CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Sergen Yalçın ateşle oynuyor

Beşiktaş, ligin son sırasındaki Fatih Karagümrük'e kendi evinde iki puan bıraktıysa, bunun adı net şekilde taraftarın umutlarıyla oynamaktır. Bu maç, "direğe takıldık, şanssızdık" diye geçiştirilecek bir maç değil. Evet, direkten dönen toplar var. Evet, oyun üstünlüğü var. Ama büyük takım refleksi dediğin şey tam da böyle günlerde ortaya çıkar. O topu bir şekilde içeri atacaksın. Rakibin direnci, direkt bahanedir, skor gerçektir. Kapanan takımlara karşı çözüm üretemeyen bir anlayışın, yine yeniden sarsılmasıdır. Daha kritik tarafı ise şu: Başakşehir yükselişte. Form grafiği yukarı doğru çıkan, ritim yakalamış bir rakip var ve sen böyle haftalarda puan kaybediyorsun. İşte tehlike tam burada başlıyor. Futbolda ivme çok belirleyicidir; biri yukarı çıkarken diğeri yerinde sayarsa tablo hızla değişir. Bir anda Konferans Ligi'nin soğukluğunu ensenizde hissedebilirsiniz. Çünkü kupanın garantisi yok. Karagümrük'ü yenemeyen bir takımın Konyaspor'u hatta Trabzonspor'u yenebileceğinin garantisi yok. Beşiktaş üretmiş olabilir, baskı kurmuş olabilir ama tabelaya yansımayan hiçbir üstünlüğün değeri yok. Zirve yarışında iki puan bırakmak, hele ki alt sıralardaki bir takıma karşı, doğrudan rakiplerine davetiye çıkarmaktır. Özetle: Direkler konuşulur ama yarışta belirleyici olan puan cetvelidir. Başakşehir gelirken, Beşiktaş'ın yerinde sayma lüksü yok.

Sergen Yalçın ile oluyor mu!

Samsun'a deplasmanda 2-1 kaybeden Beşiktaş'ta analiz edilmesi gereken çok fazla olumsuz görüntü var:
1- Oyunun kalitesi… Beşiktaş iyi oynamıyor. Haftalardır bunun sinyalini veriyor. Ancak Sergen Yalçın bu duruma çözüm üretemiyor. Fenerbahçe deplasmanında da Samsun'da da defans hattı ve kademe anlayışı dağıldı.
2- Bir takım Holse'nin attığı gibi gol yiyebilir. 'Atanın becerisi' der geçersiniz.
Ancak neredeyse fotokopi gibi bir noktadan yine kademe ve adam paylaşımı hatalarıyla Coulibaly'den de benzer golü yiyorsanız bu rakibin becerisi, sizin şanssızlığınız değil tamamen sizin beceriksizliğinizdir.
3- Beşiktaş'ın geçiş oyununda ve rakip savunma kapandığında neler yapabildiği konusu var bir de. Samsun ilk 45 dakika bilerek ve isteyerek topu Beşiktaş'a bıraktı. Özellikle Uduokhai'nin kontrolsüz çıkışları ve Agbadou'nun geri dönüşlerdeki pozisyon kayıpları düşündürücü.
İlk yarı bu taktik yüzünden sıradan, sıkıcı bir maç izledik. Beşiktaş rakibin topu bırakma anlayışını elle tutulur bir atağa dönüştüremedi.
İkinci yarı Samsunspor attığı iki golün yanında kaçırdığı 4-5 net pozisyonu değerlendirse skor çok başka yere giderdi. Penaltı kararı doğru olunca, Yalçın'a da hakemi suçlayacak bir argüman kalmadı. Beşiktaş seneye geleceğin güçlü takım hayallerini kurarken bu kadronun ve haftalardır süren vasat oyunun Yalçın'la bir çözüm vadedip etmediğini bir daha değerlendirmesi gerekiyor.

Beşiktaş ‘OH’ çekti

F.Bahçe mağlubiyeti, hakem sendromunun depreşmesi ve bu sezon Sergen Yalçın liderl-i ğinde derbi kazanamayan bir takım durumuna düşmenin bindirildiği yük, Beşiktaş'ı can sıkıcı bir durumun içine sokmak üzereydi. Antalya galibiyeti, başta taraftar olmak üzere takıma ve camiaya derin bir 'OH' çektirdi. Maçın yıldızının Hyeon-gyu Oh olması, geceyi daha da anlamlı hale getirdi. Beşiktaş'un haftayı kayıpla kapatan ensesindeki Göztepe'den uzaklaşması, bu fotoğrafı tamamladı. Taraftar derbi yenilgisine rağmen istekliydi, takım daha dinamik ve derbiyi unutturmak istercesine gayretliydi. Sadece Orkun ve Oh değil, diğer oyuncular da öz güvenli ve gayretliydi. Golü atıp hamile eşini selamlayan Jota Silva, "Beni görün" dercesine iyi oynadı, Oyunda daha fazla kalmayı hak etmişti. Bir de Emirhan'ın, Beşiktaş 2-0 öndeyken yaptığı hata... Öz güven iyidir ama fazlası başına iş açabilir. Emirhan'ı severim. Beşiktaş'taki en iyi sol stoper. Bana göre A Milli Takım'da da olmalı. Ancak rakip kendi alanına kapanmışken stoperin çalım atmaya çalışıp kontra yedirmesi ve gole sebep olması anlaşılır bir hareket değil. Basit ve güvenli oymama çizgisinden çıkmamalı ki önü açık olsun. Beşiktaş geceyi mutlu kapattı. Ancak bir konu var; dikkat çekmeden geçemeyeceğim. 100. yılın şampiyon hocası Lucescu daha güzel uğurlanmalıydı, Beşiktaş İkinci Başkanı Hakan Daltaban ve bir yönetici Romanya'ya gitti. Başkan Adalı hastalanmasa o da gidecekti kabul. Ancak Lucescu'nun, Beşiktaş özelinde çok daha iyi bir anmayı hak ettiğini düşünüyorum

Hakem kararıyla yenildi

Büyük derbilerin özel oyuncuları olur. Yıldızlaşırlar ve olağan akışı değiştirirler. Fenerbahçe'nin olası puan kaybında şampiyonlukta büyük yara alacağı, gerilimi yüksek bir derbide Beşiktaş'ın kalecisi Ersin Destanoğlu, tam anlamıyla gecenin yıldızıydı. Bir değil, iki değil, 3 karşı karşıya 4 net gol pozisyonu çıkardı. Ancak uzatmalarda gelen hakem Yasin Kol'un verdiği ve VAR'da onaylanan penaltı kararıyla Beşiktaş kaybetti, Fenerbahçe kazandı. Beşiktaş adına ilk yarı bizce istediği gibi gitti. Güçlü orta saha, 2 net gol pozisyonu ve dengeli ataklar deplasmanda iyi bir başlangıç hikâyesiydi. İkinci yarının başında; travma geçiren Murillo'nun çıkması sonrası yerine giren Gökhan Sazdağı'nın defasın dengesini bozan uyumsuzluğu öne çıktı. Gökhan'ın aşırmayla kendi kalesine golü, Yasin Kol ve VAR'ın haklı ofsayt kararıyla iptal edilmesi, ikinci yarının daha gergin ve olaylı geçeceğinin sinyalini verdi. Gökhan'ın ani girişi ve ilk yaşadığı pozisyon hem kendinin hem de savunma hattının dengesini bozdu. Pasında Emmanuel Agbadou'nun hatasında mutlak golü önleyen Ersin Destanoğlu'nun yıldızlaşmaya başladığı anlardı. Sonuçtan bağımsız Kerem Aktürkoğlu'nun karşıya gol vuruşunu da çıkaran Ersin, bana göre derbinin tam anlamıyla yıldızı oldu. Ancak sonucu Ersin Destanoğlu'nun etkileyici kurtarışları değil, uzatmalarda orta hakem Yasin Kol ve VAR'ın penaltı kararı belirledi. Pozisyonda topa ilk temas ve vuran Agbadou… Topa müdahaleden önce temas-darbe var mı? Verdiler desem o an pozisyon dışarıda…

Bekle bizi Amerika

1954'te İsviçre'de düzenlenen Dünya Kupası'nda ilk deneyimi yaşayan Türkiye, 48 yıl sonra G.Kore ve Japonya'da yapılan 2002 Dünya Kupası'nda 3. olarak fantastik bir 2. deneyim yaşamış ve yaşatmıştı. Ancak Türk Milli Takımı 24 yıl aranın ardından dün Kosova'yı play-off final maçında geçerek 2026 Dünya Kupası'na kalmayı başardı ve Türk Milleti'nin hasretini dindirdi.
Bazı zamanlar vardır. Amasız, fakatsız, orantısız başarıyı övmek gerekir. Böyle bir günde Montella ve takımın oyununu eleştirecek hiç değilim. Gemiyi ve üstümdeki Ay-Yıldızlı şanlı bayrağımızı Amerika limanına sağ salim ulaştırmasıyla ilgileniyorum. ABD'den Kanada'ya oradan Meksika'ya nasıl görkemli dalgalanacağını hayal ediyorum.
Tebrikler Montella, tebrikler Bizim Çocuklar, teşekkürler TFF yönetimi ve emeği geçen herkese teşekkürler... Gönülden kutluyorum ve bu başarıyı bize yaşatan, Türkiye'ye yaşatan herkesi saygıyla selamlıyorum.
Dün gece Kosova'daydım. Fadıl Vokrri'nin tribünlerindeydim. Hava şartları zor, ortam gergin ve rakip çok motiveydi.
Kenan Yıldız bir başka parladı. İsmail her yerdeydi. Asistin sahibi Orkun bütün pozisyonların içindeydi. Kaptan Hakan Çalhanoğlu başta bütün futbolcular gayretliydi. Özveriliydi. Montella'nın 11 tercihi ve oyuna müdahaleleri isabetliydi, İsmail sık sık Ozan ile sağ bek arasına girdi. 68'de Kerem, Barış değişikliği...

5-4-1'E DÖNDÜRDÜ
83'te Montella sistemi
5-4-1 e döndürdü. Hakan ve Arda çıktı. Eren sol öne, Barış sağ orta, Salih merkez ve Kenan öne geldi. Özetle dün gemisini limana ulaştıran bir teknik adam ve ekibini gördüm. Herkesi canı gönülden kutlarım.. Türkiye bu sevinci doya doya kutlasın..

Moral buldu!

Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı ve yönetimi üç gündür tabiri yerindeyse Başkent'te kamp kurdu. Gençlerbirliği maçının etrafında örgülenmiş iftar, protokol buluşmalarının Adalı'nın moralini yükseltecek nitelikte geçtiği bilgisi geldi. Dün gece de futbol takımı Galatasaray mağlubiyetinin moral bozukluğunu Gençlerbirliği galibiyetiyle giderdi. Özetle Başkent, Beşiktaş'a çok iyi geldi.
Sergen Yalçın Emirhan'ın yokluğunda oynattığı Uduokhai'nin yerine bu sefer Djalo'yu tercih etti. Diğer 10 kişiyle devam etmesi istikrar beklentisi olduğunun göstergesiydi. Ndidi-Orkun-Asllani üçlüsünü bozmaması dikkat çekse de dengeli başlayan oyunun 18. dakikasında Koita'nın VAR uyarısıyla kırmızı kartla oyundan atılması dengeleri tamamen Beşiktaş lehine çevirdi. Ev sahibinin çözülmesi ikinci yarıda Olaitan'ın golüyle başladı. Oh'un etkili ve sert şutunda kaleciden dönen topu sert bir vuruşla ağlara gönderen Olaitan galibiyetin yolunu açan ismi oldu. Bu arada Olaitan'ın sakat El Bilal Toure'nin yerine oynadığı sol kanat yerine Ndidi ve Orkun'un önünde orta sahada daha verimli olduğunu düşünüyorum.
Geceye damgayı ve noktayı Kaptan Orkun Kökçü koydu. Korner noktasına yakın bir noktadan, dar açıdan topu filelere göndermesi unutulmaz bir gol ve andı. Tam jeneriklik ve 10 numaralı formaya yakışır bir gol attı.
Beşiktaş'ın, İstanbul'da 1-2 yenildiği Gençlerbirliği'ni rövanşta yenmesi kıymetliydi. Daha da önemlisi Galatasaray yenilgisi sonrası moral ve teselli oldu.

Galatasaray kazanmayı hak etmedi

Her derbinin hikâyesi ayrıdır ama her maçın kritik dakikaları ve kırılma anları vardır. Bu bazen bir gol, bazen bir pozisyon, bazen de gösterilmeyen ve gösterilen kırmızı kart bile olabilir. Birbirini yoklamayla geçen ilk 15 dakikanın ardından ilk yarıda Sane'nin, Asllani'nin bileğine kontrolsüz basması, sertlik riski yüksek şiddetli bir darbe içermesine rağmen hakem sarıyla geçiştirdi. VAR da pas geçti. Ancak 62'de VAR, ilkine göre daha az şiddet olmasına rağmen Sane'nin, Rıdvan'nın bileğine basmasında kırmızıyı verdirdi. İki pozisyon arasında neredeyse fark yok. Tek fark Sane'nin, Osimhen'in golüne asist sıkıştırması! İkincisi ise yine hakemin ilk yarıdan sarı kartı olan Osimhen'in ikinci devrede rakibinden topu alırken faul yapıp sonrasında çalan düdüğe rağmen golü attığı pozisyonda atmaya cesaret edememesi. Golde ofsayt kokusu var ama flu bırakılan bir nokta da o. Galatasaray nerdeyse 2 kere gelip, 1 golle döndüğü bir maç oynadı. Sane ve Osimhen'in kırmızı kart gördüğü senaryoyu takdirlerinize bırakıyorum. Galatasaray, galibiyeti hak edecek bir oyun oynamadı. İki yıldızıyla ve tecrübesiyle 3 puanı söküp aldı. Beşiktaş'ta iki eleştiri var; golde Osimhen'i unutacak kadar adam ve alan paylaşımındaki kademe hatası. İki; rakip 40 dakika 10 kişi kalmasına rağmen atılamayan gol. Orkun başta olma üzere Beşiktaş, sonucu alacak kaliteyi ve pozisyonu üretemedi. Mücadeleye laf söylenmez ama Beşiktaş'ın hücumda alacağı daha fazla mesafe var.