CANLI
SKOR
Zeki Uzundurukan

Zeki Uzundurukan

Uluslar Kabus Ligi!

Montella'nın artık şunu bilmesi lazım. Üçlü formasyon Türk futboluna uygun bir sistem değil. Bunu daha önce defalarca kulüp takımlarımızda denedik olmadı, geçmiş yıllarda Milli Takım'da test ettik olmadı. Montella, neden üçlü savunma anlayışında inat ediyorsun ki... Panik 11'lerin yetmiyormuş gibi bir de deneme tahtasına dönen taktiklerinle başarısızlıkta tarih yazmaya başladın Montella! Kazanmak için Bursa'da olduğu gibi, Bologna'da da çok güzel bir ortam vardı. Oysa İtalya, bizim Bursa'da onlara yaptığımızı bu kez bize yaptı. Neydi bu? Alan ve zaman... Biz Bursa'da İtalyanlar'a alan ve zaman konusunda çok cömert davranmıştı ki 27 dakikada 3-0 geriye düşmüştük. Dünkü maçın ilk yarısında bu kez İtalyanlar bize alan ve zaman yönünden konfor sağladı. Ama biz bunu değerlendiremedik. Bu dakikalarda oyun, Deniz Gül'ü çağırıyordu ki Deniz Gül yine sahada yoktu.

A Ligi'ndeki dört maçını da kaybeden Milli Takımımız, ilk 20 dakika dengeli ve kontrollü bir oyun ortaya koydu. İtalya'yı ceza sahamıza sokmadık. Biz önde pozisyonlara girdik. Yunus ve Salih ile iki pozisyondan da yararlanamadık. Sonrasında Di Lorenzo'nun ortasında ceza sahamızda seken topa Scamacca net bir vuruş yaparak geriye düşmemize neden oldu. A Ligi'ndeki dört maçlık periyotta yenilen gollerin çoğunda Zeki pozisyonların içinde. Çünkü savunmada belki hata yapıyor ama inanılmaz savaş da veriyor Zeki. Neden bu kadar ağır kalıyoruz topa müdahale konusunda anlamak zor. Maç boyunca İtalya'nın atletik orta saha oyuncuları karşısında geçiş hücumlarında ağır kaldık. Çok çabuk yorulduk.

İkinci yarıda gel-gitli bir oyun ortaya çıktı. İkinci bölüme iyi başladık. Ama atak sonlandırma konusunda yine büyük sıkıntı yaşadık. Sonlandıramadığımız ataklarımızda tehlikeli geçişler yedik. Böyle bir geçiş atağında Uğurcan Çakır, Doumbia'ya geçit vermedi. Bu dakikalarda hızlı oynamaya başlayınca net pozisyonlar bulduk. Bu pozisyonlardan birinde golümüz geldi. Yunus'un Zeki'ye yuvarladığı topu Zeki ceza sahasına çok iyi kesti. Eren topa dokundu. Arka direkte topla buluşan Aral Şimşir akıl dolu bir golle skora dengeyi getirdi. Attığımız golden sadece 4 dakika sonra yine geriye düştük. İkinci yarıda giren Calafiori, İtalya'yı tekrar öne geçirdi. Yediğimiz bu golde Eren Elmalı ayakta kalamadı. Çok rahat bir kafa vurdurdu Calafiori'ye. Bu tip pozisyonlarda faul bile olsa, Eren ayakta kalmalıydı, savaşmalıydı, vurdurmamalıydı.

Hakem Marciniak'ın böyle pozisyonlara faul çalmayacağını bilmemiz gerekirdi. Yazık oldu, iyi oynarken bu golü yememeliydik. Montella, 70'te Bartuğ ve İlhan'ı oyuna atarken; İrfan ve Aral'ı kenara aldı. Oyuncu değişikliklerinde çok geç kaldı hocamız! Rakip ceza sahasında uzun bir 9 numaramız yokken, kenar ortalarında havadan oyunu tercih etmemeliydik. Yunus Akgün, Milli Takımımız'ın en etkili ismiydi dün gece. Yürekli bir futbol ortaya koydu, hatta o kadar iyi oynadı ki Arda Güler'i hiç aratmadı. Montella'ya hep şunu dedik A Ligi başladığından beri. 'Bu takımda Yunus Akgün nasıl yedek kalır, Galatasaray'da çok iyi bir sezon başlangıcı yapmasına rağmen!' Dün Montella da Yunus'un baş döndürücü futbolunu görünce 'Keşke bütün maçlarda Yunus'u oynatsaydım!' demiştir. Son dakikalarda Esposito skoru belirledi. Bursa'da 4, Bologna'da 3 yedik. Bu skorlar bize hiç mi hiç yakışmadı! Maalesef iki maçta da İtalya'ya kaybederken, toplam 7 gol yedik. A Ligi'nde dört maçta tam 11 gol yerken, sadece 2 gol atabildik. Hızla B Ligi'nde doğru yol alıyoruz. Bu gidişat hiç iyi değil. Evet önemli eksikliklerimiz var. Ama Mancini, iki maçta da dev rotasyonlar yaparak karşımıza çıktı. Futbol 11'e 11 oynanıyor. Savaşmayana, yüreğini ortaya koymayana A Ligi'nde ekmek yok! Futbolda alfabenin ilk harfini (A) öğrenemedik ve bu kabus gibi periyodu puansız tamamlayarak evimize dönüyoruz! Bu başarısızlığın bir faturası olmalı! Yoksa futbolda kahırdan öteye gidemeyiz.

Bir inat uğruna!

35 yaşındaki Kevin De Bruyne'yi durduramadık. Bursa'daki facia derecesindeki kötü futbolu, maalesef Maurice Dufrasne Stadı'na taşımışız. Montella çok formsuz ve hatalarından ders çıkarmayan bir teknik adam! 86 milyonluk Türkiye'yi 9 numarasız (golcüsüz) oynamaya adeta mahkum etti. Oysa maç boyunca Arda Güler, Belçika ceza sahasına muazzam ortalar kesti. Ama bizim sahada 9 numaramız yok ki bu toplara vurup gol yapsın! İlk yarının sonlarında Merih arka direkte bomboş pozisyonda topla buluştu, boş kale yerine auta attı. Bu pozisyondan da gol çıkaramadık. Çünkü sahada 9 numaramız yoktu.

Kalecimiz Uğurcan Çakır, ilk yarıyı 6 kurtarışla tamamladı. Belçika oynadığı oyundan keyif alan bir takım. Ön alanda harika oyuncuları var. Ama savunmaları zayıf. Çok pozisyon veriyorlar. İtalya ve Fransa maçlarında bunu gördük. Dün Bizim Çocuklar'a da net pozisyonlar verdiler. Ama bu pozisyonları biz değerlendiremedik. Çünkü sahada 9 numaramız yoktu. 2-0 geriye düştükten sonra Montella'nın aklına oyuna 9 numara almak geldi. İlhan Fakılı ve Deniz Gül oyuna girdi.

Belçika'nın attığı üç gol dışında iki şutları da direkten döndü. Mika Godts, Maxim De Cuyper, Lukebakio, De Ketelaere ve golleriyle bizi yıkan Kevin De Bruyne müthiş oyuncular. Hem kaliteli hem de sahada savaşan oyuncular. Oyun kimliğine bire bir sadık kalan yıldız oyuncular bunlar. Bizim de Arda Güler'imiz var. Ama Arda Güler topu alıyor, atağa çıkıyor, etrafında Arda ile pas alışverişi yapmaya gelen oyuncumuzu ara ki bulasın. Arda da bir yerden sonra yetersiz kalıyor. Montella'nın oyun kimliğinden yoksun futbolunda Arda Güler'e de yazık oluyor.

Dünya Kupası'nda başarısız olan ülkeler, teknik adamlarını değiştirirken demek ki varmış bir bildikleri. Grubumuzdaki Fransa Zidane'ı, İtalya Mancini'yi, Belçika da Van Bommel'i takımın başına getirdi. Hepsi de takır takır futbol oynuyor. Bizim Milli Takım ise formsuz ve inatçı Montella'nın elinde eriyip gidiyor. Yazık çok yazık! İtalya'dan kötü futbol oynayıp 4 gol yedikten sonra, dün de Belçika'dan 3 gol yedik. Bu arada ikinci yarıda giren Lukaku bir gol attı, savunmamızı da darmadağın etti. A Ligi'nden B Ligi'ne doğru hızla yol alıyoruz. Üç maçta sıfır çektik. Önümüzdeki İtalya maçı için ise bir umut ışığı yok.

Montella diyor ki, '24 yıl sonra sizi Dünya Kupası'na götürdüm.' Artık Dünya Kupası'na gitmek adeta çocuk oyuncağı. 48 takım arasına girdik. Ya sonuç! Facia! Haiti ile birlikte başarısızlıkta tarih yazdık. Montella'ya birisi şu bilgiyi versin! 2002 Dünya Kupası'nda bu Türkiye, Dünya Üçüncüsü oldu! Gittik ve tarih yazdık. Ya sen ne yaptın Montella? Son sözüm de şu olsun: Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil Montella!

Ne oldu bize böyle!

Bursa tam bir futbol şehri! Dünkü İtalya maçından önce muhteşem bir tribün atmosferi vardı. Bu coşku dolu stada rağmen maça iyi bir başlangıç yapamadık maalesef! Gereksiz bir tedirginlik içindeydik. Ayağımızda top tutamadık. Ön alanda pres yapamadık. Rakibe deplasmanda oynadığını hissettiremedik. Oysa tribünlerden millilerimize çılgınca destek geliyordu. Tribünler, millilerimizi coşturmak için sahadaki futbolcularımızdan daha fazla yoruldu. Çok geriye oynayıp, hücum organizasyonu yapmakta sıkıntı yaşadık. Bastoni'nin golü ile geriye düştük. Gol geliyorum diyordu da, millilerimizden çıt yoktu. Art arda goller yedik; skor bir anda 3-0 oldu. Frattesi, Kayode ... Daha 27'de fark yedik Belçika'nın canına okuduğu İtalya'dan. Golleri seyrettik resmen. Sahada tek bir futbolcumuz reaksiyon göstermedi. 'Kaldırın kafanızı, biz Türkiye'yiz! Yenelim şu İtalya'yı' diyen tek bir futbolcumuz yoktu sahada. İtalya oynuyor biz seyrediyorduk.

Alışık olduğumuz bir durum değildi bu. Rakip kaleye gidemiyorduk. Ne olmuştu bize böyle! Fransa maçında sağ bek Zeki, Mbappe'yi kaçırdığı için gol yemiştik. Yine adamını kaçırdı Zeki, yine gol yedik. Üçüncü golde de Eren adamını kaçırdığı için gol yedik. Bu adamlar kademeye girmeyi bilmiyor mu Montella! Can Uzun ise ayağında top varken oynuyor, topsuz oyunda hiç yok. Eren'i de bitirdi dün! Montella'nın tam önünde Can ve Eren dökülürken, İtalya bu kanadımızı otobana çevirdi de Montella sadece seyretti, bir önlem alamadı bu zaafımıza... Millilerimiz kötü ötesi bir ilk yarı oynayınca tribünler de 'yuh' sesleri ile ortadaki tablonun vahim durumunu özetledi aslında. Sahada yenilgiye baş kaldırmayan bir milli takıma kaç zamandır alışık değildik biz. Son Dünya Kupası'nda bile bu kadar kötü değildik ... Ne oldu bize böyle Montella hocam! İlk yarıda adeta morfin yemiş gibiydik. Uyuşuk ve uykudan yeni uyanmış gibi...

Montella baktı ki işler kötüye gidiyor. İkinci yarıya başlarken Merih, Orkun ve Can'ı kenara alıp; Abdülkerim, İsmail ve Kerem'i oyuna attı. Bu değişiklik hemen etkisini gösterdi ve Barış Alper ile golü bulduk. Bu golle stat adeta bir bayram yerine döndü. Takıma da tribünlere de can geldi. Ama bu mutluluk kısa sürdü ve İtalya 4'ü buldu. Altay bu ne hal! Her geleni içeri aldın yahu! Milli takımımız adına sahanın en iyisi Barış Alper Yılmaz'dı. Çok savaştı ama takım arkadaşları ona ayak uyduramadı. Oyunun son bölümünde İtalya'nın skoru aldıktan sonra geri yaslanmasıyla iyi oynuyor gibi göründük ama iyi oynamadık. Ey Kerem! Yine zor olanı başardın. Boş kaleye topu yuvarlamak yerine auta attın! A Ligi'nde ikide sıfır çektik. En zor rakiple oynayacağız şimdi! Belçika maçında bu futbolla büyük fark yeriz. Toparlanıp Türk kuvvetiyle oynamalıyız! Savaşmadan, yürekli olmadan maç kazanılmaz Montella!

Kaybederken çok şey kazandık!

Dünya Kupası'nın olumsuz izlerini silmek için çıktığımız maçta Fransa'ya karşı ilk yarıda 35 dakika çok akıllı bir futbol ortaya koyduk. Alanları çok iyi kapatarak, iyi savunma yaparak Fransa'yı kalemizden uzak tuttuk. Özellikle ilk 15 dakikada Fransa, ceza sahamıza giremedi. Zeki-Merih ve Abdülkerim stoper üçlümüz kusursuz hamleler yaptı ilk yarıda. Kylian Mbappe'yi Oğuz ve Zeki ile etkisiz hale getirdik. Çok formda olan Olise'ye Ferdi ve Abdülkerim nefes aldırmadı. 35'ten sonra 10 dakika büyük baskı yedik... İspanya'dan sonra dünyanın en güçlü milli takımı Fransa. Ama daha önce Konya'da yenmiştik bu Fransa'yı. Bunu tekrarlamak için Kocaeli Stadı'nda sahaya çıktık. Tribünler kırmızı-beyaz bir çiçek bahçesi gibiydi. Atmosfer ve tribün desteği muazzamdı. İlk yarının son bölümünde Olise'nin bir şutu vardı ki, Uğurcan Çakır, mucize ötesi bir kurtarış yaparak devre arasına gol yemeden gitmemizi sağladı. Helal olsun Uğurcan Çakır! Aslında ilk yarının en net pozisyonunu Milli Takımımız yakaladı. Ah Ferdi ah! Sağ kanattan Arda'nın ortasında kale önünde top bir anda Ferdi'nin kafasına geldi. Ama Ferdi o kadar etkisiz bir kafa vuruşu yaptı ki, golden olduk. Adeta bir geri pası niteliğindeki kafa vuruşunda top kaleci Maignan'da kaldı.

İkinci yarıya daha iyi başlayan taraf, Bizim Çocuklar oldu. Özellikle Arda Güler'i durdurmakta çok zorlandı Fransızlar! Arda'nın kullandığı bir korner vardı ki, bir anda ceza sahasında İsmail golle burun buruna geldi. Kafa vuruşunu Maignan süper çıkardı. Fransızlar, baskımızı kırdıktan sonra kalemize yüklenmeye başladı. Uğurcan Çakır ile geriden paslaşarak oyun kurma sevdamız, kalemize gol olarak geri döndü. Olise, Dembele ve Mbappe ile baskı yapan Zidane'ın öğrencileri, Mbappe'yi gördü. Fransız dünya yıldızı, köşeden topu ağlara gönderdi. Bu golden sonra Bizim Çocuklar risk alarak oynamaya başladı. Biz de çok pozisyon bulduk, Fransızlar da... Arda Güler ile Abdülkerim Bardakcı ile gole çok yaklaştık ama top bizi sevmedi. Geriye düştükten sonra tempoyu yükselten taraf biz olduk.

Fransa'ya karşı iyi futbol oynadık. Oyunun hiçbir bölümünde ezilmedik. Dik durduk, yürekli oynadık. A Ligi'nde ilk sınavımızda kaybettik ama oynadığımız savaşçı ve yürekli futbol ile İtalya maçı öncesinde çok olumlu sinyaller verdik. Mbappe sakatlanıp çıktıktan sonra Fransızların hücum gücü zayıfladı. Dün Fransızlar baskı yaptığında beşli savunmaya döndük. Beklerimiz hücuma katıldı. Özellikle Ferdi'nin hücuma katkısı iyiydi. Oyun disiplininden kopmadan oynamak güzel. Fransa'nın o kadar geniş bir futbolcu havuzu var ki... Bu havuzundan üç farklı milli takım çıkarabilecek yıldızlara sahip bir Fransa'dan bahsediyoruz. Yeni hocaları Zinedine Zidane ile iyi başlangıç yapmak istiyorlardı. Evet kazandılar.

Başlangıçları iyi oldu belki. Ama öyle abartılacak, tahrip gücü yüksek bir oyunları da yoktu. Fransa'dan sadece ilk yarının son bölümünde baskı yedik. Maçın son anlarında ceza sahası dışında topa koluyla dokunan Uğurcan Çakır, VAR uyarısı ile kırmızı kart gördü. Tam da Uğurcan Çakır formda bir maç çıkarmışken, çok etkili kurtarışlar yapmışken. Bu hiç iyi olmadı. Çünkü İtalya maçı öncesinde Uğurcan Çakır cezalı duruma düştü. Oyuna giren kaleci Altay da formda olduğunu yaptığı kurtarışlarla gösterdi. Bu oyunun hakkı en azından bir beraberlik olmalıydı. 10 kişi kaldıktan sonra bile Fransa kalesine gol için yüklendik. Fark yaratan isim dünyanın en iyilerinden biri olan Mbappe oldu. Bizim Çocukları ortaya koydukları cesur ve savaşçı futbol nedeniyle kutluyorum. Bazen kaybederken bile çok şey kazanırsın! Bunun meyvelerini İtalya maçında toplayacağız. A Ligi için ışık verdik, umut verdik. ATV'de müthiş bir futbol ziyafetine tanıklık ettik. Maçı anlatan Cüneyt Şen'i ve duayen yorumcu Ömer Üründül'ü de tebrik edelim. Hem maç anlatımı, hem de kaliteli yorumculuk böyle olur işte.

Beyaz sayfa!

Fenerbahçe'ye ilaç gibi gelen bir galibiyet oldu. Fenerbahçe adeta leblebi gibi gol atarken, Eyüpspor sürekli santra yapmak zorunda kaldı. Maçın hemen başında Greenwood ile gelen gol, Kadıköy'de Fenerbahçe'nin farka gideceğinin sinyalini verdi. Tek kale bir maç oldu. Eyüpspor'un çok zayıf bir kadrosu var. Futbol bilgisine hayranlık duyduğum ve çok iyi bir teknik adam olduğuna inandığım Özhan Pulat ne yapsın ki bu kadro ile... Eyüpspor ocak ayında kadrosunu güçlendirmeli. Yoksa bu ligde kalıcı olmaları çok zor. Maç daha birinci dakikadan itibaren karınca ile filin savaşına döndü. Fenerbahçe tam 8 gol atarken birçok gol pozisyonundan da yararlanamadı. İki takım arasındaki güç ve kalite farkı, güneş ışığı ile mum aydınlığı misaliydi.

***

İsmail Kartal'ın istifa edip, tekrar geri dönmesiyle türbülansa giren Fenerbahçe, bu tarihi galibiyet ile kendine geldi. Milli maç arasına çok moralli girdi. Bir gün öncesinden Trabzonspor'un Galatasaray'ı farkı mağlup etmesi, Fenerbahçe'yi Eyüpspor maçına öyle bir motive etmiş ki... Ayağına topu alan her oyuncu, rakip kalede gol aradı. Vedat Muriç ve Greenwood'un ön plana çıktığı bir maç oldu. Kadıköy'de tribünleri dolduran sarı-lacivertli taraftarlar, art arda gelen gollerle harika bir pazar günü yaşamış oldular. Fenerbahçe, Eyüpspor karşısında aldığı şaşaalı galibiyet ile şampiyonluk yarışına dört elle sarıldı. İsmail Kartal, koltuğunu sağlamlaştırdı. En önemlisi ise taraftarın, takıma olan güveni arttı. Fenerbahçe, dün Kadıköy'de beyaz bir sayfa açtı. Bu sayfaya tarihi sezonun ilk sonucunu yazdı: 8-0.

***

Yine de Eyüpspor karşısında alınan bu farklı sonuç, Fenerbahçe'de bir rehavet havasına dönüşmemeli. Çünkü rakip gerçekten çok zayıftı. Fenerbahçe'nin zorluk derecesi yüksek maçlarda göstereceği reaksiyon çok önemli. Bu ligde zayıf takımlar kadar çok güçlü takımlar da var. Bu sezon şampiyonu, güçlü takımlar karşısında alınan sonuçlar belirleyecek. O yüzden İsmail Kartal'ın Fenerbahçe'deki eksikleri çok iyi görmesi ve güçlü rakiplerini çok iyi analiz etmesi gerekiyor. Tek kaleye dönen maçta rakip kaleye atılan 8 gol, elbette ki Fenerbahçe'ye büyük bir özgüven kazandırdı. Fenerbahçe'yi ligden çok Şampiyonlar Ligi maçları yoracak. O yüzden lig ve Şampiyonlar Ligi kadrolarının çok iyi planlanması gerekiyor.

Salah Reis

Tam 85 metre topu süreceksin. Topu sürerken de rakip stoperleri peşine takacaksın. Sonra da Uğurcan Çakır'ın bakışları arasında topu köşeye bırakacaksın! Böyle bir jeneriklik golü ancak Muhammed Salah atar. Dünya üzerindeki en büyük Müslüman futbolcu Salah, dün akşam Papara Park'ta Galatasaray'ı yıktı geçti. Thomas Reis, iki idmanla Trabzonspor'u Galatasaray karşısına çıkardı. Elinde bir sihirli değnek yoktu. Ama kadroya yaptığı sihirli dokunuşlarla Trabzonspor'un zaferini hazırladı Alman hoca. Orta alanda Fabinho'nun yanında Melih'i oynatarak, Galatasaray'a üstünlük kurdu. Melih çok iyi savaştı. Alanları çok iyi kapattı.


Hücumda da eski formundan uzak Onuachu'nun yerine Franculino Dju ile maça başladı. Sol kenarda Saviolo'yu kullandı. Saviolo attığı gol ve hızlı oyunu ile Galatasaray savunmasının adeta başını döndürdü. Güzel de bir gol attı. Dju'nun hücumda olması, Galatasaray savunmasını çok zor durumlara sokarken, Salah da kendine çok daha iyi bir konfor alanı oluşturdu. Salah bir futbolcudan çok daha fazlası. Tek başına maç kazandıran oyuncu. Premier Lig'de Liverpool formasıyla M. City, Arsenal ve M. United gibi devlere çok çektirdi golleri ve asistleri ile. Şimdi Süper Lig'de Trabzonspor formasıyla sahne aldı. Dün attığı üç güzel gol ve bir asistle tarihi zaferin mimarı oldu. Trabzonspor ilk yarıda farka gitti ama tarihi farkı kaçırdı.


Thomas Reis'in doğru hücum hattı, Fırtına'ya galibiyeti getirdi. Onuachu ile Trabzonspor hep havadan oynuyordu. Dju ile yerden ve ayağa pas yaparak oynayınca, pozisyon üzerine pozisyon üretti. Ayrıca Dju dün oyunun hem hücum yönünde hem de savunma yardımında vardı. İlk yarıda arka direkte kaleye giden bir topu da çıkarmasını bildi. Trabzonspor'un derbinin bazı bölümlerindeki şiir gibi oyununu, bu sezon La Liga'da Barcelona oynuyor. Okan Buruk ikinci yarıya başlarken Deniz'i kenara alıp, Barış Alper Yılmaz'ı sahaya sürdü. İkinci yarıya hızlı başlayan taraf Galatasaray'dı. Bu dakikalarda çok iyi savunma yapan bir Trabzonspor vardı sahada. Mustafa Eskihellaç, Melih ve Fabinho stoperlerin arasına girerek kritik müdahaleler yaptı. Thomas Reis de Dju'nun yerine Onuachu'yu, Muçi'nin yerine de Ozan Tufan'ı oyuna aldı. İki teknik adam da ikinci yarıda derbiyi adeta bir santranç oyununa çevirdi. Hamle üstüne hamle yaptılar. Maçın 71. dakikasında Okan Buruk kırmızı kart gördü. Kaleci Onana harika bir maç çıkardı. Jakobs'un, Sallai'nin şutlarını muazzam çıkardı. Sane'nin ayağındaki topu ustaca çaldı. Geriden oyun kurdu ve 10 üzerinden 10 kalecilik örneği gösterdi Onana.


Derbinin yıldızı Salah, maçın son bölümünde de tıpkı maçın başında olduğu gibi yine olağanüstü bir gol attı. Derbideki Salah performansını bu günün gençleri, yıllar sonra dede olduklarında torunlarına anlatacaklar. Uzun yıllardır böyle üstün derbi performansı ortaya koyan bir futbolcu yoktu. Çünkü ligimizde Salah yoktu. Salah geldi böyle oldu. Salah ile Trabzonspor, bir TSunamiye dönüştü. Trabzonspor'un baştan sona üstünlüğü ile geçen bir derbi oldu. Hat-trick yapan Muhammed Salah, tüm futbolseverlerin gözlerinin pasını sildi. Trabzonspor, Galatasaray'ı farklı yenerek şampiyonluk yarışında 'ben de varım' dedi. Bu sonuçla yarışta kartlar yeniden dağıtılacak. Trabzonspor taraftarı da dün bir kez daha 'dünyanın en büyük şehir takımının taraftarı burada' dedirtti. Sahada Barcelona gibi oynayan Trabzonspor'un oyunu, tribünlerdeki 40 binden fazla Trabzonspor taraftarını coşturdu, Akyazı'da yer-gök inledi.

Fenerbahçe geriye gidiyor!

Fenerbahçeli futbolcuların İsmail Kartal'ın istifa edip, tekrar geri dönmesinin ardından Gaziantep maçında nasıl bir reaksiyon göstereceği merak konusuydu. Ama sahada savaşmayan, yüreğini ortaya koymayan, durarak oynayan bir Fenerbahçe izledik. İlk yarıda temposuz Fenerbahçe'nin Brown, Guendouzi ve Greenwood ile yakaladığı üç pozisyon da vardı. Özellikle Kerem'in adeta 'al da şu topu boş kaleye gönder' diye verdiği pası, Guendouzi'nin auta attığı bir pozisyon var ki... Zor olanı başardı Guendouzi. Boş kale yerine auta attı topu. Oysa tüm Fenerbahçeliler'in gol diye ayağa kalktığı bir pozisyondu. Fenerbahçe'nin dünkü maçın ilk yarısını faul yapmadan tamamlaması da dikkat çekti.

Gaziantep de Maxim, Sorescu ve Kozlowski ile Fenerbahçe kalesini yokladı. İlk yarıda Sorescu'nun karşı karşıya pozisyonunda Brown yatarak adeta bir golü önledi. Gaziantep Stadı'nın zemini çok kötüydü. İki takım da bozuk zeminden çok etkilendi. Fenerbahçe ikinci yarıya daha iyi başlayan taraftı. Kerem'in direkten dönen şutunda gole çok yaklaştı Fenerbahçe! Kerem bile bu pozisyonda topu direğe nasıl nişanladığına şaşırdı. İsmail Kartal'ın hamleleri de Fenerbahçe'ye bir ivme kazandıramadı. Kerem, Lukaku ve Guendouzi'yi kenara alan İsmail hoca; Oğuz Aydın, Vedat Muriç ve İrfan Can Kahveci'yi taze kuvvet olarak sahaya sürdü.

Dün 64 dakika sahada kalan Lukaku, Abena'nın sıkı markajından kurtulamadı. Hiç hazır bir görüntü vermedi Lukaku. Fenerbahçe'nin Gaziantep deplasmanında oynadığı futbol, şampiyonluğu getirecek bir oyun değil. Sarı-lacivertli takımın oyununda bir düşüş var. Daha ligin başı ama ileriye gidiş yerine geriye gidiş var. Maçın son anlarında Greenwood'un serbest vuruşunda top direkte patladı. İki topu direkten döndü Fenerbahçe'nin. Guendouzi ise ilk yarıda bir pozisyonda adeta boş kaleye topu gönderemedi. Fenerbahçe adına Gaziantep'teki maçın özeti bu. Biraz kötü oyun, biraz da şanssızlık. Ama zirve yarışında kaybedilen 2 puan daha var. Ligde 5. maçların ardından lider Galatasaray ile Fenerbahçe arasındaki puan farkı 6'ya çıktı. Dünkü maçta Fenerbahçe adına yüreğini ortaya koyan, savaşan tek bir futbolcu yoktu. Puan kaybedilir elbette ama asıl vahim olan bu! Savaşmıyor Fenerbahçe!

Gözlerimizin pası silindi!

Harika bir maç izledik. Okan Buruk ve Selçuk İnan'a bu futbol ziyafetini bize sundukları için teşekkür etmek lazım. İlk yarıda gol izleyemedik belki... Ama kaliteli bir futbol izledik. Sahada kazanmak için adeta bir savaş vardı. Galatasaray, Kocaelispor karşısında oyunun son bölümünde 10 kişi ile gol aradı. Avrupai hücumlar yaptı sarıkırmızılılar. Gol atmak için gereken bütün aksiyonları sahaya yansıttı Cimbom. Ama ilk yarıda kalesinde devleşen bir Serhat vardı. Galatasaray ilk yarıda rakip kaleye tam 6 isabetli şut çekti. Daha ilk yarıda Serhat 6 net kurtarış yaptı. Teknik Direktör Okan Buruk'un Deniz Gül ve Leao'yu ilk 11'de sahaya sürmesi çok doğruydu. Çok keyifli bir ilk yarı izledik. Tempo hiç düşmedi. İlk 45'te iki takım da birer kez direğe takıldı. Galatasaray adına Deniz Gül'ün, Kocaelispor'da da Agyei'nin şutlarında top direkte patladı.

İlk yarım saatten sonra sahada tam bir Leao fırtınası izledik. Ele avuca sığmayan, sol kanatta hızlı bir tren gibi rakip ceza sahasına inen Leao, şutları, pasları ve presi ile Rams Park tribünlerini coşturdu. Galatasaray, ilk yarının son çeyreğinde Barcelona gibi oynadı. Savunmayı orta sahada çıkardı, oyunun boyunu daralttı. 10 kişi ile gol aradı Cimbom. Hatta ilk yarıda Eren Elmalı bile iki kez gol pozisyonuna girdi. Ama ilk yarıda Leao, üç kez golle burun buruna geldi. Ama kalede bir uçan panter vardı ve geçit vermedi. Selçuk İnan'ın takımı da Galatasaray'a hiç boşluk bırakmadı. İyi savunma yaptılar. Agyei'nin direkten dönen pozisyonunda muazzam bir kontratak geliştirdiler.

Deniz Gül de çok hareketli bir maç çıkardı. Kocaelispor savunmasını çok yordu. İlk yarıda dört Kocaelisporlu oyuncuyu peşine takıp çaprazdan attığı şutta top direkte patladı. Hep oyunun içindeydi Deniz. Galatasaray'ın ilk yarıda Deniz Gül ile bulduğu gol, VAR'a takıldı. VAR uyarısı ile pozisyonu izleyen hakem Atilla Karaoğlan, Deniz Gül'ün kaleci Serhat'a faul yaptığı gerekçesiyle golü iptal etti. Okan Buruk'un maçtaki ilk hamlesi, Sara'yı çıkarıp, Batrakov'u oyuna almak oldu. Sezona kötü başlayan Barış Alper Yılmaz'ı dün çok istekli ve hareketli gördüm.

Giderek formu yükseliyor Barış Alper'in. Okan hocanın Barış Alper'de ısrar etmesini de çok doğru buluyorum. Galatasaray, Osimhen'i oyunun her salisesinde bile arıyor. Yokluğunu çok derinden hissediyor. Osimhen olmadan hep bir şeyler eksik sahada. Bir de orta sahanın çok yumuşak kaldığını vurgulamak lazım. Torreira tek başına Galatasaray orta sahasına ayakta tutmaya çalışıyor. Her açığı kapatmak için savaş veriyor. Performansı tartışılan, Sporting maçında yedeğe çekilen Abdülkerim Bardakcı, dün rakip kaleye bir füze gönderdi. Jeneriklik bir gol attı Abdülkerim Bardakcı! Bu güzel golü, bugünün genç erkekleri, dede olduklarında torunlarına bile anlatır. O derece güzel bir gol attı Abdülkerim Bardakcı! Gözlerimizin pasını silen bir gol oldu. Galatasaray bu zor maçı savaşarak, harika bir golle kazanmasını bildi.

Savaşmazsan kazanamazsın!

Trabzonspor, Konya deplasmanında kötü bir maç çıkardı. Defans hattı tel tel döküldü. Orta saha çok yumuşak kaldı. Ozan Tufan ve Fabinho ikilisi ne hücuma katkı verdi, ne de savunmaya! Çünkü Ozan ve Fabinho pres yapamayan ağır oyuncular. Önde oynayan Onuachu-Muçi- Aral-Salah, Konyaspor'un adeta etten duvar savunması arasında kaybolup gitti. Öndeki bu dörtlü, savunmaya da hiç yardım etmedi. Orta alan da yumuşak kalınca, Konyaspor adeta güle oynaya Trabzonspor kalesine gitti. Kalede başarılı bir Onana olmasaydı, Konyaspor ilk yarıda farka gidebilirdi. Onana'nın üç net kurtarışı varken, Trabzonspor rakip kaleye isabetli şut atamadı ilk yarıda. Konyaspor, maça çok iyi başladı ve etkili bir hücumla golü buldu. Yenilen golde Toth'u takipte ağır kalan Fabinho başta olmak üzere bu golde Nwaiwu ve Saviç'in hatası vardı.

***

Maçın ilk yarısında Salah ve Muçi'nin görev bölgesi belli değildi. İki oyuncu, birbirinden rol çalınca ikisinin de verimi düştü. Salah ya sağ kanatta, ya da serbest adam olarak oynamalı. Serbest adam olarak oynayacaksa da Muçi, 10 numara pozisyonunda oynayamaz o zaman. Trabzonspor ilk yarıda yüzde 71 ile topla daha çok oynayan taraftı. Ama sadece Salah ile bir gol pozisyonu üretebildi. Salah da o karşı karşıya pozisyonda kaleyi bulamadı. İlk yarıda topla ezici bir üstünlükle oynayan Trabzonspor rakip kaleye isabetli şut atamadı. Hatta Konyaspor savunmasını bile zorlayamadı. Çünkü pres yapmadılar, savaşmadılar. Bloklar arasında çok açıklık oluştu. Oyunun boyunu daraltamadılar. Bu arada hakem Reşat Onur Coşkunses, 45+2'de Deniz'in Muçi'ye yaptığı sert harekete kırmızı kart çıkarmadı. Bu net pozisyona sadece sarı kart vererek büyük bir hata yaptı.

***

Trabzonspor, yaz döneminde tam 15 yeni transfer yaptı. Dünkü sahaya çıkan 11'e bakıyorum, bunlardan sadece üçü sahada. Hüseyin Çimşir; Salah, Fabinho ve Aral'ı ilk 11'de oynattı. İlk yarıda olduğu gibi ikinci yarıya da daha etkili başlayan takım Konyaspor oldu. Ev sahibi ekipte Muleka hücumda olduğu kadar oyununun savunma yönünde de çok etkiliydi. Deniz Türüç de takımı adına büyük savaş verdi, etkili şutları ile tribünlerden alkış aldı. Trabzonspor, kornerden az daha golü buluyordu. Fabinho'nun vuruşu direkten döndü. Hüseyin Çimşir'in maçtaki ilk hamlesi Ozan Tufan'ı kenara alıp, Cabral'ı sahaya göndermesi oldu.

***

Cabral'ın girişi ile sol kanat daha da hareketlendi. Cabral-Aral ikilisi, ceza sahasına etkili ortalar yaptılar. Hüseyin Çimşir, oyunun son bölümünde çift forvete döndü. Onuachu ve Dju ile ön tarafı ikiledi Hüseyin hoca. Aral'ın yerine de Saviolo girdi. Konyaspor maç boyunca çok iyi savunma yaptı. Masuaku da kendine gelmiş. Özellikle ikinci yarıda Salah'a karşı etkiliydi. Bu arada ikinci yarıda Trabzonspor adına etkili şutlar atan isim Fabinho oldu. Fabinho ve Saviolo, kalesinde devleşen Bahadır'ı geçemedi. Maçın son çeyreğinde etkili bir Trabzonspor vardı ama önce Konyaspor savunmasını sonra da Bahadır'ı geçemedi bordo-mavililer. Konyaspor'u ise tebrik etmek lazım.

"Fenerbahçe'yi sen şampiyon yapacaksın İsmail!"

İsmail Kartal'ın şok istifası ile sarsılan Fenerbahçe'de dün, gün boyu hareketli saatler yaşandı. Önce İsmail Kartal'ı istifaya sürükleyen süreci şöyle bir değerlendirelim ve hatırlayalım: İsmail Kartal'ın istifası hocanın ne kadar yıprandığının, yorulduğunun, kırıldığının da bir göstergesiydi Başkan Aziz Yıldırım, İsmail hocanın istifasının hemen arkasından kameralar önüne geçip, bu beklenmedik duruma sitemli, tepkili ve net konuştu: 'İstifa kararından haberimiz yoktu. İsmail Kartal görevinin başındadır. Devam edeceksin dedim, bitti!' Aslında kameralar önünden İsmail Kartal'a net bir mesaj veriyordu Aziz Yıldırım. 'Ben göndermedikçe kulübün bir çalışanı olarak görevine devam edeceksin!'
***
Eskiden Aziz Yıldırım'ın haberi olmadan Samandıra'dan ve kulüp binasından adeta kuş uçamazdı. Gelinen noktada teknik direktörü, Başkan Aziz Yıldırım'a haber vermeden istifa edebildi. Başkanın 'Seni bırakmam' mesajına rağmen gün boyu geri adım atmadı İsmail hoca. Ta ki Aziz Yıldırım devreye girene kadar. Peki İsmail Kartal'ı neler bu noktaya getirdi? Hoca neden böyle büyük bir patlama yaşadı? Hepsi bir birikimin eseriydi. Madde madde anlatalım: 1) Başkan Aziz Yıldırım, İsmail Kartal'ı göreve getirmeden önce '99 puan, 99 gol diyorlar. Peki 99 puanla şampiyon olduk mu? Geçin bunları' demesi, İsmail Kartal cephesinde bir kırgınlığa neden oldu. 2) Aykut Kocaman ile Oğuz Çetin kafa kafaya verip yaklaşık bir ay yeni sezon planlaması yapmışken; bir anda Aziz Yıldırım'ın İsmail Kartal'a telefon açıp, 'seninle çalışacağım' demesiyle yeni bir dönem başladı. İsmail Kartal, çocukları kadar, ailesi kadar sevdiği Fenerbahçe'ye hayır diyememiş ve teklifi kabul etmişti. Başkan Aziz Yıldırım'ın kongre sürecinde 'Ben çok değiştim. Göreve gelirsem barışçı bir politikamız olacak. Herkesle sıcak ilişkilerimiz olacak. Bizim canımızı yakmadıkları sürece masaya yumruğumuzu vurmayacağız' demesi, İsmail Kartal'ın Fenerbahçe teknik direktörü olarak görevi kabul etmesinde etkili olmuştu. Çünkü ılımlı ve işine karışmayacak bir başkanla çalışmak istiyordu. Ama kötü sonuçlardan sonra Aziz Yıldırım'ın futbolcuları ve takımı eleştirmesi, İsmail Kartal'ı derinden üzüyordu. 3) Yapılan transferlerde fikir ayrılıkları yaşandı. 4) İsmail hoca, Fred ve Talisca'nın kalmasını istedi. Yönetim iki oyuncuyu da gönderdi.
***
5) İsmail hoca, Asensio ile ilgili olarak 'henüz hazır değil' derken, Asensio, 'Ben hazırım' diyordu. Bu iki farklı yorum, zıtlaşma olarak algılandı. Bu durum, kulüp ve takım içinde gereksiz bir krize neden oldu. 6) Beşiktaş derbisinden sonra Başkan Aziz Yıldırım'ın kameralar önünde 'İyi oynamıyoruz, çok çalışmamız lazım! Mert Müldür neden oynamıyor' diyerek, İsmail Kartal'a göndermelerde bulunmuştu. 7) Skriniar ve diğer bazı yabancı oyuncuların ortaya konan futbolu eleştirmeleri de İsmail Kartal cephesinde hoş karşılanmıyordu. 8) Kaybedilen Beşiktaş derbisinden sonra Roma maçı öncesinde 'Fenerbahçe kaybederse, İsmail Kartal ile yollar ayrılır' yorumları İsmail hocayı mutsuz ediyordu, yıpratıyordu. 9) Roma maçında tribünlerden İsmail Kartal'a atılan su şişesi, hocanın içinde biriken mutsuzluğu ve öfkeyi zirveye çıkardı. Ve İsmail Kartal, Roma maçının ikinci yarısında galibiyeti kaçıran Fenerbahçe'deki teknik direktörlüğünü bir kalemde sildi attı.
***
İsmail hocanın içinde kopan fırtınalar, maçtan sonra bir depreme neden oldu. İsmail Kartal gibi beyefendi, ağırbaşlı, saygılı bir futbol adamı, Başkan Aziz Yıldırım'a ve çok sevdiği futbolcularına bile haber vermeden içi kan ağlayarak istifa etti. Hocanın çok üzerine gidildiğini düşünüyorum. Dün saat 12.00'deki idmana çıkmayan ve istifasının hemen ardından Samandıra'daki eşyalarını toplayan İsmail Kartal ile ilgili dün yoğun bir ikna turu yaşandı. Önce Sportif Direktör Oğuz Çetin, İsmail Kartal'ın Anadolu Kavağı'ndaki evine giderek, başarılı hocayı ikna etmek için yaklaşık iki saat görüştü. Ama Oğuz Çetin, İsmail Kartal'ı ikna edemedi. Ardından Başkan Aziz Yıldırım hemen harekete geçti. Aziz Yıldırım, İsmail Kartal'ın kulüp binasına çağırdı. Aziz Yıldırım ile İsmail Kartal'ın gerçekleştirdiği zirveden 'yola devam' kararı çıktı.
***
Aziz Yıldırım'ın kulüp binasındaki görüşmede İsmail Kartal'a "Ben olduğum sürece sen de bu takımın teknik direktörü olarak kalacaksın. Yola birlikte devam edeceğiz. 18 yıl sonra sen bu Fenerbahçe'yi Şampiyonlar Ligi'ne taşıdın. Biz senden çok memnunuz. Birlikte zaferler ve kupalar kazanacağız. Fenerbahçe'yi sen şampiyon yapacaksın İsmail!" demiş. Başkan Aziz Yıldırım'a arkasında durduğu için çok teşekkür eden İsmail Kartal ise "Fenerbahçe'yi ailem kadar seviyorum. Fenerbahçe'yi şampiyon yapmak için var gücümle çalışacağım. Size söz veriyorum Başkanım, bu takım şampiyon olacak" sözünü vermiş. Türk futbolunun en tecrübeli Başkanı Aziz Yıldırım, bir gün bile dolmadan büyük bir krizi çözdü, bitirdi. Başkan Yıldırım, tecrübesini konuşturdu ve İsmail Kartal'ı ikna edip, geri döndürdü. Hem de İsmail Kartal'ın adeta dağ gibi arkasında durarak.