CANLI
SKOR
Fatih Doğan

Fatih Doğan

Bu skor asla tesadüf değil

Beşiktaş, Galatasaray derbisi öncesi kupada Çaykur Rizespor'u 4-1 yenerek yalnızca tur atlamadı; iddiasını, ciddiyetini ve kupaya olan iştahını da ortaya koydu. Bu skor tesadüf değil… Bu skor bir planın, disiplinin ve son dönemde atılan doğru adımların sonucudur. Maçın ilk dakikasından itibaren oyuna hükmeden bir Beşiktaş vardı. Kaptan Orkun'un sahada olması kendini çok net hissettirdi. Siyah-beyazlılar, rakibini sadece skorla değil, oyun aklıyla da yendi. Savunma hattındaki konsantrasyon, orta sahadaki dinamizm ve hücumdaki bitiricilik bir araya gelince ortaya "seri başı" kimliğini hak eden bir tablo çıktı. 4-1'lik skorun en kıymetli tarafı sadece fark değil; oyunun hiçbir anında rehavete kapılmayan bir takım görüntüsüydü. Skor 2-0 iken de aynı disiplin, 3-0'dan sonra da aynı iştah… İşte büyük takım refleksi tam olarak budur. Seri başı olarak üst tura yazılmak elbette önemli. Ancak asıl önemli olan, kupanın psikolojisini doğru yönetebilmektir. Beşiktaş dün gece şunu gösterdi: "Ben bu kupayı istiyorum." Tribünlerin enerjisi, sahadaki özgüvenle birleşince Beşiktaş kimliğinin o tanıdık yüzü yeniden ortaya çıktı. Kupada yol uzun. Rakipler zorlaşacak. Ama dün gece ortaya konan oyun, Beşiktaş'ın bu yolda sadece yürümeye değil, koşmaya niyetli olduğunu gösterdi. Yenilen golde Ersin'in hatasına rağmen tribünlerin destek olması, Galatasaray derbisi öncesi taraftarın da 12. adam olarak hazır olduğunun göstergesi…

Beşiktaş kafayı çalıştırdı!

Beşiktaş, önce az gol atıp az gol yiyen dişli rakibi Göztepe'yi 4-0 gibi farklı bir skorla yenerek moral bulmuştu. Başkan Serdal Adalı, oluşan olumlu rüzgârı da arkasına alıp tribün-takım birlikteliğini pekiştirmek için Çarşı başta olmak üzere taraftarların deplasman otobüsüyle Kocaeli'ye gitti. Bu ilki, taraftarlarla birlikte tribünde maç izleyerek farklı bir boyuta taşıdı. Kocaelispor karşısındaki oyun Göztepe maçındaki gibi tempolu, üretken, bol gollü ve coşkulu değildi. Özellikle eksiklerin varlığı kendini hissettirdi. Cezası nedeniyle Sergen Yalçın ve kaptan Orkun'un yokluğu, takımın oyununu olumsuz etkiledi. Özellikle orta sahada Beşiktaş, Göztepe maçındaki dinamizminden ve etkinliğinden çok uzaktı. Asllani, Orkun'un yerini doldurmaktan uzaktı. Cerny, gayret ve asistiyle görevini yaptı. Ancak onun yerine sağda oynayan Cengiz, vasatı yine aşamadı. Çıktıktan sonra bölgesi güçlendi. Cerny ve Rashica'nın, Cengiz'e göre çok daha fazla katkı sağladığı kesin. İlk yarı sıkışan ve vasat kalan oyunu, Beşiktaş ikinci yarı tempo artırarak ve kornerde kafayı çalıştırarak kendi lehine çevirdi. Agbadou'nun kafa golü, Beşiktaş'ta 3 puanın yanı sıra üst üste maç kazanma alışkanlığı için katkı sağladı. Kocaeli'nin penaltı beklediği son saniye pozisyonunda top, yakındaki rakipten sektiği ve el doğal konumunda olduğu için karar doğruydu. Günün özeti şu: 'Zorlu deplasmanda Beşiktaş oyun olarak tatmin etmese de çalışılmış duran top golüyle Kocaelispor'u yenerek Galatasaray'a mesaj yolladı.'

Beşiktaş derin bir ‘Oh’ çekti!

Bir tarafta Avrupa'yı kendine hedef koymuş Beşiktaş, diğer tarafta Avrupa hedefiyle Süper Lig performansını her geçen gün yükselten Başakşehir… Trabzonspor'un puan kaybettiği haftada maçın sonucu 3 puandan çok önemliydi. Gecenin yıldızı Beşiktaş adına Güney Koreli futbolcu Hyeon-gyu Oh'du. Popüler değimle onun attığı golle Beşiktaş derin bir 'Oh' çekti. ikinci golde de Orkun'a bıraktığı estetik dolu ara pas ve asistle kendini bir kez daha gösterdi. Bol pozisyon, her iki takımın geliştirdiği ataklar, izlenmeye değerdi. Ancak Ersin Destanoğlu'nun ikisi ilk yarıda olmak üzere 4 net pozisyonu çıkarıp, sahanın yıldızlarından biri olması ev sahibinin pozisyon kalitesi ve etkinliği açısından daha önde olduğunun göstergesiydi. Beşiktaş atmakta sorun yaşamıyor ama şu anda öyle hatalar yapıp öyle basit goller yiyor ki Avrupa'ya gitse bile başarılı olur mu o da sıkıntılı görünüyor. Beşiktaş'ın değiştirmesi gereken ilk şey savunma hattındaki zafiyetler. Aynı şeyi Başakşehir için de söylemek lazım. Kabul edelim, açık oynadılar, oyunu çirkinleştirmediler ve geride boşluklar verdiler. Ama Opoku'nun golde yaptığı hata bu tür defansif boşluklar veren bir takımın da Beşiktaş gibi Avrupa yolculuğunun sıkıntılı geçeceğinin göstergesi. Sakatlanarak El Bilal Toure'nin yerine giren Rashica'nın takıma katkısı ve 90+6'da Mustafa'ya attırdığı gol gelgitlerle geçen maçta Beşiktaş adına hırsın ve oyunu bırakmamasının ödülü gibiydi. 51'de tartışmalı penaltı pozisyonunda Djalo'nun eline çarpan topta Mehmet Türkmen eli kapalı olarak değerlendirmiş olacak ki penaltı beklentilerine kulak asmadı, VAR da o taraflı olmadı.

Yükseğe düştü!

Yükseğe düşmek; diye çok kullanılmayan ama benim ilk okuduğumda çok beğendiğim bir ifade var, akla hemen Beşiktaş'ı getiriveren... Çünkü siyah-beyazlılar sezon başından bu yana öne geçtiği maçlarda puan kaybetmesiyle dikkat çekiyordu.
Dün kendi evinde 2-0 geriye düştüğü Alanyaspor karşısında yönünü tersine çevirdi bu kez yukarıya giderek skoru 2-2'ye getirdi. Bunu da mücadelesi ve hırsıyla birleştirerek yaptı. Ama yine 2 puan kaybetti. Beşiktaş mücadele ve hırs açısından sınıfı geçti. Bu yükselişi görmezsek haksızlık ederiz.
Trabzonspor, Fenerbahçe, Galatasaray derbileri, Gençlerbirliği maçı Eyüpspor karşılaşması bütün bunlarda Sergen Yalçın'ın takımı skoru tutamadı. İlk 15 dakikalarda 8 gol atan takımın dün kalesinde eski golcüsü Güven'den iki gol görmesi yeni transferlerin de etkisiyle tribünlere gelen Beşiktaşlıları soğuk havada çok daha fazla üşüttü. Bardağın dolu tarafından bakarsak 2-0 sonrası oyundan, mücadeleden kopmayan Orkun önderliğinde bir Beşiktaş izledik. Kazanabilirlerdi de... Ancak yeni transferlerin de bir maçta takıma adapte olmasını beklemek zaten hayalcilik olurdu. Buna rağmen Güney Koreli Oh farkını gösterdi. Şık röveşata golüyle skoru eşitledi. Sergen Yalçın'ın en kısa zamanda taşları yerine oturtması gerekiyor. Kanat organizasyonlarında hücumcular ezeli rakiplerindeki futbolculara bakarsak hala çok eksikler. Beşiktaş'ın önünde Başakşehir deplasmanı ve Göztepe karşılaşması var. İki takım da çok sert rakipler. Bundan sonrası Sergen hoca ve ekibinde.

Acıya son ver!

Beşiktaş'ta 'yönetim istifa' sesleri tribünleri sarmış. Dahası; sokağa taşıp Köyiçi'ne, tanınan ihtiyar heyetinin bir bölümüne kadar uzanmış…
Başkan Serdal Adalı, yönetimiyle; Sergen Yalçın ve ekibinin söylemleri de dahil sürekli değişkenlik gösteren eylemleri bu tablonun oluşmasının baş nedeni. Söz verilip yapılmayan, zamanında gerçekleşmeyen transferler bu kaosun sadece tetikleyicisi. Ortada ne muhalefet var ne de 'adayım' diyen birisi… Hüseyin Yücel'in, son mali kongrede konuşması 'uzun bir veda' gibiydi. Hasan Arat'ın durumu malum. İsmi en çok telaffuz edilen Fikret Orman ve Emre Kocadağ basın toplantısı öncesi Başkan'ın açıklamasıyla öğrendik arayıp moral, destek vermişler. Özetle aktif bir rakibi yok, muhalefet denen olgu yok. O yüzden kendisine rakip ya da düşman göstereceği kimse yok. İki önemli hatası var. Birincisi; takımla ilgili verdiği sözleri yerine getirmemiş olması. İkincisi; Sergen Yalçın'ı yönetememesi. Kurt hoca, mesuliyeti üzerimden atmak için demeçleriyle (Son 21 gün hariç) transfer üzerinden Adalı'ya ve yönetiminin kucağına ateşten istifa yığını bıraktı. İlk istifa sesinden sonra ağız değiştirdi. Sonuç; güven kaybetmiş yönetim, 'istifa et' diyen tribünler. Kaptan Orkun dün gemisini kurtaran kaptandı. Bir şutu direkten döndü, bir şutu yönetimi hatta Sergen Yalçın'ı direkten döndürdü. Adalı istifa eder mi, etmez! O istifa etmeden bir adam çıkar mı, çıkmaz! Sayın Adalı , ya bu kulübü layıkıyla yöneteceksin ya da istifa edip acı vermeye başlayan bu sevdadan döneceksin. 'Bu yönetim kadrosuyla bu mümkün mü' diye sorarsanız, 'maalesef mümkün değil' derim.

Zamanı çalmayın!

Beşiktaş yavaş yavaş sıradanlaşıyor, sıradanlaştırılıyor da diyebiliriz! Bunu skor ve oyundan önce sahada nasıl hissedersiniz? Rakibin cesareti ve bunu her pozisyonda göstermesi. Özellikle düşme tehlikesi yaşayan, önüne gelenin yendiği takımlar size efeleniyorsa, cesaretle saldırıyorsa durumunuz vahimdir. TMSF'nin el koyduğu Eyüpspor'a karşı 6. dakikada 1-0 öne geçtiğiniz, rakibinize 2-1 öne geçme fırsatı veriyorsunuz. Sahada futbolcular, kenarda Sergen Yalçın izliyor. "62'de aynı anda üç oyuncu değiştirip Salih, Cengiz ve Mustafa'yı oyuna aldı, 2-2'yi buldu ama direği-defansı alamadı" tesellisine sakın sığınmayın. 90+2'de 1 puana razı olmayan ve korkmayan Eyüpspor'un iptal edilen golünü ortaya koyalım.
Fikstürü açın, Beşiktaş'ın puan kaybettiği maçlara bakın. Hem de Abrahamlı, Mertli, Ndidili, Uduokhaili kadrolarla hangi kolay ve kadrosu Beşiktaş'tan daha zayıf takımlara puan kaybettiğini göreceksiniz. Beşiktaş o maçları kazanabilse yarışa şu anda ortaktı. Ama Beşiktaş'ta kadro kalitesizliğinden önce oyun kalitesizliği var. Yönetimin yeni oyuncu transferindeki beceriksizliği kadar Sergen Yalçın'ın taktik ve strateji yetersizliği var. Oyuncu motivasyonu yüksek, Allah var saldırıyorlar. Yüreklerini ortaya koruyorlar ama taktik ve maç kazanma planlarından yoksunlar. Doğaçlama ataklar bir yere kadar.
Beşiktaş camiası bunu hak etmiyor. Yalanların ve algıların arkasına sığınmayı bırakın. Ya gerçek çözümler üretin, yapmıyorsanız da Beşiktaş'ın zamanını çalmayın...

Gecenin yıldızları

Beşiktaş'ta kadro kalitesiyle ilgili farklı görüşler ve tartışmalar var. Abraham da bundan payını alıyor. Beşiktaş taraftarı haklı olarak 15 milyon Euro bonservis ödenmiş, yılda 7.5 milyon Euro kazanan bir oyuncudan daha iyi performans bekliyor. Çıtanın Mario Gomez, Demba Ba gibi yıldızlar üzerinden ya da Osimhen etkisiyle yükseğe kurulduğunun farkındayım. Ancak santrfor performansları bireysel yetenek kadar takım performansıyla da ilgilidir. Santrfor arkası, sağı solu, kanat bekleri yeteri kadar beslemezse performansı eksik kalır. Sağlıklı analiz yapamayız. Rafa Silva açığa alınmış, sol bek gönderilmiş, ofansif bir 8 numara aranıyor. Abraham, buna rağmen Keçiörengücü maçına çıkana kadar 12 gol-3 asiste imza atmış. Bu kötü istatistik değil. Dün Rıdvan'ın adrese teslim ortasını şık bir vuruşla gole çevirdi. El Bilal de sağ bek Taylan'ın muhteşem ortasını uçarak ve kafayla topu filelere bırakarak hakkını verdi. Golü atanlara değil, attıran sol ve sağ beklere bakmak lazım. Rakip bu seviyenin takımı olmasa da Taylan ve Rıdvan'ın sürekli önde oynaması gecenin en güzel performanslarıydı. Sergen Yalçın, Taylan, Rıdvan ve Abraham'ı yeniden gözden geçirmeli. Ayrıca son sözü söyleyen Kartal Kayra'yı da. Beşiktaş'ta takımın oyun disiplini ve kazanma hırsını beğendim. Ersin'in motivasyonu da. Beşiktaş yeni transferlerin katılımıyla daha iyi olabilir ancak ondan önce kendi değerlerinin farkına varması dahi kıymetlidir. Bence bu görülmeye başlandı.