takımımızın sürdürülebilir başarısı açısından büyük önem taşımaktadır. Bugün milli takımımıza baktığımızda net bir santrfor eksikliği dikkat çekiyor. Ancak alt liglerde çok sayıda yetenekli genç oyuncunun olduğunu en iyi bilenlerden biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim. Yıllardır söylediğim gibi; Türk futbolunun kurtuluşu kendi gençlerimizdedir. Bu vesileyle başta Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Sayın İbrahim Hacıosmanoğlu'nu, İkinci Başkan Mecnun Otyakmaz'ı, yönetim kurulundaki arkadaşları, teknik heyeti ve tüm futbolcularımızı ve emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Ve tabii ki; Spor Bakanımız Sayın Osman Aşkın Bak'ın spora ve özellikle milli takımımıza verdiği destek son derece kıymetlidir. Kendisine de teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum. Dünya Kupası yolculuğunda milli takımımıza başarılar diliyorum.

Ömer Kağan’ın gülüşü

Süper Lig'de Beşiktaş, uzun süredir kazanamadığı Kasımpaşa'yı yenerken lösemiyi yenen minik Beşiktaşlı Ömer Kaan'ın maç sonu futbolcularla saha içinde üçlü çektirmesi harikaydı. Onun gülüşü her şeye bedeldi. Beşiktaş'ın büyüklüğü böyle bir şey; Biz büyük bir aileyiz!
İlk yarıda sahada çok daha istekli, daha planlı bir Beşiktaş vardı. İki usta ayak; Oh ve Orkun Kökçü, attıkları gollerle siyah-beyazlıları rahatlattı Cerny'nin performansı açıkçası beni en çok mutlu eden detaylardan biri oldu.
Ara transfer döneminde yapılan takviyelerin takıma güç kattığı artık tartışmasız bir gerçek. Murillo ikinci golde yaptığı harika asistle kalitesini ortaya koyarken, Asllani topsuz oyundaki dinamizmiyle dikkat çekti Orkun'a ayrı bir paragraf açmak şart. Genç yaşına rağmen kaptanlık sorumluluğunu kusursuz taşıyor.

Forma aşkını profesyonellikle birleştirmiş bir lider… Sahada adeta bir maestro gibi oyunu yönlendiriyor.
Rıdvan ise her zamanki gibi sahada yüreğini ortaya koydu. İkinci yarıda oyunun temposunun düşmesi sürpriz değildi. Skorun verdiği rahatlıkla Beşiktaş biraz daha kontrollü bir oyun tercih etti. Ancak kalesinde gördüğü gol sonrası kısa süreli bir panik yaşandı.
Türkiye Kupası dahil son 20 maçta 1 yenilgi alan bir takım var karşımızda.
Jota Silva gibi yetenekli bir oyuncu neden forma şansı bulamıyor? Beşiktaş sadece bir maç kazanmadı. Aynı zamanda derbi öncesi özgüven kazandı.

Türk futbolunun geleceği

Ramazan ayını geride bıraktığımız bu günlerde, Ramazan Bayramı'nızı en içten dileklerimle kutluyorum. Bayram sürecinde İtalya'nın, Roma şehrinde bulunacağım için bu vesileyle sizlere buradan seslenmek istedim. Geçtiğimiz gün toprağa verdiğimiz değerli tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın sıkça dile getirdiği bir tavsiyesi vardır: "Bol bol seyahat edin." Bu söze katılmamak mümkün değil. Ancak özellikle altını çizmek isterim ki, önce kendi ülkemizi tanımalıyız. Çünkü dünyanın en güzel coğrafyalarından birine sahibiz. Anadolu, Hititler'den günümüze kadar uzanan sayısız medeniyete ev sahipliği yapmış, eşsiz bir tarih hazinesidir.

Bu nedenle, tarihi ve kültürel değerlerimizi yerinde görmek, anlamak ve korumak hepimizin sorumluluğudur. Bir turizmci olarak, ülkemizin bu zenginliklerini mutlaka keşfetmenizi içtenlikle tavsiye ediyorum. Bu yazımda Sayın İlber Ortaylı'ya yer vermekten ayrıca gurur duyduğumu da ifade etmek isterim. Gelelim futbola... Büyük Beşiktaş taraftarının uzun süredir özlediği sonuçlar, ne yazık ki şu an için çok yakın görünmüyor. Bir mucize gerçekleşmezse, elde kalan tek somut hedef Türkiye Kupası gibi duruyor. Elbette bu kupanın kazanılmasını tüm kalbimle istiyorum. Ancak bazı gerçekleri dile getirmeden de geçemem. Kulüplerimizin sınırlı kaynaklarını adeta yok edercesine harcayan yöneticilerin bu anlayışı artık sona ermelidir. Türk futbolu için tehlike çanları hiç olmadığı kadar yakından çalıyor. Defalarca ifade ettiğim bir görüşü tekrar vurgulamak isterim:

Başkanlar ve yöneticiler, kulüplerin borçlarını artırdıkları ölçüde bu borçlara şahsi kefalet vermeli ve sorumluluğu üstlenmelidir. İşte o zaman tablo değişecektir. Bu şartlar altında birçok kişi kulüp yönetimine talip olmaktan vazgeçecek; bunun yerine ekonomiyi bilen, futbolun içinden gelen, dünya futbolunu yakından takip eden ve en önemlisi Türk gençlerine değer veren isimler ön plana çıkacaktır. Öz kaynaklara önem veren, sürdürülebilir bir yapı kurabilen yönetimler ise Türk futbolunun gerçek kurtuluş reçetesi olacaktır. Benim en büyük temennim de tam olarak budur.

Ankara’da teselli galibiyeti

Uzun süre yakalanan yenilmezlik serisinin ardından geçen hafta Galatasaray'a kaybeden Beşiktaş, düşme potasından kurtulmak isteyen Gençlerbirliği karşısına çıktı. Derbi mağlubiyetinin ardından kazanarak reaksiyon vermek önemliydi. Ancak Gençlerbirliği de dirençli takımlardan biri. Volkan Demirel geri dönerek takımın başına geçti. Geçen hafta Alanyaspor ile berabere kaldılar. Gençlerbirliği de alt sıralardan kurtulmak için mutlak puan çıkarması gereken bir karşılaşmaya çıktı. Ankara'da tribünlerin dolu olması da dikkat çekiciydi. Dakikalar 18'i gösterirken Gençlerbirliği'nden Koita kırmızı kartla oyun dışı kaldı. Bunun doğru bir kırmızı kart kararı olduğunu düşünüyorum. İlk yarının geri kalanında rakibin 10 kişi kalmasıyla birlikte Beşiktaş topa yüzde 73 oranında sahip oldu ancak üretkenlik konusunda sıkıntı yaşadı. Beşiktaş'ın oyunda fark yaratacak oyunculara ihtiyacı var. Beşiktaş, kanat oyuncularından gol katkısı almakta oldukça zorlanıyor. Bu durum takımın üretim ve skor kapasitesini ciddi şekilde sınırlandırıyor.


Nitekim ilk yarıda iki takım da gol bulamadı. Cerny, hücuma çıkarken topun yönünü çok iyi değiştirdi. Oh'un şutu direkten döndü ancak Olaitan çok güzel bir vuruşla topu ağlara gönderdi. Bu dakikalarda gelen gol oldukça önemliydi. Beşiktaş ikinci yarıda hücumda Olaitan'ı 10 numara pozisyonuna çekti ve gol de geldi. Siyah-beyazlı ekip ikinci yarıya iyi başladı. Bu kez sahneye Orkun Kökçü çıktı. Harika bir frikik golü attı. Gözlerimizin pası silindi desem yeridir. Rıdvan Yılmaz da yine görevini görevini eksiksiz yerine getirdi. Beşiktaş 10 kişi kalan ve dakikalar geçtikçe yorulan rakibi karşısında oyunda ağırılığını hissettirerek ikinci yarıdaki oyunuyla kazanmayı bildi. Ama Beşiktaş taraftarı futbol adına daha fazlasını bekliyor. Kazananı tebrik edelim ama bu futbol zirve yarışı için yetmez! Gençlerbirliği ise bulunduğu yeri hak etmiyor. Umarım rahmetli İlhan Cavcav'ın takımı eski başarılı günlerine döner.

Atan ve tutan!

Beşiktaş taraftarı dünkü derbide uzun yıllar unutulmayacak bir atmosfer oluşturdu. Tribünlerdeki coşku gerçekten tarif edilemez cinstendi. Bu yüzden öncelikle Beşiktaş taraftarına teşekkür etmek gerekiyor. Derbi dengeli ve sert başladı. İki teknik direktör de sahaya kazanmak için çıkmıştı. Ancak futbol adına her iki takımın da temkinli ve tedirgin oynadığını söylemek mümkün. İlk 30 dakikada Beşiktaş baskılı oynadı. Ancak sonrasında Galatasaray, Leroy Sane ve Victor Osimhen'in ortak aklıyla golü buldu. Bu golde Beşiktaş savunmasının hatası dikkat çekiciydi. Özellikle Agbadou ve Murillo'nun adeta donup kalmaları gerçekten şaşırtıcıydı.Beşiktaş ikinci yarıya daha etkili başladı. Vaclav Cerny ve Hyeon- Gyu Oh ile yakalanan fırsatlar golle sonuçlanmadı. Siyah-beyazlı ekip risk alarak hücumu artırdı. Bu bölümde Rıdvan Yılmaz hem savunmada hem hücumda müthiş bir performans ortaya koydu. Hatta bir ara kendi kendime "Sahada kaç tane Rıdvan var?" diye sordum.Beşiktaş baskısını artırdıkça karşısında adeta duvar gibi bir kaleci buldu. Uğurcan Çakır yaptığı kurtarışlarla adeta maçın yıldızı oldu. Bir süredir yeni transferler hakkında övgü dolu yorumlar yapılıyor. Ancak dünkü performansları görünce insanın aklına ister istemez şu soru geliyor: "Acaba yeni gelenler gerçekten Beşiktaş oyuncusu mu?"Açık konuşmak gerekirse Beşiktaş bu derbiyi kaybetmeyi hak etmedi. Sahada mücadele eden, risk alan ve gol arayan taraf siyah-beyazlı ekipti ama atan; Osimhen, tutan; Uğurcan maçın skorunu belirledi. Ama futbol bazen böyle... Maçın sonunda skor tabelasında Beşiktaş adına hüzün vardı. Ve bir gerçek var ki; Beşiktaş liderden 15 puan uzakta! Ne diyelim... Sağlık olsun.

Hedef kupa

Beşiktaş esas hedefi olan Türkiye Kupası'nda grubun son maçına Rizespor karşısında çıktı. Öncelikle hafta içi olmasına rağmen tribünlerin dolu olması beni çok mutlu etti. Derbi öncesi son prova. Beşiktaş, dolu tribünler önünde topa sahip olarak başladı ve dakikalar 27'yi gösterdiğinde Murillo harika bir gol atarak takımı öne geçirdi. İlk golü de çok güzeldi, ikinci golü de harika bir şekilde attı. Golden sonra Çaykur Rizespor'un etkili geldiği bir pozisyon oldu ama top direkten döndü. Dakikalar 38'i gösterirken Rashica asistinde Salih Uçan sahneye çıktı ve gol attı. Hem lig hem kupa maratonunda Beşiktaş'ın her oyuncuya ihtiyacı var, Salih Uçan çok güzel bir performans sergiledi iyi oynadı. Takımının ikinci golünü de ilk yarı bitmeden attı. Goller arka arkaya gelir de Beşiktaş'ın forveti Hyeon-Gyu Oh sahneye çıkmaz mı? Beşiktaş ilk yarıyı 3-0 önde tamamladı. Beşiktaş ilk yarıdan fişi çekti desek yeridir. Sergen hoca; Galatasaray maçında oynayacak oyuncuları yavaş yavaş kenara alarak dinlendirme zamanını da uyguladı. Altyapıdan bir gol atınca ayrı bir hoşuma gidiyor ayrı bir seviniyorum Mustafa Erhan Hekimoğlu'nun harika baskısı topu sonuna kadar kovalaması ardından Kartal Kayra Yılmaz'ın gol atması ve farkı 4'e çıkarması harikaydı. Gurur duyuyorum sizlerle. Ersin'i hep destekliyorum, destekleyeceğim de! Ama tam kendini bulmuşken; böyle bir hata yapılır mı sevgili Ersin! Sergen Yalçın hakkındaki görüşlerimi derbi maçı öncesi yazacağım yazımda daha detaylı anlatacağım. Derbiler taraftarlar için her zaman çok önemlidir. BeşiktaşGalatasaray maçının seyir zevki yüksek bir müsabaka olacağından eminim. Art arda gelen galibiyet serileri Beşiktaş taraftarını da işin işine dahil etti taraftar yazımın başında belirttiğim gibi tribünlere tıklım tıklım doldurdu tezahüratlarla takımına destek oldu. Bu galibiyet Galatasaray maçına da moral oldu. Haftalardır yazılarımda belirtiyorum hakem performansları son haftalarda iyi gidiyor bu maçın hakemi de güzel bir performans sergiledi.

Seriye devam

Haftalardır mağlubiyet yüzü görmeyen Beşiktaş, Kocaelispor deplasmanına çıktı. Haftalardır iyi giden bir ivme yakalandı, Avrupa potasına girdi Beşiktaş. Bu seriyi devam ettirerek siyah-beyazlıların yükselişini sürdürmesi gerekiyor. Orkun Kökçü'nün bu maçta olmaması önemli bir eksikti ama Beşiktaş haftalardır bu seriyi iyi bir takım oyunu ortaya koyarak kazandı.
İlk yarıda iki takım da isabetli şut atamadı. Birbirine çok fazla üstünlük kuramayan, temkinli oynayan iki takım izledik. Orkun olmayınca merkezden çıkmak epey zorlaşıyor.

Kocaelispor, Beşiktaş'ı merkeze doğru itti. İlk yarıda Beşiktaş, topu kanatlara değil de merkezden oynamakta ısrar edince zorlandı.

Bu tip maçlarda duran topların önemi çok fazla artıyor. Beşiktaş'ta yeni transfer Agbadou'nun harika yükselişiyle skor 1-0 oldu. Dakikalar ilerlemeden gelen gol Beşiktaş için avantaj oldu. Golden sonra Beşiktaş topa sahip olarak oynamaya başladı.

Dakika 72'de Cerny ile Beşiktaş önemli bir gol pozisyonundan yararlanamadı. Bu golü atabilsek maç kopacak, stressiz dakikalar geçecekti ama Beşiktaş faydalanamadı. Golden sonra Beşiktaş'ın geri çekilmemesi çok hoşuma gitti. Beşiktaş oyunu rakip sahaya yıktı. Agbadou hem savunmayı toparladı, harika bir maç çıkardı hem de golü atarak takımına üç puanı kazandırdı.

Hakemlerin son haftalarda yükselen bir performansı var. İyi maçlar yönetiyorlar. Bu maçta da hakemi beğendim; karşılaşmayı sıfıra yakın hatayla yönetti. Maçın son atağında VAR'la birlikte doğru karar verildi ve maç da Beşiktaş'ın galibiyetiyle sona erdi. Galatasaray maçı öncesi Kocaeli deplasmanında alınan bu galibiyet Beşiktaş için çok değerli oldu. Şimdi Türkiye Kupası'nda Rizespor maçını kazanıp derbiye odaklanma zamanı.

Kenetlen ve inançla yürü

Geçtiğimiz pazar günü Beşiktaş'ın kendi evinde Göztepe karşısında ortaya koyduğu performans hepimize umut verdi. Özellikle Orkun Kökçü'nün liderliğinde yeni transferlerin uyumu ve takım halinde kazanma arzusu, Beşiktaşlıları gelecek adına heyecanlandırdı. Bugünkü Kocaelispor maçının da kazanılması halinde Beşiktaş için zirve yürüyüşü başlayabilir. Elbette şampiyonluk zor bir ihtimal. Ancak bu sezon alınabilecek bir üçüncülük derecesi ve Türkiye Kupası zaferi, camiayı yeniden ayağa kaldırabilir.

Bu kadar sirkülasyonun yaşandığı bir takımdan kısa sürede büyük başarılar beklemek gerçekçi olmaz. Ancak Kocaelispor ve Galatasaray ile oynanacak lig maçları ile Çaykur Rizespor'la yapılacak kupa karşılaşmalarından galibiyetle ayrılınması, takımın özgüvenini ciddi şekilde artıracaktır. Sahadaki olumlu kıpırdanma Beşiktaşlıları mutlu ediyor. Fakat kulübüne sahip çıkan gerçek Beşiktaşlıların yapıcı eleştirileri de göz ardı edilmemeli. Eleştiri, yıkmak için değil daha iyisini inşa etmek içindir. Beşiktaş kenetlenirse büyük başarılar gelir. Ancak bu kenetlenmeyi sağlamak başkan ve yönetim kurulunun en önemli sorumluluğudur. Çünkü başka Beşiktaş yok.

FETHİYENİN ARDINDAKİ BEŞİKTAŞLI

Hafta başında Jolly Tur Yönetim kurulu Başkanı Sevgili oğlum; Mete Vardar bana, "Hadi baba, 2-3 gün Fethiye gidelim" deyince çok heyecanlandım. Turizme ilk başladığım yıllar gözümün önüne geldi. Eşim Tülin ve torunum Junior Sinan'ı alarak Ölüdeniz'de soluğu aldık. Muhteşem bir doğa, birbirinden güzel butik oteller… Otelleri gezerken, kökten Beşiktaşlı olan ailelerle bir araya gelince konu ister istemez Beşiktaş'a döndü. Beşiktaş'ın kurucularından Fethi Bey, 1903 yılında arkadaşlarıyla birlikte kulübü kurduktan sonra tam 112 yıl önce 27 Şubat 1914'te bir uçak kazasında şehit düşerek Türk havacılık tarihine adını yazdırmıştır. İlk şehit pilotumuzdur.

Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk'ün ona duyduğu saygı ise son derece anlamlıdır. Fethi Bey'in aziz hatırasına memleketi olan bu güzel turizm beldesinin adı Fethiye olarak değiştirilmiştir. Sevgili dostlarımız Uysal ailesinin değerli isimleri Mert, Hüseyin Okan Engin Bey, Cüneyt Çağlar ve Emre Yüzbaşı'ndan Fethi Bey'in destansı hayatını dinledik. Kulübümüz adına büyük bir gurur ve kıvanç duydum. Yıllardır beni takip eden değerli okurlarıma bu bilgiyi aktarmak istedim. Sağlıcakla kalın, tekrar görüşmek üzere.

Harika Futbol, Harika Sonuç

Göztepe karşısında Beşiktaş izledik ki, uzun zamandır Dolmabahçe'de böylesini görmemiştik. Siyah-beyazlılar maça ön alan baskısıyla başladı.
Rakibini daha ilk dakikalardan itibaren hataya zorlayan, tempoyu yükselten, kazanma iştahını her saniye hissettiren bir takım vardı.
Cerny kanatta adeta şov yaptı.

Emirhan ve Rıdvan'ın enerjisi tribünleri ayağa kaldırdı. Aylardır "Ne zaman gerçek Ndidi'yi izleyeceğiz?" diyorduk... İşte o Ndidi sahne aldı ve perdeyi açtı. Asllani topa belki az dokundu ama yaptığı asist kalite göstergesiydi. Büyük oyuncu bazen bir dokunuşla fark yaratır. Murillo'nun iğne deliğinden geçirerek attığı gol öncesi yapılan pas organizasyonu ise sezonun en güzel gollerini izlyettirdi. Yeni transferler; Olaitan ve Asllani'nin uyumu alkışı hak etti.

İkinci yarıda skor avantajıyla birlikte oyun aklı devreye girdi. Panik yok, telaş yok; kontrol Beşiktaş'taydı.
Ara transferde kadroya katılan Olaitan'ın golü coşkuyu zirveye taşıdı. Orkun maestro gibiydi; ancak üç farkı yakalamışken gördüğü sarı kartla cezalı duruma düşmesi ise gereksizdi. Ve; Hyeon-Gyu Oh...
Güney Koreli golcü attığı golle kalitesini bir kez daha gösterdi.

Beşiktaş uzun yıllar sonra gerçek bir bitirici kazanmış olabilir.
Tribünlerin dolması, Ersin'e verilen destek, Sergen Yalçın'a duyulan güven... İşte Beşiktaş kültürü budur.
Takımına sahip çıkan bir camia varsa başarı da gelir. Ligin en az gol yiyen takımına dört gol atıyorsanız bu sıradan bir galibiyet değildir.
Başakşehir maçının ardından gelen bu bu görkemli galibiyet, kötü günlerin geride kalabileceğinin işareti olsun. Maçın hakemi Ozan Ergün'ü hafta içindeki yazımda tanıtmıştım. Dün gayet başarılıydı.
Türk Futbolu iyi bir hakem kazanıyor.
Dolmabahçe'de dün sadece üç puan alınmadı. İnanç geri geldi. Öz güven geri geldi. Ve en önemlisi, umut geri geldi. Eğer bu oyun devam ederse... Zirve neden hayal olsun?

Beşiktaş analiz

Yaklaşık 2 ay önce gerçekleşen Beşiktaş Divan Kurulu'ndaki konuşmamda gerekli uyarıları yapmıştım. Şunu söylemiştim; "Transfer yaparken çok dikkatli olun, hatta bu kadar borç varken yapmayabilirsiniz. "Her şeye rağmen yine transferler yapıldı. Seyrettiğimiz iki maçta oynayan futbolcularla ilgili pek negatif bir düşüncem yok ama ileriki maçlarda daha net bir değerlendirme yapacağız. Beşiktaş'ın önünde şu anda üç maçlık zor bir fikstür var: Göztepe, Kocaeli deplasmanı ve Galatasaray. Temennim, bu üç maçı da kazanıp en azından camianın yüreğine biraz su serpilmesi. Futbolu böyle özetledikten sonra elim mali konuları yazmak istemiyor ama inanılmaz yanlışlar devam ediyor.

Bu kadar düşük seviyeye inmiş hisselerin bu kadar ucuza satılması ayıptır. Nedense her gelen başkan atıp tutuyor ama kısa süre içinde gerçekler ortaya çıkıyor. UEFA'dan gelen borçlar listesinde Beşiktaş en üst sırada, ardından Trabzon, Galatasaray ve Fenerbahçe geliyor. Buna rağmen hiçbir tedbir alınmadan varlıklarımız da satılıyor. Dikilitaş Projesinde 200 milyon euro gelir elde edeceğiz diyordunuz, şimdi 100 milyon euroya düştünüz. Neden? Bakalım ilk Divan Kurulu toplantısında gerçekler ortaya çıkacak mı? Borç ne kadar arttı? Banka borcu neden ödenmedi? Tek müspet gelişme, futbolculara yıllık ödenen maaşların düşürülmesi oldu. Söylenecek o kadar çok şey var ki...

5 kuruşa Gedson Fernandes'i de sattık. Muçi'yi neden bıraktık? Semih gibi bir yeteneği neden kaybettik? Bunları daha uzun uzun yazarım ama yine de Göztepe maçını bekleyelim. Üç puan ilaç gibi olur. Bir de hakemle ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. Son haftalarda hakem performanslarında belirli bir düzelme var, bazı reformlar yapıldı. Biraz geç kalındı ama Göztepe maçını Ozan Ergün yönetecek. Genç neslin çok iyi yerlere gelebilecek bir hakemi; iki dil bilen, makine mühendisi, çok değerli bir kardeşimiz. İnşallah kimsenin adamı olmaz. Dürüst ve eğitimli hakemlere o kadar ihtiyacımız var ki... İnşallah Ozan bunu hak eder.