CANLI
SKOR
Sinan Vardar

Sinan Vardar

Bizim Çocuklar

Bir futbol adamı olarak, millî takımımız bütün ülkemizin gururu olarak Dünya Kupası'na katıldı ve macera başlıyor. Ben çok ümitliyim.
Nereye kadar gider bilmem ama ilk maçta Avustralya karşısında galibiyet alırsak gruptan çıkacağımızı ümit ediyorum.
İyi bir jenerasyon yakaladık.
Onar tane yabancının oynadığı Süper Lig'de böyle bir kadro çıkması hakikaten mucize.
Allah'tan, yurt dışında yetişen futbolcularımız da millî takımımıza büyük bir ivme kazandırıyor.
Böyle bakıyorum, tek tek inceliyorum.
Oynayacağımız ilk tur rakipleri kapalı kutu olmalarına rağmen hakikaten çok ümitliyim.
Montella ısrarla santrforsuz oynamayı tercih ediyor ama bu dakikaya kadar haklı çıktı.
Bu müspet futbolun finallere de yansıyacağını düşünüyorum.
Geçtiğimiz günlerde Türkiye Futbol Federasyonu, futbolcuların ailelerini de Amerika'ya götürdü.
Bu da bir doping tesiri yapabilir. Her şeyde olduğu gibi aile de bir futbol takımı için çok önemlidir. Burada federasyonun davranışı da muhteşemdi.
Biraz hava şartlarında sıkıntı olabilir.
En son play-off'tan çıktığımız için Arizona kamp yeri olarak belirlenmek zorunda kaldı.
O bir talihsizlik oldu ama takımımız bunun da üstesinden gelecektir.
Dualarımızı esirgemeyelim.
Maç saatleri bizim yaşantımıza uymasa da o saatlerde hepimiz ayakta olup milli takımımızı destekleyeceğiz.
Canıgönülden millî takımımıza başarılar diliyorum.

Kahır sezonu bitti!

Ve Beşiktaş taraftarlarını kahrettiği sezonu kapattı.
Tek kelime ile berbat bir sezondu. Bir daha tekrarı olmasın diyeceğim ama bu kafayla giderse bu sezonu bile mumla ararız. Bu sezonki hayal kırıklıkları yazmakla bitmez; Temmuz'da Avrupa kupalarına veda eden! Ekim'de şampiyonluk yarışından kopan! Bir derbi bile kazanamayan ve ligi 4. bitiren!
Buna rağmen taraftarları oyalan yöneticiler!

"Siz anlamıyorsunuz!" diye söze başlayan bir teknik direktör!
Dünkü maç için yazacak çok bir şey yok aslında! İlk yarısı Beşiktaşlı taraftarların bu sezon alıştığı umutsuz, ruhsuz, açıklaması bile yapılamayacak bir futbol anlayışı!

Beşiktaş'ın yediği golleri halı sahalarda bile görmek mümkün değil. İkinci yarı Sergen Yalçın tarafından adeta üvey evlat muammelesi gören Jota ve Cerny'nin oyuna girişiyle takımın kıpırdanışı!

Aylardır sorduğumuz soru yeniden gündemde; "Jota Silva gibi kaliteli ayak neden hep yedek?" Var mı bir açıklaması! Beşiktaşlı taraftarlar sezon kapanırken şunu biliyorlar ki; büyük Beşiktaş arması böyle temsil edilmez. Bu gemi böyle yüzmez! Yönetim ve teknik kadro belki farkında değiller ama koca Beşiktaş'ın futbol aklı yok! İşin kötü yanı bu işi bilmediklerini de bilmiyorlar.

Taraftar gol bekler, galibiyet bekler, başarı bekler, zaferler bekler! Çaykur Rizespor denk bütçe, doğru bir palanlamayla dün galibiyeti kaçıran ekip, Beşiktaş ise beraberliğe sevinen bir takım görüntüsünde 90 dakika masterlar maçı kıvamında oynandı.
Ama dünkü maçın yıldızı Asen Albayrak'tı. 10 numara, 5 yıldızlık yönetim işte böyle olur.

Öz kaynakta cevherler var

Beşiktaş'ta birçok şey olumsuz giderken, U16 takımımızın Türkiye şampiyonluğuna ulaşması beni son derece mutlu etti. 16 yaşındaki bir futbolcunun ileride hangi seviyelere ulaşabileceğinin en güzel ispatıdır bu şampiyonluk. U16 takımını çok dikkatlice inceledim. İçlerinde özellikle; Yiğit Kabaktaş, Furkan Tümöz, Efe Kırcı, Ahmet Beceren, Eren Bulut Meyre, Yusuf Kayra Çakır, Efe Pırasoğlu, Muhammed Fatih Önkol, Ahmet Nezir Şengüzel gibi çok değerli kardeşlerimiz var. Camiamız olarak bütün gücümüzle bu cevherlere sahip çıkmamız gerekiyor. Bu futbolcular ileride milli takımlarımızda forma giyebilecek kapasiteye sahipler. Bu takımı, Beşiktaş'ın geleceği adına adeta bir hazine olarak görüp; oyuncuların sosyal gelişimlerini ve eğitim hayatlarını yakından takip ederek çok önemli sonuçlar alınabilir.

Beşiktaş'ın tarihine baktığımızda, öz kaynaktan yetişen futbolcuların kulübümüzü çok büyük noktalara taşıdığını gördük. Ben de bir dönem öz kaynağın başındaydım. BEFAM'ı kurmuş ve çok iyi neticeler almıştık. Birçok futbolcuyu profesyonel liglere kazandırmış, hatta altı tane A Milli futbolcu çıkarmıştık. Ancak maalesef BEFAM'a gerekli önem gösterilmedi. Çok daha büyük hedeflere ulaşabilecek birçok futbolcu adeta yok olup gitti. Şimdi yönetime sesleniyorum; bu futbolcularımız çok değerli. Lütfen kendileriyle çok yakından ilgilenin. Öz kaynağın başında bulunan teknik direktör Serdar Topraktepe'ye ve ekibine de gereken desteği verelim. Milyon euroların havada uçuştuğu bir dönemde, kendi değerlerimizi ve evlatlarımızı göz ardı edip çoğu vasıfsız yabancı futbolcu transfer ederek doğru sonuca ulaşamayız. Bu takım için bizlere de bir görev düşerse, bir telefon kadar yakın olduğumuzu camiamız bilsin. Lütfen, lütfen, lütfen rica ediyorum; altyapıya yıllardır dadanan menajerleri bu yapıdan uzak tutun. Rahmetli Yemen Ekşioğlu ile birlikte altyapıya bir tane bile menajer sokmuyorduk. Bunun ne kadar önemli olduğunu tekrar hatırlatmak isterim.

Tribüne kulak verin

Beşiktaş, Türkiye Kupası'nda elenmenin yaşadığı üzüntünün ardından artık sezonun son iki haftasına girerken evinde Trabzonspor'u ağırlıyor. İki takımın da sıralama anlamında konumu garanti. Trabzonspor'da eksikler oldukça fazla ve Fatih Tekke de maç öncesi yaptığı açıklamada ilk 11 kurmakta zorlandıklarını söylemişti. Beşiktaş'ta ise tepkilerin olacağı bir maçtı çünkü tribünler protesto gerçekleştireceklerini açıklamışlardı. Maç da bu havada başladı. Beşiktaşlı taraftarlar maçın başlamasıyla birlikte sahaya sırtlarını dönerek futbolcuları protesto etti. Trabzonspor maça ise şanssız başladı, çok erken dakikalarda yaşanan sakatlık sonrası kaleci değişikliği geldi. Maç hızlı başladı. Orkun Kökçü penaltıda topu ve kaleciyi ayrı köşelere yollayarak takımını 1-0 öne geçirdi ama bu skor hiç de uzun sürmedi.


Yalnızca 1 dakika sonra Trabzonspor eşitliği yakaladı. Beraberlik golünün ardından Beşiktaş daha fazla topa sahip olan ve hücumu düşünen taraf gibi oynadı ama ilk yarı bu skorla sona erdi. Beşiktaş ikinci yarıya da üretmekte zorlanarak başladı. Aslında sezon boyunca Beşiktaş'ın en büyük problemlerinden biri, topa sahip olduğu anlarda hücum organizasyonlarında yaşadığı sıkıntılar oldu. Bu maçta da zaman zaman bunu net şekilde gördük. Dakikalar 60'ı gösterirken tam da bu senaryoda "Bende yok" denilen Muçi sahneye çıktı ve Trabzonspor'u öne geçirdi. 14 gol, 7 asistlik katkı yapan oyuncu için sezon içinde yapılan yorumları şimdi tekrar düşünmek gerekiyor. Golden sonra Sergen Yalçın kulübeye dönerek hamlelerini yaptı. Hakkı yenen oyuncuların başında gelen Jota'yı oyuna aldı. Beşiktaş tribünleri maç boyunca "Sergen Yalçın istifa", "Yönetim istifa" tezahüratları yapmaya devam etti. Beşiktaş camiası son yıllarda dördüncülüğü kabul etmiş gibi bir görüntü veriyor. Oysa Beşiktaş'ın hedefi bu olmamalı. Bu konuya hafta içinde detaylı şekilde değineceğim.

Eserinizle gurur duyun!

Maalesef bugünler gümbür gümbür geldi. Beşiktaş, hayal kırıklığıyla dolu bir sezonu daha bitirdi. Elde var kocaman bir sıfır! İş bilmez yönetimiyle, egolarına yenik düşen Sergen Yalçın! Bir araya getirilmesi imkânsız olan transferlerle, menajerleri zengin eden, kafaları karıştıran tercihlerle RUHSUZ FUTBOLCULAR!

Dün 90 dakika boyunca tel tel dökülen Beşiktaş'ı izlerken inanın çok üzüldüm. Böyle rezalet olmaz! Hepinize yazıklar olsun! Şampiyonlar Ligi finalinden daha pahalı olmasına rağmen tribünleri dolduran vefakâr taraftarı bu kadar üzmeye ne hakkınız var? Olmuyor, olmuyor, olmuyor! Kabul edelim; Beşiktaş size çok gömlek büyük geldi. Tabii ki kazananı tebrik edelim.

Bu yazıyı kaleme alırken çok sinirliyim, yine uykularımız kaçacak! Ama artık yeter! Beşiktaş'a daha fazla yazık etmeyin. Buradan Beşiktaş teknik direktörü Sergen Yalçın'a sesleniyorum; derhal istifa et! Buradan Başkan Serdal Adalı'ya sesleniyorum; hemen kulübü olağanüstü kongreye götür! Beşiktaş'ın artık kaybedecek değil bir dakikası, bir saniyesi bile yok! Yapamadığınız, yapacak kabiliyetiniz yok! Rahmetli onursal başkanımız Rahmetli Süleyman Seba bugünleri daha yıllar önce görmüş de söylemiş: "Beşiktaş'ı üzmeyin!" Evet beyler! Sportif direktörünüzle, yöneticilerinizle, genel kurulllardaki şakşakçı yandaşlarınızla Beşiktaş için bir kerelik de olsa doğru bir karar alın: Beşiktaş'ı terk edin! Lütfen hemen bugün bu kararı alın; Beşiktaş'ı bitirmeden, Beşiktaşlıları daha fazla üzmeden!

Akıllar kupada

Beşiktaş, Karagümrük beraberliğinin ardından dört gün arayla ikinci maçına deplasmanda Gaziantep karşısında çıkıyor. Beşiktaş sahaya yedek ağırlıklı bir kadroyla çıkıyor. Hem maç temposu hem de salı günü esas hedefimiz olan Türkiye Kupası yarı finalinde Konyaspor'la karşılaşacak olmamız, bu maçta doğal olarak rotasyon yapmamıza sebep oldu. Ben de bunun doğru bir durum olduğunu düşünüyorum. Ayrıca gelecek sezonun kadro yapılanmasında kalacak ve gidecek oyuncuların belirlendiği bu süreçte yedekleri görmek açısından da önemli bir maç. Beşiktaş, Gaziantep karşısında erken gol bularak maça başladı. Kristjan Asllani kornerde çok güzel bir orta açtı, Djalo kafayla topu Gaziantep ağlarına gönderdi ve Beşiktaş 1-0 öne geçti. Erken gol bulmak önemliydi; Beşiktaş sekizinci dakikada öne geçti. Dakikalar 22'yi gösterdiğinde Kristjan Asllani penaltıdan attığı golle farkı ikiye çıkardı. İlk yarıda bir gol, bir asistle oynadı.


Djalo, Jota ve Salih Uçan da Beşiktaş adına ilk yarının iyilerindendi. Rotasyon olarak sahaya çıkan oyuncuların, düzenli ilk 11'de oynayan isimlerden daha istekli ve arzulu oynaması; hem forma bekleyen oyunculara hem de Sergen Yalçın'a verilmesi gereken net bir mesajdır. Beşiktaş formasını, bu forma için savaşan oyuncular giymeli. İkinci yarı iki takım adına da rölantide başladı ve bu şekilde devam ediyor. Yalnız Yasin Özcan'a ayrı bir parantez açmak istiyorum; ortaya koyduğu oyun şu an için Beşiktaş seviyesinde değil. Eğer üzerine koymaz ve kendini geliştirmezse, Beşiktaş'ta kalması zor görünen oyuncuların başında geliyor. Bu eleştiri sadece bu maça özel değil; kendisine verilen süreyi iyi değerlendirdiğini düşünmüyorum. Beşiktaş, Gaziantep deplasmanını kayıpsız geçerek artık odağını esas hedef olan Konya maçına çevirdi. Bu maçı da kazanarak adını finale yazdırması gerekiyor. Ardından kupayı alıp bu kötü geçen sezonun bir nebze de olsa telafi edilmesi şart.

Tatsız tuzsuz!

Ligin artık sonlarına doğru yaklaştığımızda, özellikle büyük takımlar yerini garantilediklerinde onları kalan maçlara motive etmek çok kolay olmuyor. Beşiktaş'ta da ilk yarı itibarıyla gördüğüm tablo buydu. Zaten tribünler, hem pazartesi olması hem de takımın bulunduğu konum itibarıyla dolu değil. İlk yarıda oynanan oyuna baktığımızda da Beşiktaş, hem televizyon karşısında hem de stadyumda maçı izleyenleri çok fazla heyecanlandıracak bir oyun oynamadı. İlk yarıda pas hataları oldukça fazlaydı. Olaitan, Beşiktaş adına ilk yarıda beğendiğim isimlerin başında geliyor. Emirhan Topçu çok erken sarı kart gördü. Defans mevkiinde oynayan bir oyuncunun bu kadar erken kart görmesi, ilerleyen dakikalarda ne olursa olsun sıkıntı yaratabilir. El Bilal Touré çok dağınık oynuyor, ilk yarı performansını beğenmedim. İlk yarının sonlarında Karagümrük uzaktan iyi vurdu ama Devis Vasquez iyi çıkardı ilk yarı eşitlik bozulmadan 0-0 tamamlandı. Karagümrük ikinci yarıya etkili başladı, iki tane pozisyon kaçırdılar. Ardından Beşiktaş gol pozisyonu yakaladı ama dakika 65'e kadar bunlardan faydalanamadı. Karagümrük tamamen geri yaslandı. El Bilal Touré bu kadar kötü oynarken, Sergen Yalçın'ın hâlâ ona tahammül etmesine şaşırıyorum açıkçası. Geçen sefer de yazmıştım; Jota iyi bir performans sergilerken neden kesiliyor, neden oyuna alınmıyor anlamış değilim. Beşiktaş oyunu tamamen Karagümrük'ün yarı sahasına yıktı ama çok fazla etkili olabileceği bir pozisyon üretemiyor. Topu bir sağdan bir sola, bir soldan bir sağa çeviriyor. Takım, hücum organizasyonları anlamında çok zayıf. Bugün izlediğimiz Beşiktaş bu açıdan yetersizdi. Sergen Yalçın bu konuda dokunuş yapamadı. Lige veda etmeye hazırlanan Karagümrük karşısında Beşiktaş sahadan bir puanla ayrıldı. Ortaya konan oyun Beşiktaş'a yakışmadı.

Bir kupadan fazlası

Beşiktaş'ın lige kötü başlaması, şampiyonluk anlamında sezonu havlu atması sonrasında Türkiye Kupası bu sezon en büyük hedef oldu. Ligde dördüncülüğün korunabilecek durumda olması fakat bu kadar kötü geçen bir sezonun kupayla tamamlanması, Beşiktaş için Türkiye Kupası'nı bir kupadan fazlası haline getiriyor.

Salı günü Fenerbahçe'nin Konyaspor'a elenmesi, dün de Galatasaray'ın evinde Gençlerbirliği'ne kaybetmesi Beşiktaş'ın az da olsa yolunu açmış durumda. Az da olsa diyorum; çünkü özellikle tek maç eleme formatında da olsa hiçbir maç oynanmadan kazanılmaz. Bunu bu hafta bir kez daha gördük. O yüzden Beşiktaş, ciddiyetini elden bırakmadan Alanyaspor karşısında kazanarak adını yarı finale yazdırmalı.

Taraftar, olması gerektiği yerde takımının yanında; bu da şüphesiz Beşiktaş'a çok büyük güç katacaktır. Siyah-beyazlılar maça etkili başladı. Beşiktaş, çok güzel paslaşmalarla El Bilal Toure'nin golüyle 1-0 öne geçti. Bu maçta atılacak erken bir gol, kilidi açma anlamında da çok etkiliydi.

İkinci yarıya toplu oynama anlamında etkili başlayan taraf Alanyaspor oldu. Beşiktaş oyunu biraz daha kendi yarı sahasında kabullenip özellikle ilk 20 dakika topu Alanyaspor'a bıraktı. Ardından Beşiktaş toparlandı ve oyun ortak hale geldi. Dakika 83'te siyah-beyazlıları rahatlatan gol, Oh ile geldi. 2 dakika sonra sahneye kaptan Orkun Kökçü çıktı ve attığı golle fark 3'e yükseldi. Yarı finalde Beşiktaş-Konyaspor karşılaşacak. Ama bu dakikadan sonra yarı finale uçan Kara Kartal kupanın 1 numaralı favorisi.

Sergen, sende Jota da mı yoktu?

Beşiktaş geçen hafta aldığı Antalyaspor galibiyetinin ardından bu hafta Samsunspor deplasmanına konuk oluyor. Samsunspor Avrupa'da iyi işler yaptı bu sezon. Tabii ki üç kulvarı aynı anda götürmek kolay değil; ligde yarıştan koptular, Avrupa'da ilk senelerinde iyi işler çıkarttılar. Türkiye Kupası'nda da yoluna devam ediyor. Beşiktaş dördüncü olursa buradan Avrupa'ya gitmeyi garantiler ama esas hedefin Türkiye Kupası olduğunu hem yazılarımda hem çıktığım televizyon programlarında bahsediyorum. O yüzden hafta içi karşılaşacağımız Alanyaspor karşılaşması oldukça kritik. Bugüne baktığımızda Beşiktaş ideal on biriyle sahada. Ama Jota geçen hafta gol atmışken ilk 11'de olmasını beklerdim. Beşiktaş ilk yarı özelinde topa sahip olsa da rakip ceza sahasında 13 kez topla buluşma şansı yakalasa da sadece bir isabetli şut çekildi. İç açıcı bir ilk yarı göremedim Beşiktaş adına.

Samsunspor da yine aynı şekilde topu Beşiktaş'a bırakarak oynamaya çalıştı ama onlar da kazandıkları topları etkili kullanamadılar ve ilk yarı golsüz beraberlikle noktalandı. Bir futbolsever olarak ilk yarı çok fazla tat vermedi. Samsunspor ikinci yarıya hızlı başladı. Bu sezon Samsunspor adına beğendiğim oyunculardan olan Carlo Holse köşeye harika vurdu, burada kalecinin yapabileceği bir şey yoktu. Samsunspor bu golle 1-0 öne geçti. Tam bu golü yazarken Coulibaly ilk golün birebir aynısını atarak takımını 2-0 öne geçirdi. Arka arkaya bu kadar benzer iki gol yenmez.

Jota geçen hafta bu takımın en iyisiydi. Forma aldığı süre boyunca da elinden gelen en iyi performansı gösterdi. Sergen Yalçın seni severim bilirsin ama bir teknik direktör bu tip inatlaşmalara girmemesi gerekiyor, forma adaletini sağlaması gerekiyor. Ama Sergen Yalçın maalesef bunu başaramadı. Hayretler içinde kaldım. Kiralık, sezon sonu gidecek bir futbolcuya penaltı attırmak Sergen'e nasip oldu. Şimdi önümüzde kupa maçı var. Yazımın başında da bahsettiğim gibi ilk hedefimiz kupa olmalı ama Beşiktaş'ın oynadığı oyun kupa için hiç ümit vermiyor. Güzel bir bahar gününde, uğurlu gelen Turgut'un yerinde kahredici bir maç seyrettim. Uzun yıllardır bu kadar kötü, bu kadar aciz bir Beşiktaş izlememiştim. Emeği geçenlere yazıklar olsun.

Sırat köprüsü

Kulübümüzün geçtiğimiz hafta sonu yapılan son divan toplantısında açıklanan Denetim Kurulu raporu benim için sürpriz olmadı. Bu rapor; maalesef Beşiktaş camiası adına maalesef büyük bir şok yarattı. Beşiktaş'ın borçları; sekiz ay gibi kısa bir sürede yaklaşık % 40 artarak 24 milyar TL. seviyesine ulaştı. Üstelik bu rakam son beş ayı kapsıyor ve transfer harcamaları dahil değil. Onları da eklediğimizde, borcun 30 milyar TL.'ye yaklaştığını üzülerek görüyoruz.

Sayın Serdal Adalı'yı daha önce birlikte yöneticilik yaptığımız dönemlerden de tanırım. Başkanlık koltuğuna oturduğu ilk günden bu itibaren; "Futbolu çok iyi biliyorum, kimseyi karıştırmam" yaklaşımıyla hareket etti. Ancak üzülerek görüyorum ki; özellikle de ilk transfer döneminde, kendisi ve yakın çevresiyle birlikte kulüp bütçesinden oldukça yüksek ve gereksiz harcamalar yaptı. Defalarca Bankalar Birliği borcunun kapatılacağını ifade etmesine rağmen bu konuda somut bir adım atılmadı. Aksine, Halkbank'tan 1 milyarın üzerinde yeni kredi kullanıldı. Sportif anlamda ise temennim; Türkiye Kupası'nı kazanmamız ve ligi en az dördüncü sırada bitirerek Avrupa kupalarına katılabilmemizdir. Ancak Sayın Başkan'a şunu sormak gerekiyor: Bu kadar büyük harcamalara rağmen ortada bir sportif başarı yoksa, bu harcamalar ne için yapıldı?

Ve, aklıma şu soru geliyor: "Biz bu hatayı neden yaptık?" Elbette bu değerlendirmeyi yaparken Türk futbolunun genel yapısını da göz ardı etmemek gerekir. Sorun sadece Beşiktaş'a özgü değil; neredeyse tüm kulüpler ciddi bir borç yükü altında. Bunun en önemli sebeplerinden biri de hâlâ transfer politikalarında akılcı ve sürdürülebilir bir model oluşturulamamış olmasıdır. Camiamızın bir ağabeyi olarak açıkça söylüyorum: Artık çok daha akıllı transferler yapmalı, elimizdeki değerleri dikkatle korumalıyız. Beşiktaş bugün adeta bir sırat köprüsünde... Bir taraf uçurum. Sayın Başkan ve yönetimini sağduyuya davet ediyorum. Bu ekonomik çöküşe nasıl bir çözüm yolu bulacaklarını çok merak ediyorum.