CANLI
SKOR
Reha Kapsal

Reha Kapsal

Hoş geldin!

Trabzonspor'da Fatih hoca görevini bıraktıktan sonra takımın nasıl bir refleks ortaya koyacağı merak ediliyordu. Nitekim özellikle ilk 25 dakika ortaya koyduğu istekli oyun, ön alan presi ve attığı gollerle maçın fişini erkenden çekti ve sezon başından beri en etkili ilk yarıyı oynadılar. Bordo mavililer top ayağında iken tartışmasız çok etkili bir takım. Bunun nedeni hücum hattındaki oyuncuların yetenekleri. Oyunun durumuna göre atak yaptıklarında her türlü kombinasyon çeşitliliğine sahip oyuncu profillerden oluşuyor. Bu hücum cephaneliği doğru kullanılırsa her takıma karşı çok rahat gol bulurlar. Bordo mavililerin böyle yetenekli bir forvet hattı varsa bu oyuncuları çok geriye koşturmamak lazım. Onun için savunma bloğu daha takım boyunu kısaltıp orta sahaya kadar çıkmaları gerekiyor.

Özelikle bunu stoper yapmalı. Daha dar alana oyunu itmeliler ki oyunu dar alana çekip ön alanda oynayan oyuncuları çok gel git yaparak koşu metrajlarını uzatmamak en önemli konu başlığı gibi duruyor. Çünkü bu oyuncular topu karşılamada çok agresif değiller. Bu da takımın yumuşak karnı. Bu oyunculardan iyi performans alıp başarılı olmak istiyorlarsa top kaybı sonrası takım boyu 60-70 metre gibi çok uzun mesafede oynamayı bir an önce bırakmalılar. Salah ve Muçi'nin kendi pozisyonlarında oynamaları çok doğru karardı bu da ikisinin ve takımın performansını olumlu yönde etkiledi. Alınan üç puanla oyuncular Hüseyin Çimşir'e hoş geldin derken benim hocanın kendisine verilen şansı çok iyi değerlendireceğine şüphem olmadığı gibi şehrin ve taraftarın kendi evlatlarına sahip çıkıp destek vereceklerini düşünüyorum.

Reaksiyon?

Trabzonspor'un sıkıntılı geçen ve elendiği UEFA Avrupa Ligi maçından sonra duygularına yenilen Fatih Tekke görevi bıraktığını açıklamıştı.
Yönetim de çok doğru bir şekilde hocasına sahip çıkarak bunu kabul etmedi. Bu şartlar altında gidilecek Amed deplasmanında özellikle oyuncuların vereceği tepki çok önemliydi.
Maçın başlaması ile bordomavililer topa sahip olarak ve doğru konumlanarak ilk on dakika gayet iyi oynadılar. Daha sonra oyundan düştüğü dakikalarda iyi bir kontratakla Salah ile golü buldular ama tekrar oyunun kontrolünü rakiplerine bıraktılar.
Saha içinde kontrolsüz bir oyun ortaya çıktı, bunun nedenleri top rakipteyken verilmeyen topu tekrar kazanmak için verilmeyen tepkiydi.
Saha içi doğru olmayan parselizasyon sonucunda doğru savunma yerleşimi olmadığı gibi hücumda da üretkenlik istenilen seviyenin altında idi.

Trabzonspor'da en büyük sıkıntılardan biri özelikle hücum oyuncularının hiçbiri konfor alanını terk etmiyor. Top takipteyken oyunda hiç yoklar ve bir tane de top ayaklarında iken rakip savunmanın sırtına hiç topsuz koşu yapmıyorlar, hiç topsuz oyunda yoklar.
Bu söylediklerim tabi ki Salah için değil. Bir özgürlük tanınacaksa bu isim sadece o olur. Çünkü saha içinde problemi çözebilecek birinci anahtar oyuncudur.
İkinci yarı bordo-mavililerde oyuncu değişikliği olsa da oyun dengesizliği yine vardı. Birincisi sezon başından beri en büyük sıkıntı hücum oyuncularından kaynaklanan çok geniş alanda oynuyorlar.
Bu takımın saha içi kompakt yapısını çok etkilediği gibi takım bütünlüğünde ciddi sıkıntı yaratıyor.
Fatih hoca yeteneği ve çalışkanlığı ile bunların altından kalkar hiç bir şüphem yok, yalnız bazı oyuncuların saha yerine kulübede olması lazım.

Bu kim olursa olsun kendilerine çeki düzen vermeliler. Çünkü senin onlara verdiği desteği onlar da saha içinde daha fazla savaşarak karşılık versinler.
Takımın önüne kimse geçemez. Bu kadar vurdumduymazlık ve ruhsuzluk olur mu, pes valla. Şu maçta böyle kötü reaksiyon mu verilir.
Bunu skordan bağımsız söylüyorum, onun için formanın hakkını kim vermiyorsa bir dakika bile oynatma sevgili hocam. Kimsenin gözünün yaşına bakma ve radikal kararı almanın tam zamanı.
Neyin, nasıl olacağını ve olması gerektiğini ancak bazı oyuncular böyle anlayacak gibi görünüyor. Bunu da geç olmadan hayata geçirmek lazım.
Takımın bu şoklamaya net ihtiyacı var.

Tekke'ye destek zamanı

Trabzonspor ilk maçta kendi evinde kaybetti ve avantajı rakibi Ferencvaros'a verdi.
Ama böyle iki ayaklı maçların en önemli özelliği birinci maçı tolere etme imkanının olması. Bir de bunu yapacak bordo mavililerin potansiyeli olması. Evindeki maçın ikinci devresinde ortaya koyduğu oyunu sahaya yansıttığında zor görünen turu atlaması içten bile değildi.
Maça iyi başlayan topa sahip olarak oynayan bordo mavililerde Malinovskyi'nin gördüğü kırmızı kart çok enteresandı. Nedeni hakem sarı kartı eline aldı tam gösterecekken kenar müdahalesi ile kararını değiştirdi. Bu yanlış karar sonucu böyle fizik kalitesi iyi olan sahada savunma ve hücumda kompakt oynayan, birlikte oynama alışkanlığı olan bir takıma karşı hele bir de deplasmanda oynamak kolay değil.
Maç önü düşünün Fatih hocanın tüm planlama ve maçın gidişatına göre uygulayacağı stratejiler, bununla ilgili tüm analiz ve çalışmalar bir anda sıfırlanmış oldu. Oyunda bir anda on kişi kalıp üzerine bir de üç dakika sonra gol yiyince saha içi organizasyonda farklı bir faza geçmek zorunda kalıyorsunuz.
Sonuçta Trabzonspor bir maçta yaşayabileceği tüm olumsuz olayları böylesine önemli bir maçta yaşadı ve UEFA Avrupa Ligi'nde değil, Konferans Ligi'nde yer alacak.
Tabi ki bunu kimse istemezdi ama yapacak bir şey de yok. Bunu geride bırakıp takım olarak geleceğe odaklanmak zorundalar. Buralardan ayağa kalkıp başarılı olabilecek çok değerli teknik adamı ve oyuncu kadrosu var.
Şimdi telaşa ve panik yapmaya gerek yok sakin, sabırlı ve böylesine sıkıntılı zamanlarda koşulsuz gösterecek liyakata ihtiyaç var.
Fatih Tekke'nin bir anlık verdiği, doğru olmayan reaksiyon sunucunda istifa etmesi, tüm gözleri Başkan Ertuğrul Doğan'a çevrilmiştir. Başkan'ın bu istifayı kabul etmeyeceği gibi, ilerdeki büyük başarıların mimarı olacak, Fatih Tekke'ye koşulsuz tam desteği vereceğinden şüphem yok.

Isınma turları!

Trabzonspor'da tek hedef kendi saha ve seyircisi önünde sezonun ilk galibiyetini resmi maçlarda almaktı. Tribünler yine dolu, atmosfer mükemmel. İlk yarı oyun başlangıcı fena değildi ve bunun sonucunda Salah ilk golünü Süper Lig'de attı. Ama çok kısa sürede yedikleri golle takım olarak modları da düşünce bununla beraber saha içi telaşı başladı. Aksine daha sakin ve sabırlı yerine iç güdüsel bir oyun oynamaya başladılar, yani akıl devreden çıktı duygularla oynanan dağınık ne yaptığı bilmeyen saha içi görüntüsü üzerine top ayağında organize olamayan bordo mavililer gol pozisyonuna girmekte ve üretkenlikte ciddi sıkıntı çekti. Saha içi posizyonal oyunda özellikle Salah'ın çok yer değiştirmesi onun yaptığı rotasyonlu oyun diğer oyuncuları konumlarından oynattı. Bu da saha içinde hücum dengesizliğini ve etkisizliğini getirdi. İkinci yarıya çok istekli ve coşkulu başladıkları gibi ilk yarıdaki konumlanma hataları da olmadı.


Salah hücumda sağ öne, Muçi hep oynadığı yere geçince bir takım için hep dile getirdiğim en önemli oyun parametrelerinden biri olan iyi takımlar saha içinde anlamlı dağılım verirler anlayışı sonucunda bordomavililer Salah'ın bireysel solosu ile harika bir gol buldu. Vitesi de yükselterek o bölümde çok net pozisyonlara girdiler onlardan birini gol yapsalardı daha 60. dakikada maçın fişini çekmişlerdi. Tabi ki saha içinde oyun dengesizliği var. Onun için bölüm bölüm oyunda gel gitler yaşıyor, bunların hepsini Fatih hoca biliyordur ve düzelteceğine eminim. Bu yarıda bir tempo yaptılar fark ortaya çıktı. Çünkü top ayağındayken ligin en tehlikeli takımı. Zaten ikinci yarı sahada tek takım vardı o da Trabzonspor'du. Bordo-mavililerin aldığı bu üç puan hafta içi Avrupa mesaisi öncesi moral ve motivasyon açısından takım için çok önemliydi. Her maçta tribünleri doldurup müthiş bir ambiyans oluşturan bordo-mavili taraftarların daha çok ihtiyaç vardı. Salah için bu maçlar ve ortaya koyduğu performans ısınma turları niteliğinde. Çünkü onun yüzde 100'lük halini tüm ülkedeki futbol severler olarak arkamıza yaslanıp büyük bir keyifle seyretmeliyiz.

Sürece güvenmek

Trabzonspor bu sezon ilk resmi maçını evinde yenilenmiş kadrosu ile Ferencvaros karşında oynadı. Tek hedef Avrupa Ligine kalmak. Salah, ilk 11'de olunca bordo mavili taraftarlar türbinleri doldurdu, atmosfer ve destek muhteşemdi.
Ana plan 4-4-2 formasyonuydu.
Rakibin top ayağında olmadığı zaman 5-4-1 veya 5-3-2 dizilişi ve düşük blokta yapılan kompakt savunma anlayışı vardı.
İlk devre Umut ve Onuachu başlıyorsan onlara uygun bir oyun anlayışın olmalı. Hücumda hem genişlik hem de derinlik vermen lazım. Bu istenilen seviyede değildi.
Kanat akınları ve ikili oyunlar çok yetersizdi. Salah üzerinden oynamak gayet doğal. Ama bu önemli silahı doğru kullanmak gerekir. Çünkü tam hazır değil. Onun için diğer kanat üzerinden de oyunu oynamak gerekiyor. Böylece Salah'ı fiziksel olarak oyun içinde korumaya almak en önemli konulardan biri olmalı.
Ondan iyi bir performans almak için.
İlk yarı en önemli sorun bu dengesiz hücum yapısı sonucunda üretkenlik hiç yoktu. Hiç gol pozisyonuna gidilmediği gibi, forvet oyuncularını top rakipteyken takım savunmasına hiç yardım etmemesinden dolayı iki parçalı oyun ortaya çıktı. Bu çok geniş alanda oynanan oyunda alanları kompakt bir şekilde saha içinde durulmadığından savunma ve hücumda doğal olarak ortaya çok dengesiz ve etkisiz bir oyun ortaya çıktı.

İkinci yarı yapılan doğru değişiklikler, saha içi dizilişlerinin doğru olup oyuncuların pozisyon değişikliği ve en önemlisi daha ilk yarıya göre istekli, daha hareketli takım görüntüsü ortaya çıkardı.
Doğru şiddetli pres ve doğru ataklarda yapılan konumlanmalarla çok net gol pozisyonlardan başta Onuachu başta olmak üzere birçok oyuncu yararlanamadı. Eğer bunlardan biri ikinci devrenin başında gol olsa tüm momentumu ele alırdık.
Kalan bölümlerde de goller bulmamız işten bile değildi.

Büyük beklentilerle, kendi evinde sezonun ilk oynadığı resmi maçta mağlup olmak elbette hiç iyi ve hoş olmadı. Ama şimdi sakin olunmalı bazı saha içi oyun parametresi, denge ve yapısı istenilen seviyenin altında ama çözülmeyecek sorunlar değil. Fatih hoca bunların hepsinin üstesinden gelir ve düzeltir. O da hep konuşmalarında biraz yeni kurulan takım için süre istedi, onun için buna kulak verilmeli. En önemlisi Fatih Tekke'nin başında olduğu 'Sürece Güvenmek' gerekir.

Hedef ve odaklanma

Trabzonspor, süper starı Salah'lı ve yenilenmiş kadrosu ile sezonu Kasımpaşa deplasmanında açtı. Tek hedef 3 kulvarda da başarı bu sezon... Oyun istikrarı ve her antrenman ile maçta gelişmek felsefe Fatih hocanın koyduğu hedeflar doğrultusunda olmazsa olmaz öncelik. İlk yarı oyunun tüm kontrolü bordo mavililerdeydi. Ön alanda baskı ile başladılar. Yaptıkları doğru sistem üzeri pres ve hücumda doğru konumlanmalar dikkat çekti. İyi set kombinasyonları gerçekleştirdiler. Nitekim atılan golde Metehan'ın yaptığı ortaya Saviolo'nun pozisyonu çok doğruydu.

Malinovskyi ve Bouchouari orta saha merkezini iyi kontrol etti. İlk 45 dakika, sadece Aral Şimşir onlara ayak uyduramadı. Oranın oyuncusu olmadığı net ortaya çıktı. Bunun sonucunda formsuz Onuachu ile doğru ikili olamadılar. Bunun sonucunda formsuz Onuachu ile doğru ikili olamadılar. İkinci yarı başında yenilen golden sonra Salah başta olmak üzere Fatih Tekke'den hamleler geldi. Bunun sonucu çok net gol pozisyonundan yararlanamadı. Bordo-mavili takım, rakip sahaya oyunu yıkıyorsa Umut Nayir'i alarak 4-4-2'ye dönülebilirlerdi. Sahada görülen en büyük sıkıntı öndeki hücum oyuncularının takım savunmasına yardım etmemesi. Bu da iki parçalı bir takım görüntüsü ortaya çıkardı. Bu durumda en büyük sıkıntı saha içi yapı ve dengesinin ciddi anlamda etkilemesi. Bu da bir takım için en önemli olumsuz görüntüdür. Sezonun ilk maçları her zaman zordur. Fiziksel ve uyum anlamında sıkıntıları olmasına rağmen çok iyi oynamadıkları bir maçta özelikle ikinci yarı girdiği net gol pozisyonlarından yararlanamadıklarından deplasmanda iki puan bıraktılar. Lig maratonunda telafisi mutlaka olur. Tek hedef ve odaklanma Ferencvaroş maçı olmalı.

Potansiyel ve performans denklemi?

Dünya Kupası'nda üçüncü maçımızda ABD'yi yendik. Biz prestij için mücadele ederken, ABD grup liderliğini garantilediğinden 9 tane ilk 11 futbolcusunu oynatmayarak derin bir rotasyonla sahaya çıktı. Milli Takımımız da önceki karşılaşmaya göre dün 7 yeni isimle oynadı. Çoğu doğru hamleydi. Rakibin yaptığı ve bizim yaptığımız rotasyonu birbirine karıştırmamak lazım.
ABD karşısında alınan galibiyet tabii ki mutlu ediciydi. Bununla beraber bu (potansiyeli) neden sahada istenen (performansa ve enerjiye) dönüştüremedik? Kalıcı başarılar istiyorsak bunu çok iyi ve de doğru şekilde analiz etmeliyiz.
Montella daha önceki iki maçta hep istatistikler üzerinden oyunumuzu övdü. ABD ise diğer rakipler gibi değildi. Topa sahip olarak oynamak isteyen bir takım yani tam Bizim Çocuklar'ın oyun anlayışına uygun. % 47 topla oynadık, alan ve zaman bulduk. Tam bir hücum geçişi takımı olarak, rakip de istediğimiz oyunu oynadığı için kazandık. (Buna örnek başarılı olup çeyrek final oynadığımız Avrupa Şampiyonası'nda 10 kişi kalan Çekya maçı hariç hep daha az topa sahip olduk) Diğer iki rakibimiz topu bize bırakarak takımımızı istemediği oyuna ve tuzağa düşürdü.
Daha turnuva başlamadan derin analizler yapıp doğru stratejiler başta olmak üzere birçok parametreyi belirlemek gerekiyordu. Ama maalesef Montella'nın tek plan üzerinde takımımızı hazırlaması başarısızlığın en temel faktörüydü. İşin en ilginç yönü maç sonu bu yönde sorular karşısında hiçbir öz eleştiri yapmayıp sorulan soruyla alakalı cevap vermesine anlam veremedim.

Fatih Sultan Mehmet!

Nereden nereye... Turnuva öncesi en az çeyrek final oynarız diye yola çıktık. Gelinen noktada Paraguay ile ikinci maç öncesi ya tamam ya da devam maçına çıkmak, bunu başarmak, başka maharet ister. Nitekim mağlup olup üçüncü maçı formalite olarak oynamak sanırım hepimizi derinden çok üzdü.

Montella'ya sormamız gereken konular var sanırım.

1- Adaletli bir geniş kadro seçimi ile birlikte ilk 11 tercihi doğru muydu?

2- Maç öncesi saha içinde oyun ile ilgili çıkabilecek sıkıntılara çözüm üretmek için maç önü nasıl bir hazırlık yapıp bununla beraber zihninde simülasyon yapıldı mı?

3- Günümüz oyunlarının en önemli özelliği; pozisyonel oyun ve saha içi konumlanmalar. Bu olmayınca daha doğaçlama oyun ortaya çıktı maalesef. Bir de 2 maçta da oyun istatistikleri dile getirildi. Peki bu neden oldu? Çünkü rakiplerin oyun anlayışından ve planından. Saha içinde bunu biz değil, rakipler talep ettirdiğinden bu tuzağa düştük. Yani saha içi oyunun durumu buna oyuncuları itti. Bunu bile yanlış okuduk ve sanki bizim takım hep böyle oynama alışkanlığı varmış gibi anlatmak hata idi.

4- Mental olarak iyi hazırlanmayan nasıl olsa gruptan çıkarız diye vücut dili olan futbolcular ve teknik heyet vardı.

5- Risk almamak en büyük risktir. Daha cesur olmalıydı, özelikle iki maçta oyuncu seçimi ve değişikliklerinde teknik adamımız.

6- Maç sonu, yok 'kader bizden yana değildi', 'elimizden gelenin en iyisini yaptık' gibi cümleler tam bir hikaye... Neden mi?

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'un fethi için hazırlığı 6 Nisan'da başlayıp 29 Mayıs 1453'te 53 günde gerçekleştirdi. Haliç'e karadan gemileri indirdi. Doğru mesafe ve yerlere koyduğu gibi birçok mükemmel plan, strateji ve kurgu ile bu zaferi kazandı. Peki 3 yıldır takımı çalıştıran, o istediği için lig erken bittiği gibi her şeyin onun istediği şekilde yerine getirdiği bir ortamda, iki maçta bir milli takımın oyun anlayışı, planı, stratejisi ve hiçbir kurgusu olmaz mı? Esas Montella bizlere bunları anlatmalı ve bedeli varsa onu da yerine getirmeli.

En uyumlu sistem mi?

Dile kolay tam 24 yıl sonra hak ettiğimiz Dünya Kupası sahnesindeyiz. Tek düşüncemiz Avustralya karşısında alacağımız üç puanla turnuvaya moralli başlamaktı. Rakibin oyun anlayışı ve dizilişiyle oynayacağı çok net belli. Onlar topu bize bırakacak, düşük blokta derin bir kompakt savunma yapacaklardı. 5/4/1 formasyonla oyunun merkezini 3+2 ile kapatıp, bizi kenar hücumlarına yönlendireceklerdi. Peki bizi bu tuzağa çeken rakibe karşı nasıl bir kurguyla oynamalıyız? Yani bu zehre, panzehirle karşılık vermeliyiz.

Futbolda sahada en iyi sistem kazanmaz, en uyumlu sistem kazanır. Böyle bir savunma anlayışına karşı doğru oyuncu profilleri, oyun planı, hücum set çeşitliliği ve duran top organizasyonları olmalıydı. Özellikle köşe vuruşu organizasyonları gibi birçok konu başlığında çok daha iyi olmalı ve hazırlanmalıydık. Ama bunun hiçbirini sahada göremedik.

Kalabalık ceza sahası savunmasına hem de 3'lü ve 5'li yerleşimine Kerem Aktürkoğlu'nu santrfor olarak kullanmak...
Arda Güler gibi hep içeri girip yarım alanları kullanan bir oyuncuyla ikili çizgi oyunları nasıl oynanacak? Ferdi ve Barış Alper'in uyumsuzluğu, rakibin pas oyununu tercih etmediği bir planda niye üç orta saha ile oyuna başladık? Deniz Gül niye son 4 dakikada oyuna girdi?
Can Uzun hiç oyuna girmediği ama Mert Müldür ve Salih Özcan'ın daha önce oyuna girdiği bir maçtan ne beklenirdi? Benim gözlemlediğim; oyuncularımızda bir güç zehirlenmesi var. Nasıl olsa yeneriz modunda maça çıkmışlar.

Montella ise hiçbir hazırlığı planı olmadığı gibi, maçı hiç kafasında yaşayıp simülasyon yapmamış. Hiç esnek değildi. Aynı zamanda daha risk alıp cesur kararlar vermeliydi. Şimdi iki maçımız var. Bu kaybı telefi eder miyiz, kuşkusuz bizde o potansiyel fazlasıyla mevcut.
Onu enerjiye dönüştürelim yeter. Bu mağlubiyetten gerekli dersleri fazlasıyla Montella ve futbolcularımızın alacağından şüphem yok.

Kimlik!

Trabzonspor başarılı bir sezonu geride bırakarak kendi sahasında Gençlerbirliği maçı ile taraftarına veda etti.
Esas bu maç Trabzonspor açısından en önemli noktaydı.
Onuachu'nun bir gol daha atıp gol kralı olması kadar kupa finali öncesi nasıl bir kadro ile sahada yer alacakları düşüncesi de öndeydi.
Eldeki sağlam oyuncuların hepsi sahadaydı. 1-2 değişiklik haricinde bu da gayet normaldi. Bordomavililer hiç kimsenin kafasında soru işareti bırakmadığı gibi aynı düşünce ile bu maça çıktı.
Trabzonspor'u tebrik etmek gerekir.
Fatih hoca, çok başarılı performans verdiği bir sezonda çok önemli işler yaptı. Bu genç ve tecrübeli oyunculara bazı şeyleri iyi anlattı.
1- Oyuncular nerde olduğunu anlamalı.
2- Şehrin ve kulübün isteklerine karşılık vermeli.
3- Çok iyi bir takım kurabilirsiniz.
Yüksek profilli oyuncular alabilirsiniz. Kusursuz bir sistem kurabilirsiniz. Ancak oyuncunun ait olma hissi yoksa takım kimliğini hiçbir zaman oluşturamazsınız.
Kimlik yoksa takımdan bahsedemezsiniz. Teknik adamlar bunun teknik ve taktikten daha önemli olduğunu oyuncu grubuna iyi anlatmalı ve onları ikna etmeli.
Fatih Tekke'nin yaptığı işin ne kadar değerli ve zor olduğu ortaya net bir şekilde çıkıyor. Çünkü hocanın odak noktası; her zaman bunları takımına kazandırmak. Diğer odak noktası da çok çalışmak, gelişmek, sağlam sürdürebilir bir oyun futbol kültürü oluşturmak ve Trabzonspor'a kupalar kazandırmak.