CANLI
SKOR
Sinan Vardar

Sinan Vardar

Beşiktaş şampiyonluğun en büyük adayı

Uzun yıllardır futbolun içinde olup her türlü konuyu takip eden bir kişi olarak; transferleri ve bu hafta Süper Lig'in başlamasıyla birlikte izlediğim bütün takımları göz önünde bulundurduğumda, söyleyeceğimi en başında söyleyeyim: Şu ana kadar yapılan transferlere baktığımda Beşiktaş şampiyonluğun en büyük adayıdır. Genel olarak şampiyonluğa oynayan bütün takımların orta sahalarına baktığımız zaman, en iyi orta saha kurgusunun açık ara Beşiktaş'ta olduğunu net bir şekilde görüyorum. Orkun, Salih ve Göztepe'den beri takip ettiğim Olaitan üstün bir form yakaladılar. Hakikaten baktığımızda Türkiye'nin en iyi orta sahası diyebiliriz. Trossard'ın İngiltere'de gösterdiği başarılar ortada. Dünya Kupası'nda Belçika'yı taşıyan isimlerden biri. Adaptasyon süreci tamamlandığında Beşiktaş'ın sol kanat sıkıntısını tamamen bitirecek bir oyuncu olduğunu düşünüyorum. Pozisyonunun en iyilerinden biri ve Beşiktaş'a büyük güç katacaktır. Forvete baktığımızda yeni transferimiz Vlahovic var. Gomez ile yarışacak, onun kadar gol atacak bir oyuncu olduğuna inanıyorum. Bir de insan psikolojisinden anladığımı zannediyorum; çok iyi niyetli, yaptığı röportajlarda ve açıklamalarda son derece pozitif bir görüntü veriyor. Beşiktaş adına bu sezona damga vuracağına yürekten inanıyorum. İlhan Fakılı genç bir oyuncu. Oynayarak tecrübe kazanacaktır. Sol kanatta alternatif olarak değerlendirildiğinde fayda sağlayacaktır. Cerny ise son maçlarda skor katkısı verip takımı taşıyor ama ben oraya iyi bir transfer bekliyorum. Stoper hattına baktığımızda Emirhan Topçu, benim de Beşiktaş'a alınmasına katkı sağladığım bir oyuncu. Gelmeden önce teknik direktörü, o zamanki hocası İlhan Palut kardeşimle defalarca telefonda konuştum. Kendisi hakkında çok iyi şeyler söylemişti, beni de yanıltmadı. Bence Beşiktaş'ın ve Millî Takımımızın değişmez stoperlerinden biri olacaktır. Yanında Djalo bu sezona üstün bir performansla başladı ve ikisi iyi bir uyum yakaladılar. Agbadou'ya karşı değilim ama yazılarımda da defalarca belirttim; çok yüksek bir bonservis bedeliyle transfer edildi. Kaleci transferine baktığımızda, Nübel şu ana kadar kalesini gole kapattı. Beşiktaş'ın uzun yıllardır yaşadığı kaleci problemini kökünden çözdü. Kendi evladımız Ersin'in gidişiyle beraber Avrupa'nın en iyi kalecilerinden birini takımımıza almış olduk. İnanılmaz derecede güven veriyor. O kalede varken Beşiktaş taraftarı olarak çok rahatız. Umarım böyle devam eder. Sağ bek Murillo geçen sene takımımıza katıldı. Geçen sezon iyi bir performans sergiledi ve benim de beğendiğim oyuncuların başında geliyordu. Bu sezona da iyi başladı. Teknik direktörümüz rotasyonu seven bir antrenör. Bunu geçen yazımda da belirtmiştim. O yüzden Murillo'nun oynamadığı zamanlarda Taylan değerlendirilebilir. Taylan geçen maçta iyi bir performans gösterdi.


Maalesef geçen sezon geldiğinde çok fazla şans verilmemişti, hatta gönderilmesi de gündemdeydi. Ama bence kumaşı olan bir oyuncu ve değerlendirmekte fayda var. Son oynadığı maçta güven verdi. Bu iki futbolcu Beşiktaş'ın sağ bek sorunu yaşamayacağını bizlere gösterdi. Bizim akıllı oyuncumuz, altyapıdan yetişmesine benim de katkım olan Rıdvan kardeşimiz de sezona iyi başlayan isimlerden biri. Ancak hem Avrupa Ligi'nde hem de Süper Lig'de zaman zaman fiziğiyle alakalı sorunlar yaşayabilir. Ouattara'nın ayağına top yakışıyor. Geçen maç şanssız bir kırmızı kart gördü. Orada Rıdvan'la birlikte rotasyonda iki oyuncuyu göreceğiz. Burada biraz endişem var ama biraz da zaman lazım. Takip edeceğim. Bunların hepsini alt alta topladıktan, Süper Lig'deki ilk maçları ve Avrupa karşılaşmalarını da takip ettikten sonra tekrar söylemekte fayda var: Beşiktaş şampiyonluğun en büyük favorisi. Fenerbahçe ve Galatasaray'a baktığımızda hem transfer sorunları olduğunu hem de içeride uyum problemlerinin çok fazla yaşandığını görüyorum. Trabzonspor'un ilk maçlarını seyrettim. Salah büyük bir takviye olacaktır ama ben Trabzonspor maçında bilhassa Kasımpaşa'yı çok beğendim. Aldıkları sol bek Jessen için Ceyhun (Kazancı) kardeşimle de konuştum. 200 bin Euro'ya transfer edilmiş, daha 22 yaşında bir oyuncu. Helal olsun. Tabii transferde daha büyük paralara, daha kariyerli ve yıldız oyuncular alınabilir ama ben böyle transferleri çok severim. Genç, araştırılıp bulunmuş ve takip edilmiş bir oyuncu. Jessen bu sene takip ettiğim oyuncular arasında olacak. Yine Ceyhun kardeşimle konuştuğumda iki futbolcunun daha ismini verdi. Benedyczak geçen sene kiralık olarak Kasımpaşa'da oynamıştı. Bu sene de 4 milyon Euro verilerek takıma alındı. O da bu sene patlama yapacak oyunculardan biri olacaktır. Kasımpaşa, Göztepe ve Samsunspor bu sene ligde çok iyi işler yapacak üç takım. Dört büyükleri de hesaba kattığımızda, aşağı yukarı ligin üst sıralarında bulunacak takımlar şimdiden belli gibi. Hakem kararlarının ön plana çıkmadığı, futbolun ve centilmenliğin konuşulduğu güzel bir sezon geçmesini temenni ediyorum.

Kazanmaya devam

Öz kaynağımızın, Beşiktaş'a armağanı, Beşiktaş efsanesi; bu formaya yıllarca gururla hizmet etmiş Necip Uysal kardeşime emekleri ve Beşiktaş aidiyetinden dolayı teşekkür ediyorum. Beşiktaş camiasına saha dışında da çok büyük hizmetler edeceğine inanıyorum.
Kendisine çok güzel veda edildi.

Beşiktaş, yeni sezona Eyüpspor karşısında merhaba diyor. Eyüpspor, 14 milyon euro bütçesiyle bu sezon Süper Lig'de mücadele edecek. Beşiktaş tribünleri tıklım tıklım. Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor'un puan kaybetmesiyle bu maçın havası değişti. Yoğun maç temposundan dolayı Vincenzo Italiano rotasyona gitmiş. Kendisi, görev aldığı diğer takımlarda da rotasyonu seven bir teknik direktör.
Beşiktaş yine topa sahip olarak, rakip kaleyi yoklayarak, özellikle duran topları tehlikeli kullanarak Eyüpspor kalesini ablukaya alarak başladı maça.
Taraftar da oyuncuların sahadaki oyununa tribünden, stadyumu inleterek eşlik ediyor.
Fiziksel olarak lige en hazır giren takım Beşiktaş. Italiano ve ekibi çok iyi yaz kampı geçirmiş. Topsuz hareketlilik konusunda geçen seneye göre çok daha iyi hazırlamışlar takımı.

Olaitan'dan müthiş asist. Cerny topu ağlara gönderiyor ve Beşiktaş ilk yarıyı 1-0 önde kapatıyor.
Dakika 70'i gösterene kadar Beşiktaş kalesinde şut görmedi. Eyüpspor'un 10 kişi kalması biraz daha Beşiktaş'ı rahatlatacak gibi. Beşiktaş, Cerny'nin attığı golle 1-0 kazandı. Sezona üç puanla başlamak önemliydi.

Beşiktaş'ta bence kötü oynayan yoktu ama Olaitan ve Rıdvan sahanın en iyileriydi Yazımın sonunda bir kez daha büyük Beşiktaş taraftarından bahsetmek istiyorum. Dünyada tüm tribünlerin bağırdığı tek takımdır Beşiktaş.
Dün akşam bunu bir kez daha gösterdi. 90 dakika boyunca hiç susmadan takımının yanında oldu.

Kartal rahat turladı

Beşiktaş, deplasmanda 1-0 galip geldiği maçın ardından rövanşta kendi sahasında sahaya çıktı.
İlk 11'de istikrar Beşiktaş'ta devam ediyor. Yeni transferler takıma katılıyor ancak geçen sezon iyi kullanılamayan oyuncuları bu sezon iyi bir şekilde kullanmak da yeni transferler kadar etkili ve önemli.
Djalo, bu sezon transfer olmuş gibi bir etki bıraktı. Emirhan'la uyumları müthiş. Umarım Djalo'nun sakatlığı ciddi değildir. Beşiktaş'ın oynamayı amaçladığı oyunun detaylarını görmek, ortaya konulmak istenen düşünceyi de daha net gösteriyor. Hem bu zamana kadar oynanan maçlarda hem de bu maçın ilk yarısında Salih Özcan, basit oynamanın kıymetini ve pas meziyetinin değerini gösteriyor.

Beşiktaş'ın savunma arkası ise çok boş kalıyor. Bu eksiğin ilerleyen haftalarda giderileceğini düşünüyorum. Ancak savunma arkasında bırakılan bu boşluklar Beşiktaş adına sıkıntı yaratabilir.
Beşiktaş, ilk yarıda beklendiği gibi topa sahip olan taraftı. Oyunun kontrolünü elinde tutan siyahbeyazlılar, Cerny'nin 40 . dakikada attığı golle soyunma odasına 1-0 önde gitti.
Bu aynı zamanda turun da garantisi gibiydi. Beşiktaş da ikinci yarıya baskılı, coşkulu ve topa sahip olarak başladı. Oyunu bu bölümlerde tamamen rakip ceza sahasına yıktı.
Takımın hırsı ve yardımlaşması olumlu sinyallerdi. Cerny'nin golle buluşması moral oldu.

Oliatan'ın zaman zaman ince pasları da tribünden alkış aldı.
Tabii ki rakip, 42 yıl sonra Avrupa kupalarında mücadele ettiğini de dikkate alırsak Beşiktaş'ın dengi değildi. Beşiktaş kazandı, moral buldu ama transferdeki eksikler hâlâ var.
Tribünlerin 90 dakika şovu geceye her zamanki gibi güzellik kattı.

İtalyan dokunuşu

Beşiktaş, ilk 11'de sadece bir oyuncu değişikliğiyle sahaya çıktı. Beklenildiği gibi topa sahip olarak başladı. İki takım da zaman zaman birbirini tehlikeli ataklarla yokladı. Beşiktaş cephesinde Cerny, taraftara saç baş yoldurdu. Emirhan'ın çizgiden çıkardığı top ise bence ilk yarının Beşiktaş adına kırılma anıydı. Evet, gol pozisyonlarına girdik ama değerlendiremedik. Ancak bu dakikalarda yenilecek bir gol hem moralimizi bozabilir hem de bizi oyundan düşürebilirdi. Emirhan, harika zamanlamasıyla buna izin vermedi.

Beşiktaş ikinci yarıya ön alan baskısını çok iyi yaparak ve topa sahip olarak başladı. İlhan'ın kanadı yine çok iyi işledi. Bu baskının sonucunda Beşiktaş, Orkun ile önemli bir gol fırsatı yakaladı ancak kaleci gole izin vermedi. Nübel'in özellikle kontra atağa çıkacak şekilde topu oyuna sokuşu çok hoşuma gitti.

Bu kadar önde oynayıp baskı kurduğunuz anlarda elbette savunmada açıklar vereceksiniz. Ancak Beşiktaş'ın bu sezonki en büyük kazançlarından biri kalecisi. Yine harika bir performans ortaya koydu ve yaptığı kritik kurtarışlarla takımını oyunun içinde tuttu.

Arka arkaya gördüğü iki sarı kartın ardından Ouattara'nın oyun dışında kalması Beşiktaş adına büyük talihsizlik oldu ve siyah-beyazlılar 10 kişi devam etti. Kırmızı kartın ardından maç tam bir kaos ortamına dönecekken Vincenzo Italiano yine oyunu çok iyi okudu. Yaptığı değişikliklerin karşılığını aldı ve oyuna giren Semih, takımını 1-0 öne geçiren golü kaydetti. Her şeyi bir yana bırakırsak, kaleci Nübel ile Emirhan Topçu, Beşiktaş adına bugün sahanın en iyileriydi. Nübel kritik kurtarışlarıyla takımını ayakta tutarken, Emirhan da savunmadaki müdahaleleriyle maçın kaderine doğrudan etki etti. Cerny'nin arkasına ya da yanına U-23 bir oyuncu alalım düşüncesini artık bırakmak gerekiyor. Beşiktaş'ın kaliteli bir sağ açığa ihtiyacı var.

Beşiktaş'ın eksik bölgeleri hâlâ çok fazla. Futbol aklının bu noktalara acilen çözüm bulması gerekiyor. Bundan sonraki transferler doğrudan bu eksik bölgelere yapılmalı. Beşiktaş çok fazla zaman kaybetti. Artık daha fazla vakit kaybetmeden bu eksikler bir an önce giderilmeli.

Kartal tura uçtu!

Beşiktaş, ilk maçta daha farklı bir skorla ayrılabileceği Midtjylland karşısına çıkıyor. 1-0 da olsa skor avantajımız var. Umarım bunu koruyarak turu geçeriz. Maç başladı ancak Beşiktaş, oyuna henüz sahaya çıkmamış gibi başladı. Midtjylland- Beşiktaş maçında savunma prensibi adeta yoktu. İlk 5 dakika içinde maçta 3 net pozisyon yaşandı. İlk maçta kaldığı yerden devam eden Olaitan da net bir fırsatta topu auta gönderdi. İlk bölümün ardından oyun bir süre iki takım adına dengelense de, 30. dakikada Midtjylland ani bir kontra atakla yine çok tehlikeli geldi ve top direkten döndü. Beşiktaş'ın oyunun kontrolünü aldığı anlar olsa da, kalan dakikalarda Midtjylland kontra ataklarla etkili olmaya devam etti. İlk yarı golsüz eşitlikle tamamlandı. Bu skor ilk yarı itibarıyla Beşiktaş'a yetiyor ancak topa daha fazla sahip olan ve daha tehlikeli ataklar geliştiren taraf Midtjylland'dı. İkinci yarıda buna mutlaka çözüm bulunması gerekiyor.


İkinci yarı Beşiktaş açısından iyi başladı. Midtjylland, ilk maçta olduğu gibi bu karşılaşmada da 10 kişi kaldı. Bu avantajı değerlendirmek gerekiyordu. Bu kez direğe takılan taraf Beşiktaş oldu. Orkun harika vurdu ancak top direkten oyun alanına döndü. Kırmızı kartın ardından oyunun hakimi tamamen Beşiktaş oldu. Rashica ise oyuna girer girmez sahneye çıktı ve bizi rahatlatan golü attı. Beşiktaş, kontra atak sonucu İlhan'ın kazandırdığı penaltıda topun başına geçen kaptan Orkun, hata yapmadı ve skoru 2-0'a taşıdı. Artık iyice rahatladık. Beşiktaş, oldukça zorlu bir kura çekmesine rağmen Avrupa Ligi 2. Ön Eleme Turu'nu geçmeyi başardı. Ancak bu turdan çıkarılması gereken çok fazla ders var. Eksik bölgelere bir an önce takviye yapılması gerekiyor. Salah transferinde olduğu gibi haftalarca tek bir oyuncunun peşinden gidip diğer ihtiyaç duyulan bölgeleri ihmal etmemek lazım.

Daha farklı olabilirdi

Beşiktaş, Midtjylland karşısında yeni sezona başladı.
Hem maddi açıdan Avrupa'dan gelecek gelir kulübe önemli bir katkı sağlayacak hem de transfer döneminde hedeflenen oyuncuları Avrupa Ligi faktörüyle ikna etmek çok daha kolay olacaktır.
Vincenzo Italiano yönetimindeki Beşiktaş, karşılaşmanın ilk 15 dakikasında çok net fırsatlar yakaladı.
Hücumda üretken bir görüntü sergilerken savunmada da zaman zaman boşluklar verdi.
Midtjylland bu açıkları değerlendirebilecek pozisyonlar bulsa da sonuca gidemedi. Ardından rakip takımın gördüğü kırmızı kartla birlikte maçın dengesi tamamen değişti.
Rakibin 10 kişi kalmasının ardından Midtjylland savunma bloğunu iyice geriye çekti. Kaptan da fazla bekletmeden sahneye çıktı ve klas bir vuruşla takımını öne geçirdi.

Golden sonra oyun adeta tek kaleye döndü. Beşiktaş çok net iki fırsatı daha değerlendiremedi.
Böyle maçlarda işi erken bitirmek gerekir. Midtjylland bu kadar geriye yaslanmışken ilk yarıda farkı artırıp karşılaşmayı büyük ölçüde koparmak gerekiyordu.
Sol bekten gelen ortada sağ bekin kafa golünü bulması da hücum organizasyonlarının ne kadar doğru çalışıldığını gösterdi. Salih Özcan'ın performansını da beğendim.
İkinci yarıya da baskılı başlayan Beşiktaş, ilk 60 dakika itibarıyla ikinci golü bulamadı. Oyun tamamen siyahbeyazlıların kontrolündeydi. Yaklaşık yüzde 80 topa sahip olma oranına ulaşıldı ve maç tek kale oynandı.
Ancak bu üstünlük uzun süre skora yansımadı.
Nübel'in kritik kurtarışı beraberlik golünü önledi. Karşılaşmanın başından itibaren güven veren bir performans ortaya koydu. Taraftar ise ilk düdükten son ana kadar takımını desteklemeyi sürdürdü.
Savunma hattına yapılacak takviye konusunda ise farklı düşünüyorum.
Emirhan'ın o bölgeyi rahatlıkla toparlayabilecek bir oyuncu olduğunu gösterdiğini düşünüyorum.

Geçen sezon 19 milyon euro bonservis bedeliyle transfer edilen Agbadou'nun bugün ilk 11'de kendine yer bulamaması, kulübün transfer politikası hakkında önemli fikirler veriyor. İlhan Fakılı'nın da kumaşı iyi.
Potansiyeli yüksek ve doğru gelişimle önemli katkı verebilir.
Vincenzo Italiano ise uzun zamandır Beşiktaş kulübesinde özlenen bir teknik adam profili çizdi.
Maçı yaşayan, oyunu doğru okuyan, değişiklikleri zamanında yapan ve takımına hakim bir görüntü verdi. Bu enerji saha kenarına da yansıdı.
Son olarak futbol aklı konusunda Önder Özen'e ayrı bir parantez açmak gerekiyor.
Şu ana kadar transfer planlaması ve kurulan düzen olumlu sinyaller veriyor. Bundan sonraki süreçte de futbol yapılanmasının Önder Özen ile Vincenzo Italiano uyumunda ilerlemesi, Beşiktaş adına en doğru yol olacaktır.

Bu filmi görmüştüm

Değerli Beşiktaşlılar, Açıkçası Trossard ile gerçekleştirilen imza törenindeki fotoğrafı görünce, bu kareyi farklı hislerle ele almak istedim. Bir anda aklıma 2010 Ricardo Quaresma, Simao Sabrosa, Hugo Almeida ve Manuel Fernandes yılında imza töreni geldi. O gün de herkesin heyecanla karşıladığı popüler transferler yapılmıştı. Ancak tüm o beklentilere rağmen Beşiktaş sezonu beşinci sırada tamamlamıştı. O gün çekilen karede önde Başkan Yıldırım Demirören, yanında Serdal Adalı, futbolcular ve yönetim kurulu üyeleri vardı. O fotoğrafı o gün de kendimce doğru bulmamış, hatta bir futbolcunun arkasında bu kadar yöneticinin yer almasını açıkçası yadırgamış ve utanmıştım. Ancak o dönem yönetim kurulu olarak hepimiz o fotoğrafın içindeydik.

Aradan yıllar geçti. Peki ne değişti? Bugünkü fotoğrafa baktığımızda masada yalnızca başkan, futbolcu ve tercüman var. Beşiktaş'ın kurumsallaştığını, futbolun profesyonellere emanet edildiğini söylüyoruz ama futbolun sorumluları o masada yok. Önder Özen yok, futbol yapılanmasının diğer isimleri yok. Bu tablo beni hem üzdü hem de düşündürdü. O gün yapılan transferlerin önemli bir kısmı, DenizBank'tan alınan 75 milyon dolar krediyle gerçekleştirilmişti. O para aslında bankalara olan borçları azaltmak için kullanılabilirdi ancak futbolcu transferlerine harcanması tercih edildi. Bugün ise hâlâ banka borçlarının 122 milyon euro'dan 60-70 milyon euro seviyelerine indiğini konuşuyoruz. Yani yıllar geçmesine rağmen yine banka borçlarını konuşuyoruz. Demek ki hiçbir şey değişmedi. Aynı futbol aklı, aynı yönetim zihniyeti bugün de devam ediyor. Hatta geldiğimiz noktada bu iki fotoğrafa baktığımızda, hiçbir şeyin değişmediğini, aksine bazı yönleriyle daha da kötüye gidildiğini görüyoruz.

Elbette taraftarımızı, gençlerimizi çok iyi anlıyorum. Hepsi benim evladım sayılır. Böyle önemli bir transferde yaşanan atmosferi de anlayabiliyorum. Ancak bana orada önceden hazırlanmış bir kurgu varmış gibi hissettirdi. Sanki her şey önceden planlanmış da taraftara "Mohamed Salah" tezahüratı yaptırıldı. Ben başkandan burada şunu beklerdim; hafif bir tebessümle ayağa kalkıp yeni transferi onore etmesini ve taraftarın tezahüratını doğrudan aldığımız futbolcuya yönlendirmesini isterdim. Tabii bunlar tamamen Sinan abiniz olarak kendi duygu ve düşüncelerim. Kadro yaş ortalaması yüksek görünüyor ancak takip ettiğim kadarıyla hocanın idman dozu oldukça yüksek. Tempolu koşan bir takım oluşturma çabası dikkat çekiyor. Bu dengeyi nasıl kuracağını merak ediyorum. Umarım tüm bunlar saha sonuçlarına olumlu yansır, biz de Beşiktaş'ı seven bir aile olarak en çok biz seviniriz.

Eksikler tamamlanmalı

Bir transfer sezonuna daha başladık.
Milyon euroların havalarda uçuştuğu, birkaç yıl önce gelmesi için taraftarların büyük heyecan duyduğu ancak bugün gönderilmesi için üzerine para verilmesi konuşulan oyuncuların olduğu bir dönem yine başladı. Bunun gibi onlarca örnek sayabiliriz. Galatasaray, hem Şampiyonlar Ligi'ne doğrudan katılacak olması hem de kadrosunda çok fazla transfere ihtiyaç duymaması nedeniyle şu ana kadar sessizliğini koruyor.
Trabzonspor ise erken yaptığı transferlerle bence doğru bir yol izliyor. Fenerbahçe de iki transferin ardından tüm dikkat tek bir isme çevrildi. Görünen o ki o oyuncu da bugün ya da yarın açıklanacak. Beşiktaş'a baktığımızda ise dört büyükler arasında bana göre en fazla eksiği bulunan takım siyah-beyazlı takımdı.
23 Temmuz'da oynanacak Avrupa Ligi elemesi öncesinde kadroya daha fazla transferin katılması gerekiyordu. Her zaman söylüyorum; Avrupa kupalarında mücadele etmek hem oyuncuların sizi tercih etmesi açısından büyük avantaj sağlar hem de önemli bir maddi gelir oluşturur. Bu nedenle Avrupa'ya katılmak Beşiktaş için hayati önem taşıyor. Bu doğrultuda kaleci bölgesine iki transfer yapıldı. Öncelikle Beşiktaş'ta bana göre çok fazla haksızlığa uğrayan Ersin Destanoğlu'nun ayrılması beni üzdü.
Ersin hem karakterli hem de kaliteli bir kaleci. Umarım yeni takımında başarılı olur, bundan da hiç şüphem yok. Kaleci rotasyonuna Alexander Nübel ve Doğan Alemdar dahil edildi. Doğan, yaşına ve forma giydiği takımlara rağmen beklenen kadar fazla süre alamadı. Umarım iki kaleci de uzun yıllar Beşiktaş'a hizmet eder. İlhan Fakılı ve Kassoum Ouattara transferlerinde ise önemli olan bu genç oyuncuları doğru zamanda ve doğru şekilde kullanabilmek. Salih Özcan, son yıllarda Borussia Dortmund'da çok fazla forma şansı bulamasa da milli takımda Orkun Kökçü ile yakaladığı uyumu Beşiktaş'ta da sürdürebilirse önemli katkı sağlayabilir. Ancak burada Orkun, Salih ve önlerine alınacak orta saha oyuncusunun birbirini tamamlaması, performanslarını doğrudan etkileyecektir.
Beşiktaş'ta asıl konu ise forvet transferi.
Son yılların en büyük problemlerinden biri olan santrfor bölgesi için biraz geç kalındığını düşünüyorum. Çünkü bu transferin Avrupa Ligi elemesine yetişmesi gerekiyordu. Beşiktaş'ın tartışılmayacak seviyede, geldiği anda doğrudan etki edecek bir santrfor transfer etmesi şart.
Bunun yanında birkaç nokta transferle daha kadronun güçlendirilmesi gerekiyor.
Transfer döneminde adı geçen oyuncular netleştikçe değerlendirmelerimi yine sizlerle paylaşacağım. Saha içi elbette çok önemli ancak Beşiktaş'ta saha dışında da sorunlar yaşanıyor. Bunların en önemlisi ise başkan Serdal Adalı'nın sadece Beşiktaş'ın değil, Türkiye'nin hatta dünyanın örnek gösterdiği çArşı grubu ile yaşadığı ve benim de üzüntüyle takip ettiğim süreç. Umuyorum ki en kısa zamanda gerekli adımlar atılır ve bu yanlış yoldan dönülür.
B sinan.vardar

Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz

Bu güzel sözü açalım. Dünya Kupası'ndaki bu hezimetten sonra artık Türk futbolunda bir devrim zamanı gelmedi mi? O kadar yapılacak şey var ki. Mesela bir örnek vereyim; kulüplerin hiçbir şekilde, bilhassa uluslararası scout ekipleri yok, olsa da göstermelik. Bakın, bütün kulüplerin çoğunda hâlâ transferleri başkanlar ve yandaşları yapıyor. Ne Avrupa'da ne de Dünya Kupası'nda bir başarı gelmiyor. Bütün dünyayı tarayıp, oyuncu bulup, 14-15 yaşındaki yetenekli çocuklardan 5-10 tane takımlarına katsalar, bunlara hem eğitim verip hem de kanuni süre sonunda Türk vatandaşı yapsalar görün bakalım neler olacak.


Voleybolda bunun örneği önümüzde duruyor. Bunu yapan hiçbir kulüp yok. Avrupa'yı da dahil edersek 100 milyonluk bir nüfusa sahibiz ama bir pivot santrfor bulamıyoruz. Yoksa gerisi hikâye. Bu federasyon başkanı olsun, diğeri gelsin fark etmez. Ana fikri bulmadan hiçbir şey olmaz. Bakın kulüplerimize; Süper Lig'de her takım 12-13 yabancı ile oynuyor. Kaç tanesi vasıflı ve kulüpler bu transferlerden para kazanıyor? Bir de hep söylediğim; kulüp başkanları ve yöneticiler, devir aldıkları borçları artırırlarsa cepten ödesinler.


Hadi bakalım o zaman menajerlerle şüpheli transferler yapıp kulüpleri batma noktasına getirebiliyorlar mı? Diyeceksiniz ki Sinan Abi de hep aynı konudan bahsediyor. Ama doğrular bunlar. EĞRİ CETVELDEN DOĞRU ÇİZGİ ÇIKMAZ.

Bizim Çocuklar

Bir futbol adamı olarak, millî takımımız bütün ülkemizin gururu olarak Dünya Kupası'na katıldı ve macera başlıyor. Ben çok ümitliyim.
Nereye kadar gider bilmem ama ilk maçta Avustralya karşısında galibiyet alırsak gruptan çıkacağımızı ümit ediyorum.
İyi bir jenerasyon yakaladık.
Onar tane yabancının oynadığı Süper Lig'de böyle bir kadro çıkması hakikaten mucize.
Allah'tan, yurt dışında yetişen futbolcularımız da millî takımımıza büyük bir ivme kazandırıyor.
Böyle bakıyorum, tek tek inceliyorum.
Oynayacağımız ilk tur rakipleri kapalı kutu olmalarına rağmen hakikaten çok ümitliyim.
Montella ısrarla santrforsuz oynamayı tercih ediyor ama bu dakikaya kadar haklı çıktı.
Bu müspet futbolun finallere de yansıyacağını düşünüyorum.
Geçtiğimiz günlerde Türkiye Futbol Federasyonu, futbolcuların ailelerini de Amerika'ya götürdü.
Bu da bir doping tesiri yapabilir. Her şeyde olduğu gibi aile de bir futbol takımı için çok önemlidir. Burada federasyonun davranışı da muhteşemdi.
Biraz hava şartlarında sıkıntı olabilir.
En son play-off'tan çıktığımız için Arizona kamp yeri olarak belirlenmek zorunda kaldı.
O bir talihsizlik oldu ama takımımız bunun da üstesinden gelecektir.
Dualarımızı esirgemeyelim.
Maç saatleri bizim yaşantımıza uymasa da o saatlerde hepimiz ayakta olup milli takımımızı destekleyeceğiz.
Canıgönülden millî takımımıza başarılar diliyorum.