Sinan Vardar

Sinan Vardar

OH be!

Beşiktaş, sakatlığı bulunan Orkun Kökçü dışında ideal 11'iyle sahada. Hafta içi Avrupa Kupası'nda alınan beraberliğin ardından lige dönen Beşiktaş, artık puan kaybına tahammülünün olmadığı bir maça çıkıyor. Karşılaşmanın pazartesi günü saat 19.00'da olması nedeniyle tribünlerde yer yer boşluklar dikkat çekiyor. İlk 10 dakikada Rıdvan ve Olaitan'ın savunma arkasına yaptığı koşularla etkili olan Beşiktaş, Vlahović'in kafayla iyi aşırdığı topta Ndidi ile de pozisyon buldu ancak bu fırsatlardan yararlanamadı. 17. dakikada inanılmaz bir fırsat kaçtı. Cerny, topu çok iyi bir şekilde Ndidi'ye bıraktı. Vlahović kafayla vurdu ancak top direkten oyun alanına döndü. Gerçekten şanssız bir pozisyondu. Başakşehir şu ana kadar hiç deplasman takımı gibi oynamıyor. Hücuma çıktıklarında sekiz Başakşehirli oyuncu Beşiktaş yarı sahasında bulunuyor.

İlk yarının son dakikalarında Başakşehir, yakaladığı tehlikeli pozisyonlardan yararlanamadı ve ilk yarı beraberlikle sona erdi. Beşiktaş ikinci yarıya topa sahip olarak başladı ancak bunu etkili kullanamadı. Özellikle 65. dakikaya kadar tehlikeli bir atak geliştiremedi. Evet, top Beşiktaş'ta kalıyordu ama bunun sonucunda tehlikeli pozisyonlar bulamıyordu. Başakşehir ise topa fazla sahip olmamasına rağmen uzaktan çektiği şutla tehlike yarattı. Nübel, bu şutu harika çıkardı. Beşiktaş, 65. dakika itibarıyla çift forvete dondu ve bunun karşılığını da aldı. Oh, baskı sonucunda topu kazandı, kaleciyi de geçti ve takımını 1-0 öne geçirdi. Golden sonra Beşiktaş, oyunun hakimiyetini tamamen ele aldı. Bu sezon Beşiktaş'ın en formda oyuncularından biri olan Olaitan, harika bir golle takımını 2-0 öne geçirdi. Harikulade bir son vuruştu. Beşiktaş, çok kritik bir galibiyete imza attı.

Yazık oldu

Beşiktaş, iyi oynayıp kaybettiği Trabzonspor maçının ardından yenilgi yüzü görmediği Avrupa Ligi'nde evinde Crystal Palace'ı konuk ediyor. Yoğun maç temposundan dolayı Italiano, rotasyonlu bir kadroyla sahaya çıkıyor. Forma şansı bulamayan oyuncuların bu şansları değerlendirmeleri gerekiyor. Kartal, üzerinde çok fazla durduğum bir oyuncu. Başta Kartal olmak üzere diğer rotasyona giren oyuncular için Italiano'nun verdiği bu şans çok önemli bir fırsat. Taraftar, hafta içi olmasına ve maçın saat 22.00'de başlamasına rağmen tribünleri tıklım tıklım doldurdu. Harika bir taraftarımız var. Bugün de tribünlerde müthiş bir atmosfer var. İlk yarıda iki takımın da çok fazla atak bulamadığı, birbirinin üstüne çok fazla gitmediği, orta alan mücadelelerinin daha fazla olduğu bir maç temposuyla devam ederken Salih Özcan harika bir pas attı. Sonradan oyuna giren Ndidi, savunmanın arkasına güzel sızdı. Tam ilk yarı berabere bitecek diye beklerken Beşiktaş, ilk yarıyı 1-0 önde tamamladı. Beşiktaş, ikinci yarıya ilk yarının sonunda gelen golün moraliyle başlamıştı. Ancak ikinci yarının başında yenilen gol, skoru 1-1'e getirdi. Rakibin paslaşarak sağ çizgiden ortaya çevirdiği topta, ceza sahasının merkezinde bu kadar kolay vuruş imkânı tanınmaması gerekiyordu. İlk golü yazarken hemen ardından ikinci gol de geldi.


Bu seviyede böyle amatörce hataların yapılmaması gerekiyor. Paslaşırken bir anda yapılan acemice bir hata affedilmiyor. Beşiktaş, ikinci yarının başında art arda yediği iki golle 2-1 yenik duruma düşüyor. Olacak şey değil! Beşiktaş o kadar vasat bir futbol oynuyor ki Oh ileride yalnız kalıyor, topla buluşamıyor. Beşiktaş, geriye düştükten sonra topa hâkim oldu. Yapılan değişikliklerle birlikte oyunu tamamen rakip kaleye yıktı ve sonunda aradığı golü buldu. Olaitan, uzaktan harika bir vuruşla skoru 2-2'ye getirdi. Italiano, beraberlikle yetinmeyecek gibi görünüyor.


Hemen Vlahović ve Černý hamlelerini yaptı. Beşiktaş, as oyuncularını oyuna sokmuş ve tempoyu yakalamıştı ki Ümit Akdağ'ın gördüğü kırmızı kart hiç de iyi olmadı. Bu seviyede profesyonel bir futbolcunun bu şekilde kırmızı kart görmesi çok büyük amatörlük. Uzun yıllardır izlediğim en kötü İngiliz takımıydı. Beşiktaş bu takımı yenmeliydi.

Enseyi karartmayın!

Bu haftanın en çok beklenen maçlarından biri, kapanış maçı olan Trabzonspor-Beşiktaş karşılaşması. Herkesin merakla beklediği bir maç. Son zamanlarda izlediğim en güzel maçlardan bir tanesi. Top bir o kalede, bir bu kalede. İki takım da tehlikeli pozisyonlar yakalıyor ancak bunlardan yararlanamıyor. Trabzonspor, Ozan Tufan'la kaleciden dönen topu gole çevirdi. İlk yarının sonlarına doğru Trabzonspor önemli bir fırsattan yararlanamadı. Dönen pozisyonda Beşiktaş'ın topu direkten döndü. Ardından Trabzonspor bir kez daha yakaladığı fırsatı değerlendiremedi. İlk yarıda Trabzonspor, Beşiktaş savunmasının arkasına kaçırdığı oyuncularla genellikle pozisyonlara girdi. Beşiktaş'ın buna dikkat etmesi gerekiyor. Savunmanın arkasına çok fazla oyuncu sarkıyor. Organizasyon anlamında da takım Orkun Kökçü'yü arıyor. Beşiktaş'ın oyununu ilk yarıda daha çok beğendim. Daha derli toplu bir oyun ortaya koydu Beşiktaş. İlk yarı, Trabzonspor'un 1-0 üstünlüğüyle sona erdi. Beşiktaş, ikinci yarıya oyununu Trabzonspor'a kabul ettirerek başladı ve oyunu Trabzonspor yarı alanına yıktı. Sadece kalecisi Beşiktaş'ın kendi yarı sahasında kaldı. Bence bu noktada 4-4-2'ye dönülmeli ve Almanya'da şov yapan Oh oyuna alınmalı. Beşiktaş galibiyete oynamalı.


Beşiktaş topa hakim oynuyor ancak 60. dakikaya kadar topa sahip olduğu anlarda tehlikeli bir gol pozisyonuna giremedi. Beşiktaş, Trossard ile gole yaklaştı ancak top direği sıyırarak dışarı çıktı. Şunu tekrar söylemek istiyorum: Beşiktaş, Oh'u oyuna almalı. Bu maçı kazanabilir. Atamayana atarlar derler ya, adeta öyle bir ikinci yarı oldu. Bu tür maçlarda yakaladığınız fırsatları değerlendiremezseniz golü kalenizde görürsünüz. Salih Özcan topa yetişemedi, top Salah'a çıkarıldı ve Salah golü attı. Beşiktaş, ikinci golü yemeden önce değişiklik yapmalıydı. Şimdi üç değişiklik yapılıyor ama daha erken yapılmalıydı. Nübel, karşı karşıya kaldığı iki pozisyonda çok iyi kurtarışlar yaptı. Kasım ayına gelindiğinde üçüncü mağlubiyet iyi olmadı ama Beşiktaş kötü bir oyun oynamadı. Avrupa'da da iyi bir performans sergileniyor. Enseyi karartmadan yola devam edilmeli. Trabzonspor'da Onana ve Aral'ı çok beğendim. Tabii ki Salah'ı söylemeye gerek yok. Trabzonspor yönetimi, deplasman yasağının kaldırılması için gösterdiği çabadan dolayı teşekkürü hak ediyor. Beşiktaş taraftarları da bugün Trabzon'da takımlarını çok iyi desteklediler. Aynı şekilde Trabzonspor taraftarları da Beşiktaş'ın stadına gelerek takımlarının yanında olacaktır. Futbolun güzelliği de zaten bu.

Almanya’da Beşiktaş şov

Beşiktaş, milli aranın ardından yoğun maç temposuna girdiği bu süreçte Avrupa Ligi'nde ikinci maçına çıkıyor. Maçın nerede oynandığını bilmesem Beşiktaş'ı ev sahibi zannederdim. Dernekler ve taraftar grupları çok iyi organize olmuşlar. Siyah giyinmişler, SNP Arena'yı adeta Tüpraş Stadyumu'na çevirmişler. Oradaki bütün kardeşlerimi yürekten kutluyorum. Beşiktaş çok iyi bir ön alan baskısı yapıyor. Bunun meyvelerini 45+'da aldı. Beşiktaş, ilk yarının sonunda Olaitan'la gole çok yaklaştı. Maalesef gol olmadı, top çizgiye paralel gitti. Orkun, zaten ilk yarının sonlarında sakatlanacağını belli etti. Beşiktaş adına talihsiz bir durum oldu. Beşiktaş, ikinci yarıda rakibini tamamen kendi yarı sahasına hapsetti. Beşiktaş; Trossard, İlhan ve Oh'la çok müsait pozisyonlardan yararlanamadı. Ardından beklenen gol geldi. Dikkat edin, gol pozisyonunda rakip ceza sahasında 6 tane Beşiktaşlı futbolcu vardı. Sağ bek Murillo, topu ağlara yollayarak siyah-beyazlıları öne geçirdi.


Ardından basit bir savunma ve kademe hatasıyla topu ağlarımızda gördük. Nübel'in ters ayakta kaldığı pozisyonda siyah-beyazlılar kalesinde golü gördü. Düşmeden aynı tempoyu koruyup oyunun içinde kalmak lazım. Beşiktaş, özellikle ikinci yarıda bahsettiğim gibi harika bir oyun ortaya koyuyor. Hoffenheim'ın golüne de erken reaksiyon verildi. Olaitan'ın harika asistinde Oh'la golü buldu. Beşiktaş rakibine adeta sahayı dar ediyor. Bu oyuna üçüncü gol de geliyor. İlhan çevirdi, Oh bitirdi! İlhan, sezonun fiyat-performans açısından en iyi transferlerinden biri. Harika işler yapıyor. Beşiktaş'ın duran toplarda ciddi anlamda sıkıntısı var. Bu sorun bu maçta da çözülemedi ve skor 2-3 oldu. Cesur hoca, cesur oyun! Sahanın her yerinde Beşiktaş vardı. Hak ettiği galibiyeti aldı. Müthiş bir seyirci desteğiyle Beşiktaş, ne olursa olsun bir Alman takımını deplasmanda yendi.

Üç puanın değeri

Beşiktaş, milli aranın ardından evinde Kocaelispor'u ağırlıyor. Rakiplerinin de kayıpsız geçtiği haftada, Beşiktaş'ın özellikle Trabzonspor maçı öncesinde bu karşılaşmadan üç puanla ayrılması şart. Tribünler tıklım tıklım dolu. Harika bir atmosfer olduğunu söyleyebilirim. Beşiktaş'ta sadece Olaitan yerine Miretti tercihi dışında, diğer 10 futbolcu ideal 11'de görmeye alıştığımız oyuncular. Siyah-beyazlılar maça etkili başladı. Kaptan Orkun Kökçü, harika bir şutla topu ağlara yolladı ve Beşiktaş'ı 1-0 öne geçirdi. Golden sonra Beşiktaş farkı açabilirdi ancak Nübel'in hatasıyla skor 1-1 oldu. Futbolun içinde bunlar var. Ardından kazanılan penaltıda Vlahovic'in golüyle Beşiktaş erken cevap verdi.

Net bir penaltı olduğunu düşünüyorum. Tayfur, oyuncunun zıplamasını engelliyor ve uzun süre çekiyor. Penaltı kararı doğru. İkinci yarıda, ilk yarıya göre gol pozisyonu olmasa da iki takım da tehlikeli ataklarla birbirlerinin kalelerini yokladı. Kocaelispor, ligin beğendiğim ekiplerinden bir tanesi. Selçuk İnan, Kocaelispor'da iyi işler yapıyor. Elindeki oyuncularla oynattığı oyun gerçekten takdire değer. Beşiktaş karşısında çok fazla sakat oyuncuları vardı. Önemli oyuncularından yoksundular ama buna rağmen iyi bir performans ortaya koydular. Milli ara dönüşleri her zaman zordur. Oyuncular hem uzun yolculuklar yapıyor hem de milli takımlarında dört maçlık yoğun bir periyottan geçiyorlar. Birçok oyuncunun bu karşılaşmalarda süre alması da fiziksel yorgunluğu artırıyor. Bu nedenle böyle dönemlerde oynanan futbolun iyi ya da kötü olmasından çok alınan sonuç önemlidir. Hedefe ulaşırken her maç bir finalse dün önemli bir final kazanıldı. Özellikle Avrupa maçlarının da olduğu yoğun fikstürde Beşiktaş için üç puan almak oldukça kıymetli.

Futbolda devrim gerekiyor

Milli Takımımızın hem Dünya Kupası'nda hem de Uluslar Ligi'nde yaşadığı başarısızlıklar, Türk futbolunda köklü bir devrim yapmanın zamanının geldiğini açıkça gösteriyor. Türkiye Futbol Federasyonu başkanları iyi niyetli olabilir. Ancak gelin, mevcut sisteme bir bakalım. Futbol Federasyonu seçimlerinde oy kullanan kulüp delegelerinin büyük bir çoğunluğu, futbolun içinden gelen insanlardan oluşmuyor. Böyle olunca da Türk futbolunun geleceğine yönelik fikir üretmek, sorunlara çözüm bulmak ve futbolun gerçekleri üzerinden sağlıklı bir diyalog kurmak neredeyse imkânsız hâle geliyor.

Maalesef delegelerin önemli bir bölümü iş insanlarından ya da ahbap çavuş ilişkileriyle belirlenen isimlerden oluşuyor. Futbolu, futbolun içinden gelen insanların yönetmesi gerekirken mevcut sistem buna yeterince imkân tanımıyor. En basit örneğiyle, son olarak alınan 23 yaş altı en az iki futbolcu bulundurulması kararına bile başta büyük kulüpler olmak üzere hemen itirazlar yükseldi. Geniş kadroda iki genç futbolcuya yer verilmesini öngören böylesine küçük bir reform bile maalesef futbol kamuoyunda tepkiyle karşılandı. İşte Türk futbolunun içinde bulunduğu durum tam olarak budur. En küçük değişikliğe bile tahammül edemeyen bir anlayışla nasıl ilerleyebiliriz? Bir tarafta 14 yabancı futbolcuya izin verilen bir sistem, diğer tarafta borç batağına saplanmış kulüplerimiz var. Bugün birçok kulübümüz devlet desteği olmadan ayakta kalabilecek durumda değil. Devletimiz Türkiye'nin dört bir yanında, neredeyse her şehrimize modern ve mükemmel statlar kazandırdı. Türk futboluna çok büyük yatırımlar yapıldı. Ancak bütün bu yatırımlara rağmen futbolumuzun geldiği nokta ortada. Maalesef Türk futbolu her geçen gün daha da geriye gidiyor. Artık bu düzenin değişmesi gerekiyor.

Öncelikle Türkiye Futbol Federasyonunun delege sistemi mutlaka yeniden düzenlenmeli. Futbolun geleceğiyle ilgili kararları, futbolu bilen, futbolun içinden gelen ve bu oyunun sorunlarını yakından tanıyan insanlar vermeli. Bu konuda yalnızca eleştirmekle yetinmek istemiyorum. Farklı üç siyasi partide yer alan, yıllarca Türk futboluna hizmet etmiş Saffet Sancaklı, Ünal Karaman ve Alpay Özalan'ın da aralarında bulunacağı eski futbolcularla bir oluşum başlatılması için en kısa zamanda girişimde bulunacağım.

Amacımız siyasi görüşlerden bağımsız, ortak paydası Türk futbolunun geleceği olan bir anlayışı ortaya koymak olmalı. Çünkü Türk futbolunun artık günü kurtaran kararlarla değil, köklü reformlarla yönetilmeye ihtiyacı var. Türk futbolunda değişim değil, gerçek bir devrim gerekiyor. Bu tezin gelişmesi için daha ileri götürülmesi için en kısa zamanda Türk futbolu iz bırakmış futbol adamlarıyla bir organizasyon yapmak düşüncesindeyim. Yani özetle sorun kişilerde değil sistemde. Kalın sağlıcakla.

Yol kazası

Galatasaray'ın önceki gün Trabzon karşısında puan kaybetmesiyle beraber Beşiktaş, ilk milli arayı lider bitirme fırsatıyla karşılaştı. Özellikle hafta içinde coşkulu futbolla alınan Avrupa'daki ilk galibiyet, Beşiktaş'taki moralleri tamamen yükseltti. Ama şunu da belirtmekte fayda var; bu senenin şu ana kadar formda ekiplerinden biri olan Amed, zor bir deplasman. Maç beklendiği üzere yüksek tempoyla başladı. Gift Orban çok iyi bir şut attı. Salih Özcan orada tekte oynasa iyi olurdu ama kaybedilen top sonrası Amed 1-0 öne geçti. Beşiktaş tam toparlanmaya çalışırken, adeta ilk golün kopyası gibi yine uzaklardan, bu sefer Saba vurdu ve durumu 2-0'a getirdi. Beşiktaş ilk yarıda çok yorgun bir görüntü çizdi. İlk 11 şansı bulan Poku sahada yoktu. Olaitan ve Orkun da aksayınca siyah-beyazlı takımın tek umudu İlhan Fakılı'nın sürpriz atakları oldu. İlk yarı ev sahibinin 2-0 üstünlüğüyle biterken, Italiano da maçı kurtarmak adına ikinci yarıya Djalo, Olaitan ve Poku'yu kenara alıp Miretti, Cerny ve Emirhan'ı oyuna soktu.

***

Beşiktaş ikinci yarıya baskılı başladı. Oyuna ikinci yarıda giren Miretti, Orkun'a harika bıraktı. Orkun iyi vurdu, dönen topu golcü Vlahovic tamamladı. Bu noktada golü erken bulmak Beşiktaş adına oldukça önemliydi. Golden sonra da Beşiktaş baskısını artırdı. Golü bulduktan sonra basit bir hatayla fark tekrar ikiye çıktı. Nübel'in orada Salih Özcan'a atmaması gerekiyordu. Bence golün yüzde 90'ı bu hatadan kaynaklandı. Salih Özcan'ın da orada gidip topu istememesi gerekiyordu. Burada yapılan basit hata Beşiktaş'a pahalıya mal oldu. Beşiktaş baskıyı kurarak uzatmalarda penaltı kazandı ama bu gol galibiyete yeterli olmadı. Beşiktaş, milli ara öncesi bireysel hatalarla Amedspor'a mağlup oldu ama enseyi karartmamak lazım. Bunu bir yol kazası olarak görüp milli aradan sonra Beşiktaş yoluna kazanarak devam edecektir. Diyarbakır'da Amedspor taraftarları, Beşiktaş taraftarlarını çok güzel ağırladılar. Dostluk rüzgârları esti.

Yer siyah, gök beyaz

Beşiktaş, Avrupa Kupası'nda ilk maçına çıkıyor. Öncelikle tribünler, her maç olduğu gibi harika. Özellikle bir tarafın siyah, diğer tarafın beyaz giymesi harika bir görsel bütünlük oluşturmuş. Beşiktaş maça harika bir baskıyla başladı. Oyunu Marsilya yarı sahasına yıktı ve tehlikeli ataklar gerçekleştiriyor. Gençlik, hırs ve harika bir gol... Beşiktaş, maçın başından itibaren Marsilya'yı adeta kendi alanına hapsetti. Sahada basmadık yer bırakmadı, topu kaybettikten sonra saniyeler içinde geri kazandı ve bunun karşılığını da 1-0 öne geçerek aldı. Tabii Beşiktaş bu kadar önde kalınca doğal olarak arkada açık vermeye başladı. Kaptırılan topta Marsilya, arkada bulduğu boşluklarla skoru 1-1'e getirdi. Beşiktaş ilk yarı savunma arkasında çok fazla boşluk verdi. Bu sezon ilk defa bu kadar açık verdiği bir maç oluyor. Hücumda da golde olduğu gibi orta bloğu kullanmak gerekiyor.

***

Rakip sete oturduğu için kanatları kullandığında Beşiktaş sıkıntı yaşıyor ama ortadan geldiğinde etkili oluyor. O yüzden biraz daha Vlahovic'i kullanarak Beşiktaş ortadan gelmeli. Agbadou-Djalo değişikliğini mantıklı buluyorum. Oyuncunun sarı kartı vardı, savunmayı bu kadar önde kurduğunuzda sıkıntı yaratabilirdi. Ayrıca Almanya Millî Takımı'na seçilen kalecimiz Nübel'i de tebrik ediyorum. Oynadığımız oyunda ilk yarı skoru böyle olmamalıydı. Beşiktaş, ikinci yarıya Cerny'nin attığı golle öne geçerek başladı. Erken gelen bu gol skoru daha da artırabilir. Bu sene köşe vuruşu organizasyonlarını iyi yapıyor Beşiktaş. Murillo harika yükselerek skoru 3-1'e taşıdı. Olaitan'ın hırsı, mücadelesi, Beşiktaş'a dördüncü golü getirdi. Faullere rağmen durdurulmadı ve Poku'ya dördüncü golü attırdı. Sahadaki bir isme daha parantez açmak istiyorum: Salih. Enerjisiyle orta sahada bir an olsun durmuyor, mücadelenin içinde... Beşiktaş, harika oyunuyla rakibini adeta sahadan silerek Avrupa'da ilk galibiyetini aldı.

Beşiktaş doğru yolu buldu

eşiktaş, bilhassa Fenerbahçe derbisinde aldığı muhteşem sonuç ve ardından Erzurumspor karşısında oynadığı etkileyici oyunla Türk futbol kamuoyunun takdirini kazandı. Ben de aynı fikirdeyim.; siyah-beyazlı takım, bu sezon hem şampiyonluk yarışında hem de Avrupa kupalarında çok başarılı olacak gibi görünüyor. Sayın Serdal Adalı başkan olduktan sonra ısrarla yazdım, çizdim, söyledim: Başkan, eski yönetim tarzını bırakmalı ve Beşiktaş futbolunu mutlaka profesyonel futbol adamlarıyla yönetmeli. Başkan doğruyu da buldu. Önder Özen'in sportif direktörlüğe getirilmesi, pasif vaziyette duran Eduard Graf'ın da yeniden aktif şekilde futbol organizasyonunun içine girmesi, doğru bir antrenör seçimi ve doğru futbolcu transferleriyle birlikte Beşiktaş futbolu organizasyon olarak tam da benim istediğim duruma geldi.

***

Tüm bu gelişmeler; başarının daha başlangıç noktası... Aynı sistemle devam edilirse önümüzdeki yıllarda Beşiktaş'ın çok daha başarılı olacağına inanıyorum. Bu, bardağın dolu tarafı... Beşiktaş'ın borsadaki hisseleri Tera şirketinin desteğiyle yüzde 10'u satılarak kulübe önemli bir gelir elde edildi ve bu gelirle transferler gerçekleştirildi. Tera firmasına da Beşiktaş camiasının teşekkür etmesi gerekir. Netice itibarıyla Beşiktaş hisselerinin yüzde 10'u satılmış oldu. Neyse, bu konulara mali kongrede tabii ki ayrıca değineceğim. Bugün ortada bir gerçek var: Yıllardır taraftarını üzen Beşiktaş'ın önümüzdeki sezonlarda Süper Lig'e damga vuracağını düşünüyorum. Şimdi önümüzde Marsilya maçı var. Beşiktaş'ın son haftalarda ortaya koyduğu futbolun bir benzerini bu karşılaşmada da sahaya yansıtmasını ve Avrupa kupalarında gidebileceği yere kadar gitmesini temenni ediyorum.

Pınarbaşı’yla başladı, şovla bitti!

Geçen hafta deplasmanda Fenerbahçe'ye karşı ezici bir üstünlük koyup, oynadığı oyunla sahadan galibiyetle ayrılan Beşiktaş, evinde Erzurumspor'u ağırlıyor. Tribünler tıklım tıklım dolu, coşku muazzam derecede iyi. Ben de tribünde yerimi aldım. Bir kez daha Beşiktaş taraftarıyla gurur duyuyorum. Beşiktaş maça çok iyi başladı. Haftalardır çok başarılı bir performans gösteren Emirhan Topçu, mükâfatını golle aldı. Maçta perdeyi açarken; Milli Takım'a da göz kırptı. Beşiktaş golden sonra baskıyı daha da artırdı. Trossard İstanbul'a alıştı, harika bir organizasyonla topu ağlara gönderdi. Trossard şahane; bu sezon lige damga vuracak. Beşiktaş'ın en büyük artısı kondisyon. Teknik direktör Italiano takıma harika bir kondisyon yüklemiş. Kaybedilen top 5-6 saniye içerisinde geri kazanılıyor, rakip de bu baskıyla bunalıyor.

***

Orkun kardeşim, zaten hakemler Beşiktaş'a takmış durumdalar. Bu kadar üstlerine gidip itirazın dozunu artırma, zaten kart gösterecek yer arıyorlar. İlk yarının sonlarında Erzurumspor kalesi abluka altına alındı ama kaleciyi geçemedi. İlk yarı 2-0'lık skorla bitti ama verilmeyen iki net penaltıyı da es geçmeyelim! Beşiktaş ikinci yarıya hızlı başladı, golü de buldu ama gol hakem tarafından iptal edildi. Ben çok aynı kanıda değilim, bence goldü. Beşiktaş, ilk yarıda kaldığı yerden devam eden bir oyun oynuyor. Ertuğrul bu sefer gole izin vermedi. Şampiyonluğa giden yolda yedek kulübesinin katkısı çok önemlidir. İlhan Fakılı da geldiği günden bugüne kadar bu katkıyı fazlasıyla vermeye devam ediyor. Bugün de yedekten girip golünü attı. Beşiktaş, evinde taraftarının harika atmosferi ve çok güzel bir oyunla Erzurumspor karşısında galip geldi. Şimdi hedef, Avrupa Ligi gruplarında oynayacağımız ilk maç olan Marsilya karşılaşması.