Reha Kapsal

Reha Kapsal

Mesaj net!

Trabzonspor son dönemde aldığı galibiyet ve oynadığı oyunla tabii ki maçın favorisi. Bir de Rizespor'un iç sahada gol dahi atamadığı ve galip gelemediğini de düşünürsek çok rahat geçeceğini sanırım herkes düşünüyordu ama bu güç zehirlenmesini bordo mavili oyuncular yaşamamalıydı. Ciddi bir konsantrasyon eksikliği yaşadığı gibi nasıl olsa maçı kazanırız modu ile maça başlamaları bir takımın teknik ve taktiğinden daha önemlisi saha içi disiplini ve motivasyonudur. Bu eksiklik ilk yarıda fazlası ile sahaya yansıdı. Yenilen 2 gol rakip kaleye tek isabet atılamayan şut, takım halinde yapılmayan mücadele ve isteksiz yasak savar gibi laf olsun diye oynanan oyun sonucunda soyunma odasına giden oyuncu topluluğuna, devre arası her şeyden önemlisi yapılacak iş sağlam ama çok sağlam bir konuşma ile oyuncuları kendine getirmekti.

İkinci yarıya öyle bir başlangıç yaptı bordo mavili takım özelikle kendi sağ kulvarından aşırı yüklenmeyi bu bölgeden yaparak 8 dakikada 3 gol buldu. Toplu ve de topsuz oyunu kontrol etti. İşin tuhafı tam 4 golü bulup maçı bitirecek oyun temposunu ve kontrolü eline almışken yediği golle tekrar bir baskı hissetseler de bundan çok çabuk kurtulup tekrar pozisyonlar bulmaya başladılar nitekim bunların birinde Dju'nun attığı mükemmel golle ikinci devredeki coşkulu oyunla birlikte kalitelerini de ortaya koyarak galip gelmesini bildiler. Bu alınan üç puan kendi öz güvenleri açısından önemli olduğu gibi rakiplerini psikolojik açıdan baskı alma adına verilen mesaj netti: "Trabzonspor bitti demeden maç bitmez"

Usta

Trabzonspor, Konferans Ligi'nin ikinci haftasındaki Hearts maçına, Beşiktaş derbisine göre 7 farklı oyuncu ile çıktı. Bu durum, 3 günde bir maç oynayan bir takım için gayet normaldir. Thomas Reis'in bu tercihi kesinlikle doğrudur. Çünkü bu geniş kadrolar onun için oluşturuluyor. Karşılaşmanın ilk yarısında topa sahip olan daha baskın takım tabii ki bordo mavililerdi. Bunun sonucunda da Salah ile golü de buldular ama üretkenlik istenen seviyede değildi. Takımın hücum yönüne sağ kanattan, hele Salah varsa onun üzerinden şekil vermek gayet doğal. Yalnız ona da aşırı yük vermek doğru değil. Saha içinde aktif dinlenmeye alıp zaman zaman oyunu sol koridora da yönlendirmek lazım. Böylece fiziksel olarak onu korumaya almak gerekir. İkinci devreye de iyi başlayan Fırtına, Dju ve Salah'ın ikili oyunu ile golü bulduğu gibi maçın da bir yerde fişini çekmiş oldu. Yalnız bu iki oyuncunun saha içindeki hareketliliği ve rotasyonlu oyunu rakibin savunma dengesini bozuyor ve adam paylaşımını zorlaştırıyor.

Salah'ın katkısı tartışılmaz. Bunların başında gelen en temel ve önemli özelliği "oyunun durumuna göre pozisyon almak ve yorumlamak." Derbilerde ve de Avrupa maçlarında atılan gollere bakıldığında bordo mavili oyuncular topu kazandıktan sonra yaptıkları açık alana hücum başlangıçlarının ilk fazında savunmadan hücum geçişlerinde topu yüksekte alıyor. Ama hiçbir zaman oynadığı pozisyonda sol kenarda değil santrfor gibi konumlanıp oyunun merkezinde stoperlerin markajından uzak olarak çok doğru yerde topla buluşuyor. Burdan geçişi mükemmel bir şekilde başlatıyor, sahada yeteneği ve futbol zekası ile sanki öğrencilere ders veren eğitmen gibi "Büyük Futbol Ustası"

Biliyorlarmış!

Teknik direktör Reis, KuPS maçına; cezalar, sakatlık ve bazı oyuncuları rotasyona sokarak farklı bir oyuncu dizilişi ile başladı. Tabii ki buna rağmen tek düşünce her zaman ver her yerde olduğu gibi 3 puandı. Çünkü bu kulvarda hedef sonuna kadar gitmek ve kupayı kazanmak.
Peki bunun için eldeki kadro yeterli mi ve bunu başaracak potansiyel var mı? Bence kesinlikle var. Yalnız hayal kurduran değil; o hayali yaşatacak oyuncu kadrosu oluşturulmuştur.
Zaten son yıllarda hangi takımların final oynadığını ve kupayı kazandığını incelediğimizde bunun olmaması için hiçbir sebebin olmadığını görürüz.
İlk yarı oyunu çok iyi kontrol eden bordo mavililer istediği zaman tempoyu yükselttiği gibi istediği zaman da düşürerek saha içinde topla aktif dinlenmeyi çok doğru bir şekilde uyguladılar.
Hücum organizasyonlarını her zaman oyunun lideri olan Salah üzerinden gerçekleştirdiler. Nitekim Salah, bir gol ve asiste imza atarak üzerine düşeni fazlası ile yaptı.
Bu yarıda tek olumsuz şey Onuachu'nun sakatlığı oldu. Geçen seneki formundan uzak olsa her zaman rakipler için tehdit, önemli bir gol silahıdır.

İkinci yarı başında Dju ile farkı üçe çıkarması ile maç bitti derken Onana kendi klasına hiç yakışmayan direkt kornerden yediği hatalı golün telafisini penaltıyı kurtararak affettirdi.
Reis bir şeye dikkat etmeli. Salah çıktıktan sonra hücum oyuncularının çok bireysel oynaması, mecbur kalmadıkça pas vermemesi gibi her pozisyonu zorlamaları, atak kombinasyonunda arkadaşlarını fazla kullanmamaları, kaptırdıkları toplarla takımı çok geriye koşturmaları oyun dengesizliğine neden oldu.
Dju attığı iki golle gecenin başarılı isimlerindendi. Son gün yapılan bu transfer çok önemli ve doğruydu çünkü takımın Onuachu'dan ayrı böyle bir oyuncu profiline ihtiyacı vardı.
İki gün önce KuPS kulübü internet sitesinden "Karadeniz Fırtınası Geliyor" diye bir paylaşım yaptı.
Sanırım onlar da başlarına neyin geleceğini çok iyi biliyormuş.

Masaya oturmak lazım!

Trabzonspor'un Galatasaray'ı 4-0 yenmesi ve 3 haftalık milli ara sonrası ortaya koyacağı performansın nasıl olacağı çok önemliydi. Bordo mavililer, Samsunspor maçının ilk yarısında harika oynadı ve sahanın tek hakimiydiler. Oyunu toplu ve topsuz mükemmel kontrol ettiler. Oyunun hızı, hareketliliği, top kaybı sonrası verilen reaksiyonla tekrar kazanılması, ikinci topların kazanılması çok iyiydi. Bir de 4/3/3 dizilişi ile oynanan oyunda saha parselisazyonu doğru olunca oyun ve oyuncu kalitesi ile sahada Trabzonspor lehine sanki orantısız bir güç gösterisine döndü.

İşler böyle iyi giderken Melih'in sorumsuzca yaptığı hareket sonrası kırmızı kart görmesinin izahı yok. Sen 30 yaşında böyle büyük bir kulübe transfer olmuşsun, milli takıma davet edilmişsin, daha ne istiyorsun, neyin peşindesin? Sana bu sorumsuzluğu yaptıran o öz güven nereden geliyor bunu anlamış değilim. Son iki maçta takım ivme kazanmış, hızını engelliyorsun. Maçın belki daha farklı skora gitmesini etkiliyorsun. Arkadaşların rakip ve topun peşinde koştuğu gereksiz bir 45 dakika oynuyor, en önemlisi takımı eksik bırakarak arkadaşlarına daha fazla fiziksel ve mental anlamında yük bindiriyorsun.

Bununla beraber hafta içi Konferans Ligi maçı var ve ardından tekrar bir de derbi oynayacaklar. Anladın mı şimdi. Bordo mavililer öyle bir ilk yarı oynadı sanki karşıda rakip yoktu desek abartmamış oluruz çünkü bilek güreşi yapmak için önce masaya oturmak lazım. Samsunspor ise Trabzonspor karşısında bırak rakip olmayı yarışmak için masaya dahi oturamadı.

Seviyenin üstüne çıkmalıyız!

Yeni bir heyecan, yeni bir meydan okuma... Bize yakışan yerde; Uluslar Ligi A Grubu'ndayız. 3 tane önemli futbol ülkesi ile oynayacağız. Kendi seviyemizi test etmek açısından çok önemli maçlar oynayacağız. Bir de hepsinin teknik adamları değişti. Dünya Kupası sonrası ilk başlangıcı kendi evimizde Zidane'lı Fransa ile yaptık. Oyunu diziliş olarak top takipteyken 5/2/3 gibi karşılayıp, bu baskı kırıldığında düşük blokta derinde 5/4/1 gibi rakibi karşıladık. Zeki'yi üçüncü stoper yapıp hibrit bir üçlü oluşturduk. Az da olsa kazandığımız toplarla hücuma çıktık. Ferdi ile net bir fırsattan yararlanamadık. Ataklarda etkili olamadık çok fazla... Bunun nedeni bu kadar savunmayı kalenize yakın yerde kurduğunuzda santrfor olarak kullandığımız Barış'ın yanında oynayan Can ve Arda bu oyun anlayışı ile rakip yarı alanı ve kalesinden uzak kalıyor. Bu alanları hızı ile geçecek oyuncu profilleri değiller. İkisi de çok yetenekli. Zaten bu konu tartışmaya kapalı. Ama bu saha içi rakibi derinde bekleyerek oynanan oyun onlara göre değildi. Bunun sonucu ilk yarı ikisi de beklenilen performansın altında kaldı.

Savunma tamam ama topu kazandığımızda bu hücum geçişini kimlerle yapacağız? Savunmayı hücumun bir parçası olarak kullanmak gerekir. İlk yarı biterken bir 30 ile 45 dakika var. Fransa çok net pozisyonlardan yararlanamadı. Bunu ikinci yarı için teknik heyetimizin iyi okuması gerekiyordu. İkinci yarı daha iyi başladık. Önde oynayarak topa sahip olduğumuz gibi baskılarımız da doğru idi. Bir de köşe vuruşundan İsmail ile net bir golden yararlanamadık. Uğurcan ve Abdülkerim yaptığı bireysel hatadan dolayı çok ucuz bir gol yedik. Burada sorulması gereken soru sezona formsuz giren oyuncuların niye tercih edildiği? Bu onlar içinde iyi değil. Böyle oyuncu kazanılmaz ve rekabet oluşturulmaz. Elbette bundan sonraki bölümde skorlu dengelemek adına riskler almamız gayet doğaldı. Bu bölümde Fransa da milli takımımız da pozisyon buldu. Çok gel gitli bir son 25 dakika oynandı. Takım halinde iyi mücadele ettiğimiz, goller kaçırdığımız bir oyun ortaya koyduk. Şimdi İtalya ve Belçika maçlarında puanlar almak istiyorsak bu oyun seviyemiz yeterli olmadığı gibi bunun çok daha üstüne çıkmamız gerekiyor.

Vidalar!

Trabzonspor, geçen hafta oynadığı iyi oyun ve aldığı farklı sonuçla çıktığı Konya deplasmanında maçın favorisiydi. İlhan hoca da bunun bilincinde bir de 4 haftada yenilen 8 gol yüzünden takım kurgusunda daha çok defansif oyunculara yer vermiş. Özelikle orta sahada üç tane birbirine yakın savunma yönü güçlü profilleri seçmiş. Maça beklendiği gibi Konyaspor, sahanın her yerinde bire bir adam adama oyunu tercih edip, temaslı oynadığı gibi topu rakibine bıraktı. Bir de ikinci dakikada gol bulunca, bordo mavililerin işi daha da zorlaştı. Yediği golde olduğu gibi hücumdan savunma ya geçemediklerinden, geçişlerden pozisyonlar verdiler. Hep dile getirdiğim gibi; bu, takımın yumuşak karnı ve bir an önce bununla ilgili doğru savunma prensipleri belirlenmeli. İlk devre böyle topun değil, rakibin peşinden koşan Konyaspor'a karşı oyun hareketliliği, çabuk oyun, genişlik en önemlisi. Oyuncuların bulunduğu pozisyondan çıkıp daha rotasyonlu oynaması gerekir. Bu istenilen seviyede olmayınca %71 ile topla oynasalar da bir tek Salah ile gole yaklaştılar.

***

İkinci devreye daha canlı başlayan bordo mavililerdi. Yine topa sahip oldular ama çok telaşlı ve sabırsız görüntüsü ile daha hücumda akıl koyup organize olmak yerine, bireysel ve içgüdüsel ataklar geliştirdiler. Bu da yeteri kadar üretkenliğin olmamasının en büyük etkeniydi. Net görülen bazı şeyler var; Saviç'le, Ozan'la bu işler olmaz. Daha da önemlisi, evet taktiksel olarak yapılması gereken bazı temel işler olmasına rağmen bunlar bile ikinci sırada kalır. Trabzonspor için en önemli konu; sahadaki bazı oyuncuların rahatlığı... Bu yalnız ortaya koydukları kötü performans değil, saha içindeki yakın çekimlerdeki vücut şekilleri, jest ve mimikleri oynayanın da sonradan oyuna girenin de dahil, kısaca bazı oyuncuların nerede olduğunu bilmesi gibi kulübün hedeflerini iyice anlaması lazım. Onun için gevşeyen bazı vidaların geç olmadan sıkılmasında kesinlikle fayda var.

Hoş geldin!

Trabzonspor'da Fatih hoca görevini bıraktıktan sonra takımın nasıl bir refleks ortaya koyacağı merak ediliyordu. Nitekim özellikle ilk 25 dakika ortaya koyduğu istekli oyun, ön alan presi ve attığı gollerle maçın fişini erkenden çekti ve sezon başından beri en etkili ilk yarıyı oynadılar. Bordo mavililer top ayağında iken tartışmasız çok etkili bir takım. Bunun nedeni hücum hattındaki oyuncuların yetenekleri. Oyunun durumuna göre atak yaptıklarında her türlü kombinasyon çeşitliliğine sahip oyuncu profillerden oluşuyor. Bu hücum cephaneliği doğru kullanılırsa her takıma karşı çok rahat gol bulurlar. Bordo mavililerin böyle yetenekli bir forvet hattı varsa bu oyuncuları çok geriye koşturmamak lazım. Onun için savunma bloğu daha takım boyunu kısaltıp orta sahaya kadar çıkmaları gerekiyor.

Özelikle bunu stoper yapmalı. Daha dar alana oyunu itmeliler ki oyunu dar alana çekip ön alanda oynayan oyuncuları çok gel git yaparak koşu metrajlarını uzatmamak en önemli konu başlığı gibi duruyor. Çünkü bu oyuncular topu karşılamada çok agresif değiller. Bu da takımın yumuşak karnı. Bu oyunculardan iyi performans alıp başarılı olmak istiyorlarsa top kaybı sonrası takım boyu 60-70 metre gibi çok uzun mesafede oynamayı bir an önce bırakmalılar. Salah ve Muçi'nin kendi pozisyonlarında oynamaları çok doğru karardı bu da ikisinin ve takımın performansını olumlu yönde etkiledi. Alınan üç puanla oyuncular Hüseyin Çimşir'e hoş geldin derken benim hocanın kendisine verilen şansı çok iyi değerlendireceğine şüphem olmadığı gibi şehrin ve taraftarın kendi evlatlarına sahip çıkıp destek vereceklerini düşünüyorum.

Reaksiyon?

Trabzonspor'un sıkıntılı geçen ve elendiği UEFA Avrupa Ligi maçından sonra duygularına yenilen Fatih Tekke görevi bıraktığını açıklamıştı.
Yönetim de çok doğru bir şekilde hocasına sahip çıkarak bunu kabul etmedi. Bu şartlar altında gidilecek Amed deplasmanında özellikle oyuncuların vereceği tepki çok önemliydi.
Maçın başlaması ile bordomavililer topa sahip olarak ve doğru konumlanarak ilk on dakika gayet iyi oynadılar. Daha sonra oyundan düştüğü dakikalarda iyi bir kontratakla Salah ile golü buldular ama tekrar oyunun kontrolünü rakiplerine bıraktılar.
Saha içinde kontrolsüz bir oyun ortaya çıktı, bunun nedenleri top rakipteyken verilmeyen topu tekrar kazanmak için verilmeyen tepkiydi.
Saha içi doğru olmayan parselizasyon sonucunda doğru savunma yerleşimi olmadığı gibi hücumda da üretkenlik istenilen seviyenin altında idi.

Trabzonspor'da en büyük sıkıntılardan biri özelikle hücum oyuncularının hiçbiri konfor alanını terk etmiyor. Top takipteyken oyunda hiç yoklar ve bir tane de top ayaklarında iken rakip savunmanın sırtına hiç topsuz koşu yapmıyorlar, hiç topsuz oyunda yoklar.
Bu söylediklerim tabi ki Salah için değil. Bir özgürlük tanınacaksa bu isim sadece o olur. Çünkü saha içinde problemi çözebilecek birinci anahtar oyuncudur.
İkinci yarı bordo-mavililerde oyuncu değişikliği olsa da oyun dengesizliği yine vardı. Birincisi sezon başından beri en büyük sıkıntı hücum oyuncularından kaynaklanan çok geniş alanda oynuyorlar.
Bu takımın saha içi kompakt yapısını çok etkilediği gibi takım bütünlüğünde ciddi sıkıntı yaratıyor.
Fatih hoca yeteneği ve çalışkanlığı ile bunların altından kalkar hiç bir şüphem yok, yalnız bazı oyuncuların saha yerine kulübede olması lazım.

Bu kim olursa olsun kendilerine çeki düzen vermeliler. Çünkü senin onlara verdiği desteği onlar da saha içinde daha fazla savaşarak karşılık versinler.
Takımın önüne kimse geçemez. Bu kadar vurdumduymazlık ve ruhsuzluk olur mu, pes valla. Şu maçta böyle kötü reaksiyon mu verilir.
Bunu skordan bağımsız söylüyorum, onun için formanın hakkını kim vermiyorsa bir dakika bile oynatma sevgili hocam. Kimsenin gözünün yaşına bakma ve radikal kararı almanın tam zamanı.
Neyin, nasıl olacağını ve olması gerektiğini ancak bazı oyuncular böyle anlayacak gibi görünüyor. Bunu da geç olmadan hayata geçirmek lazım.
Takımın bu şoklamaya net ihtiyacı var.

Tekke'ye destek zamanı

Trabzonspor ilk maçta kendi evinde kaybetti ve avantajı rakibi Ferencvaros'a verdi.
Ama böyle iki ayaklı maçların en önemli özelliği birinci maçı tolere etme imkanının olması. Bir de bunu yapacak bordo mavililerin potansiyeli olması. Evindeki maçın ikinci devresinde ortaya koyduğu oyunu sahaya yansıttığında zor görünen turu atlaması içten bile değildi.
Maça iyi başlayan topa sahip olarak oynayan bordo mavililerde Malinovskyi'nin gördüğü kırmızı kart çok enteresandı. Nedeni hakem sarı kartı eline aldı tam gösterecekken kenar müdahalesi ile kararını değiştirdi. Bu yanlış karar sonucu böyle fizik kalitesi iyi olan sahada savunma ve hücumda kompakt oynayan, birlikte oynama alışkanlığı olan bir takıma karşı hele bir de deplasmanda oynamak kolay değil.
Maç önü düşünün Fatih hocanın tüm planlama ve maçın gidişatına göre uygulayacağı stratejiler, bununla ilgili tüm analiz ve çalışmalar bir anda sıfırlanmış oldu. Oyunda bir anda on kişi kalıp üzerine bir de üç dakika sonra gol yiyince saha içi organizasyonda farklı bir faza geçmek zorunda kalıyorsunuz.
Sonuçta Trabzonspor bir maçta yaşayabileceği tüm olumsuz olayları böylesine önemli bir maçta yaşadı ve UEFA Avrupa Ligi'nde değil, Konferans Ligi'nde yer alacak.
Tabi ki bunu kimse istemezdi ama yapacak bir şey de yok. Bunu geride bırakıp takım olarak geleceğe odaklanmak zorundalar. Buralardan ayağa kalkıp başarılı olabilecek çok değerli teknik adamı ve oyuncu kadrosu var.
Şimdi telaşa ve panik yapmaya gerek yok sakin, sabırlı ve böylesine sıkıntılı zamanlarda koşulsuz gösterecek liyakata ihtiyaç var.
Fatih Tekke'nin bir anlık verdiği, doğru olmayan reaksiyon sunucunda istifa etmesi, tüm gözleri Başkan Ertuğrul Doğan'a çevrilmiştir. Başkan'ın bu istifayı kabul etmeyeceği gibi, ilerdeki büyük başarıların mimarı olacak, Fatih Tekke'ye koşulsuz tam desteği vereceğinden şüphem yok.

Isınma turları!

Trabzonspor'da tek hedef kendi saha ve seyircisi önünde sezonun ilk galibiyetini resmi maçlarda almaktı. Tribünler yine dolu, atmosfer mükemmel. İlk yarı oyun başlangıcı fena değildi ve bunun sonucunda Salah ilk golünü Süper Lig'de attı. Ama çok kısa sürede yedikleri golle takım olarak modları da düşünce bununla beraber saha içi telaşı başladı. Aksine daha sakin ve sabırlı yerine iç güdüsel bir oyun oynamaya başladılar, yani akıl devreden çıktı duygularla oynanan dağınık ne yaptığı bilmeyen saha içi görüntüsü üzerine top ayağında organize olamayan bordo mavililer gol pozisyonuna girmekte ve üretkenlikte ciddi sıkıntı çekti. Saha içi posizyonal oyunda özellikle Salah'ın çok yer değiştirmesi onun yaptığı rotasyonlu oyun diğer oyuncuları konumlarından oynattı. Bu da saha içinde hücum dengesizliğini ve etkisizliğini getirdi. İkinci yarıya çok istekli ve coşkulu başladıkları gibi ilk yarıdaki konumlanma hataları da olmadı.


Salah hücumda sağ öne, Muçi hep oynadığı yere geçince bir takım için hep dile getirdiğim en önemli oyun parametrelerinden biri olan iyi takımlar saha içinde anlamlı dağılım verirler anlayışı sonucunda bordomavililer Salah'ın bireysel solosu ile harika bir gol buldu. Vitesi de yükselterek o bölümde çok net pozisyonlara girdiler onlardan birini gol yapsalardı daha 60. dakikada maçın fişini çekmişlerdi. Tabi ki saha içinde oyun dengesizliği var. Onun için bölüm bölüm oyunda gel gitler yaşıyor, bunların hepsini Fatih hoca biliyordur ve düzelteceğine eminim. Bu yarıda bir tempo yaptılar fark ortaya çıktı. Çünkü top ayağındayken ligin en tehlikeli takımı. Zaten ikinci yarı sahada tek takım vardı o da Trabzonspor'du. Bordo-mavililerin aldığı bu üç puan hafta içi Avrupa mesaisi öncesi moral ve motivasyon açısından takım için çok önemliydi. Her maçta tribünleri doldurup müthiş bir ambiyans oluşturan bordo-mavili taraftarların daha çok ihtiyaç vardı. Salah için bu maçlar ve ortaya koyduğu performans ısınma turları niteliğinde. Çünkü onun yüzde 100'lük halini tüm ülkedeki futbol severler olarak arkamıza yaslanıp büyük bir keyifle seyretmeliyiz.