Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Aynı ciddiyetle

Okan Buruk'un, G.Saray'daki 4 sezon +9 haftalık teknik adamlığında iki kez mağlup olduğu üç takımdan biriydi Konya. İlk sezonunda 14 maçlık galibiyet serisiyle gittiği Konya'da rotasyon yapıp 9 maçtır kazanamayan rakibine kaybetmiş, geçen sezon da Konya evinde 2-0 kazanmıştı. Derbiler 6 puan değerinde deriz. Ama F.Bahçe'yi yenince de haneye yazan 3, Konya'da kazanınca da 3… Derbiden 4 gün sonra, Stuttgart maçından 3 gün önce ideal olan elbette ilk yarıda rakibin fişini çekmekti. Öyle de yaptı G.Saray. Önce Osimhen, ardından Yunus'un jeneriklik sayısı… İlk yarı Leao ile top kayıpları yapsa da istekli ve hızlı başlamış Yunus da derbideki iştahını sürdürüyordu. Osimhen bildiğiniz gibi. 2. kez baba olmanın sevincini kısa süre yaşayıp maç günü geldiği Konya'da yine rakip defansı dağıtan adamdı. Haftalardır eleştirdiğimiz Sara'nın, Osimhen'in golünde serbest vuruşta ve Batrakov'un geçiş hücumunda güzel bitirdiği pozisyonda yaptığı asistler umarım oyuncuya G.Saray formasının ağırlığını hatırlatır. 2. devrenin başında fark 4'e çıktığında Okan Buruk, bir saat dolduğunda beş oyuncu birden değiştirip bir de Konya kalecisinin kafa travmasından gelen +1 değişiklik hakkıyla, kaleci hariç başladığı 11'den sadece 4 kişi bırakmış oldu sahada. Bu da Stuttgart öncesi hem dinlendirdi hem de sakatlık riskini ortadan kaldırdı. G.Saray sakat listesi boş olduğunda geniş kadrosuyla fark yaratan takım. Son 3 sınavında da bunun sonuçları tabeladaydı.

G.Saray borcunu ödedi!

Başkanının "Ben mi verdim bu paraları Guendouzi ile Kante'ye" dediği orta saha ve "Aykut Kocaman'ı getiriyordum siz İsmail Kartal'ı istediniz" diye söylediği kulübedeki teknik direktörüyle Fenerbahçe gergin ve aynı zamanda sert bir futbolla başladı. İlk çeyrekte gördükleri sarı kartlar bunların tezahürüdür. Galatasaray ezber oyununu oynarken rakipten ön alan baskısı yemiyor ve topu iki kanadına taşıyıp rakibi imha etmeye çalışıyordu. İlk yarıdaki futbol Okan Buruk'un takımı adına sürklase bir oyundur. Fenerbahçe'nin tek bir şutunun olmadığı ilk 45 dakikada 11 hücum, 2 gol ve Greenwood ile Lukaku'ya top göstermeyen bir Galatasaray… İkinci yarıda Galatasaray maçın fişini çekecek üçüncü golün fırsatlarını da yakaladı. Fenerbahçe'yi derbiye sokan, İrfan Can'ın ekstra güzel golü oldu. Orta sahada Lemina-Torreira ve tüm bağlantılarda Batrakov, gollerin sahibi Osimhen'in ardından sahanın yıldızıydı. Sallai'yi de Yunus'u da Barış'ı da mücadelesinden dolayı alkışlamak lazım. Buruk'un fark bir iken üç oyuncu birden değiştirmesi, Osimhen'i de oyundan alıp dizilişi 4-6-0'a getirmesi riskliydi doğrusu. Galatasaray, Lille deplasmanında bulduğu havayı taraftarı önünde iyi futbolla sürdürdü. Fenerbahçe'de İsmail Kartal'ın aylardır futbol oynamayan Mert Hakan'ı son kazandığı derbide sahada diye takımın en iyisi İrfan'ın yerine oyuna alması totemden başka bir şey değildir. Galatasaray derbiyi kazandı… Son düdükten sonra Kerem ve Mert Hakan ne kadar iyi Fenerbahçeli olduklarını çıkan arbedede ispatlamaya çalıştılar. G.Saray'ın ağır Trabzonspor mağlubiyetinin ardından taraftarına bir derbi galibiyeti borcu olduğunu maçtan önce söylemiştim. Bunu ödediler...

Aslan’ın borcu var Kanarya fırsat kollayacak

OSİMHEN HİÇBİR TAKIMDA YOK
(+) Lille deplasmanında 4 golle alınan 3 puan ve özellikle ikinci yarıda oynanan futbol, G.Saray'da bulutları ortadan kaldırdı. Derbi öncesinde sağlam oyun referansıyla G.Saray, ezeli rakibinin karşısına çıkacak.
(+) Mertens'i aradığı büyük maçların ardından Barcelona ve Lille müsabakalarında Batrakov'dan tabela katkısı alan sarı-kırmızılıların elindeki Osimhen silahı, Süper Lig'de hiçbir takımda yok. Nijeryalı oyuncu, Ake'nin de yokluğunda Fenerbahçe savunmasına hem yapacağı pres hem de yakalayacağı pozisyonlarla kâbusu yaşatabilir.
(+) Okan Buruk ile gelen 4 şampiyonlukla ezeli rakibine büyük bir üstünlük kuran G.Saray'ın, Trabzonspor karşısında yaşadığı ağır yenilginin ardından bu derbide tribünlere gelecek 50 bin taraftarına doğrusu bir galibiyet borcu var. Tribün-takım sinerjisi, Buruk'un ekibi için büyük koz.

YUMUŞAK KARNI SALLAİ
(-) Artık 90 dakika sahada kalsa da Osimhen'in sakatlık sonrasında kendini koruyarak hesaplı oynadığı ortada. Barış Alper kadroda olacak ama ağrıları var. Leao da sakatlıktan dönüyor. Bu takım için derbide 119 km koşulan Lille maçının ardından enerji problemi yaratabilir.
(-) Batrakov'un yüksek form grafiğine rağmen orta sahada Sara, uzun zamandır bekleneni vermekten uzak. Lille gibi F.Bahçe'nin de geçiş hücumları arayacağını düşünürsek Okan Buruk'un Fransa'da yaptığı açıklamayı hatırlayıp oyuna Lemina değil Sara ile başlayacağı kuvvetle muhtemel. Geçen sezon Kadıköy'de berabere biten maçta golü atan Sane ise ikinci yarıda bir kez daha beyaz sayfa açmaya çalışacak. G.Saray'ın yumuşak karnı, Oğuz'u karşılayacak Sallai'nin savunma kapasitesi.
(-) G.Saray'ın bu sezon sadece Erzurum ve Gençlerbirliği deplasmanında kalesini gole kapatması, geçiş oynayan Sporting ve Trabzonspor'dan 7 gol yemiş olması, Buruk'un takım savunmasının açık verdiğinin istatistikleri. Topa hakim olan G.Saray, pozisyonu bitiremediğinde kalesinde tehlike yaşıyor.

EN BÜYÜK SİLAHI GREENWOOD
(+) UEFA Şampiyonlar Ligi'nde Aston Villa ve Slavia Prag maçlarında yaşanan hayal kırıklığına rağmen Fenerbahçe'nin ligde kalesini 4 maçta gole kapattığının altını çizmek lazım. Sarı-lacivertli takım, aynı zamanda Süper Lig'in en fazla gol atan takımı.
(+) Sakatlıklardan güçsüz düşmüş bir Marco Asensio yerine son dönemde forvet arkasında olumlu işler yapan İrfan Can Kahveci'nin form grafiği, Oğuz Aydın'ın asist ve gollerle tabelaya yaptığı katkı ve çift ayaklı Mason Greenwood'un dikine yaratacağı tehlikeler, İsmail Kartal'ın en büyük silahı olacak.
(+) Galatasaray taraftarının mutlak 3 puan beklediği derbide F.Bahçe, geçiş hücumlarıyla fırsat kovalarken bu sezon kalesinde büyüyen ve oyun kurulumunda da temiz paslarıyla katkı olan Ederson'a sahip.

ZAYIF HALKA SEMEDO
(-) Şampiyonlar Ligi'nde son iki maçta alınan sonuçlar, deplasmanda 3 maçını kaybetmiş Beşiktaş'ın Kadıköy'de derbi kazanmış olması ve yeniden göreve geldiği günden beri Fenerbahçe camiasında taraftarın yeterliliğini tartıştığı İsmail Kartal, önünde Liverpool maçı varken bu debiye büyük baskı altında çıkacak.
(-) Yeni transfer olmasına rağmen Skriniar ile büyük uyum sağlayan Ake'nin sakatlığı, F.Bahçe'nin bütün planlarını bozdu. Kartal, Oppong ile başlamazsa sol stoperde Brown'u, sol bekte Levent'i görebiliriz. Defansın zayıf halkası ise G.Saray'ın sol kanadını durdurmaya çalışırken Greenwood'a yeterli katkı sağlayamayan ve açık veren Semedo.
(-) Derbiden 1 gün önce Aziz Yıldırım'ın Kante- Guendouzi'nin maliyetlerini eleştirmiş olması, "Ben Aykut Kocaman'ı getirecektim, aklımda İsmail Kartal yoktu bile" demeci, Samandıra'da böylesine bir önemli 90 dakika öncesinde adı geçen futbolcular ve teknik adamın duymak isteyeceği en son cümleler. Bu da kaybedildiği anda 6 puan farka çıkacak olan G.Saray ile olan mücadelede F.Bahçe takımı üzerinde büyük baskı yaratır.

Nihayet 3 puan

Elinde yol tarifi varsa hayatta gideceğin yeri, futbolda da rakip kaleyi kolay bulursun. Lille'in tarifi şuydu: Galatasaray gibi bu kupada iki mağlubiyet alırken kalesinde 6 gol görmüş, topu rakibe bırakmış, bir tercih değil mecburiyet olan ön alan baskısından rahatsız olan, rakibin kafa şutlarında da yumuşak karnı olan bir takım... Başında da büyük usta Ancelotti'nin oğlu Davide… Galatasaray erken golle öne geçtiğinde oyunu soğutmayı başaramadı. Lille'in beraberlik golünü bulup öne geçtiği ilk yarıda problem, merkezdeki Torreira- Batrakov-Sara üçlüsünün top tutamamaları ve merkezden hücum etmekten imtina etmesiydi. Oyun Ancelotti'nin istediği gibi gidiyordu; defansın arkasına attığı toplarla geçiş hücumlarıyla Galatasaray'ı avlamak... 2.5 Şampiyonlar Ligi maçında kalende ortalama 3 gol görüyorsan aşman gereken tepe değil dağdır. Galatasaray ikinci yarıda bunu Batrakov'un devrenin bitiminde gelen golün moraliyle yaptı ve kalitesini ortaya koydu. Rus oyuncu ikinci yarıda bütün bağlantılarda vardı. Üçüncü golde G.Birliği maçında yaşananın bir benzeri yaşandı. İlk yarıda takım arkadaşlarını bol bol fırçalayan Osimhen'in golüyle iki farkı bulan Galatasaray, ikinci devre boyunca Şampiyonlar Ligi'nde oynanması gereken oyunu sergiledi. Çok önemli pozisyon vermeden, oyunun momentumunu kaybetmeden kazanılan 3 puan.. Şampiyonlar Ligi'nde 3 puan alabilmek için 4 gol atmasının gerekmediği bir takım, savunmasını oturttuğunda elbette ilk 24 içinde olur. Bunu elbette Okan Buruk da biliyor.

2 tulumba ve sonrası

Üniversitede okuyor, bir taraftan iplik işi yapıyoruz. Öğlenleri tabldot geldiğinde Boşnak ustabaşımızla hem sohbet edip hem yemek yerken masaya oturur oturmaz yemeğe iki tulumba tatlısı ile başlamasını hiç unutmam. Alışkın değilim tabii! 'Biz böyle başlarız' demişti. Dün de F.Bahçe Stadı'na gelenler maça iki tulumbayı mideye indirerek başlayan bir takım gördüler. Önce Oğuz'un nefis golü, ardından Greenwood'un güzel golü. Daha 11. dakikada 'farka gider' havası vardı maçta. F.Bahçe sezonun en iyi futbolunu Avrupa'nın Barcelona ile birlikte en formda takımı Roma'ya karşı oynamış, galibiyetin kenarından dönmüştü. Aston Villa deplasmanındaki ağır mağlubiyet bir tarafta, ligde son 4 maçta kalesini gole kapatıp 14 gol atan bir F.Bahçe... Kartal'ın, İrfan'ı dinlendirip Greenwood'u Vedat'ın arkasına koyması, Lukaku'yu dinlendirmesi, Kerem'i ilk 11'de başlatması bütün bunların hepsi pazartesi günkü derbinin 11'ine hazırlıktı. O iki tulumba tatlısının üzerine Ederson-Guendouzi'nin oyun kurarken fahiş hatası ortamı ekşitti. Çeklerin bireysel hatadan golle maçın içinde kalması, ikinci yarıda F.Bahçe'nin rakibi ile topa sahip olmayı eşit paylaşması sonrasında ve hücumdaki verimsizlikle oyunu bıçak sırtı bir son çeyreğe soktu… Doğrusu ne F.Bahçe 3. golü atacak kadar ne de S.Prag beraberliği bulacak kadar baskın görünmediler. Ama futbol bu! Rakip, Ederson'un neredeyse ağzının içinden vurdu topu filelere. Elbette 2 farktan beraberlik Roma ile berabere kalmak gibi değil. Kartal, Prag'ı bir düşündüyse G.Saray üzerine 5 kez kafa patlatacak.

Yetenek eksikliği

Karşındaki rakip mayıs ayında İstanbul'da Avrupa Ligi kupasını kaldıran 11'inden sadece 4 futbolcuyla ve sezona da kötü bir form grafiğiyle başlayarak çıkmışsa sen de çok formda bir Roma'ya akılcı bir futbol oynamışsan umutlu olursun… İsmail Kartal, Asensio'yu ne zaman 11'de düşünmese anında bir sakatlık açıklamasının gelmesi manidar… Kante, Rize maçında yorgunluk sinyalleri veriyordu. Bu yaşta arka arkaya maça çıkması elbette normal değil. Yine de bugüne kadar oynadığı karşılaşmalarda çok iyi bir kesici olan İsmail'in belki de kariyerinin en kötü maçını oynamasına hiç gerek yoktu. İlk gol kornerden Guendouzi'nin uzaklaştıramadığı, Skriniar'a çarpıp giden top. İkinci golde Vedat'ın tembel topu ve İsmail'in uyumasıyla kaptırılan top… Ardından yine İsmail'in bireysel top kaybı… Orta sahada kalabalık bir kadrosu olmasına rağmen Fenerbahçe'nin, Şampiyonlar Ligi seviyesinde yetenekli ayak eksikliği çektiği kesin. Ayağına her top geldiğinde ıslıklanan Greenwood'un da bundan etkilenip oyuna hiç girememesiyle birlikte Fenerbahçe'nin hücumdaki bir şeyler yapmaya çalışan tek adamı Oğuz Aydın kaldı. Kenarda Garnacho, Buendia, Abraham ve Goretzka'yı oturtma lüksüne sahip Unai Emery, çok kolay çözdü rakibini. İlk yarıda sadece iki faul yapan F.Bahçe, ikinci devrede fark büyürken ikili mücadelelerden daha çok rakibin gölgesini kovalayan futbolcularla sahadaydı. G.Saray'dan sonra F.Bahçe de Devler Ligi'nde ağır tokat yedi. Şimdi haftanın hakemleri açıklanır, kimse de bu maçları hatırlamaz.

Kendini imha etti

Oynadığı 9 resmi maçı da kazanırken 3.5 gol ortalaması yakalayan Barcelona'ya karşı G.Saray'ın ilk yarıda oynadığı futbol ve tabeladaki skor için maç sabahı herkes ayakta alkış tutar, Okan Buruk'u tebrik ederdi. Lakin maç 90 dakika... Abdülkerim yerine Davinson'un yanına Jakobs tercihi, Sara'nın kulübede olduğu Lemina'lı orta saha. Pas örgüsünde sürekli rakibin boşluğunu arayan Barcelona'ya karşı G.Saray, ilk yarıda çok sağlam durdu. Tek problem, sol kanattan bindiren Cancelo'nun çok boş bırakılmasıydı.
Kırılgan başladı Barcelona. Yamal oyuna girememiş, diğer kanatta Gordon etkisizdi. Üstüne bir de Batrakov-Leao ortaklığıyla gelen golle birlikte takım da tribünle de havayı yakaladı. Barış'ın ince ofsayt ile iptal edilen golü, G.Saray adına maçın kader anı olabilir. Davinson'un yine uzaklaştırmakta geç kaldığı topu Cancelo filelere gönderdiğinde devrenin tabelası çıktı ortaya. İkinci yarının başında Yamal şov izledik. Önce Fermin'e attırdığı kafa golünde yaptığı nefis orta, ardından Eren ile mücadelesinde ayağına yapıştırdığı top ve Gordon'un golü... 5 dakikada ilk yarının bütün güzellikleri yok oldu gitti G.Saray adına. Okan Buruk, tabelayı çevirebilmek için değil elbette yenilgiyi kabul ettiğinden 3 değişikliğe birden gitti. Sakatlık sonrası yarım Victor Osimhen izliyoruz. Şampiyonlar Ligi'nde G.Saray bir kez daha kısa bir zaman dilimi içinde biraz da kendi kendini imha etti. İki maç sıfır puan, 6 maçta en az PSG maçını bir kenara ayırırsak 5 maçta 9-10 puan… Çember iyice daralıyor. Artık 3 galibiyetin nereden geleceğinin hesabı bir an önce yapılmalı.

Geometri mühim

Çeyrek asırdır çalıştığın işte bile üç hafta izne gidip döndüğünde o hafta zor geçer… Biraz tembelleşmişsindir ya da masanda bekleyen dosyalar dağ olmuştur. Milli takım arası 20 gün olunca her takım ritmini kaybetti. Bu arada sakat olan Orkun'un ve sakatlanan Vlahovic'in dün maça 11'de başlaması önemliydi… Galatasaray deplasmanında kaybederken de Kocaelispor şunu göstermişti; bu rakibi yiyebilirsiniz ama dişiniz kırılır. Tribünlerle beraber iyi de başladı Beşiktaş. Futbol çokça geometri oyunu. Pas trafiğini kurarken de cepheden çektiğin bir şutta köşeye vurup, açıyı genişletip, kaleciyi gafil avladığında da… Orkun böyle bir adam işte. Nübel'in hatasında Selçuk İnan'ın takımı beraberliği buldu ama Tayfur'un amatörlüğe kaçan penaltıyı yaptırması, Kartal'a nefes verdi. Salih yüzde yüz isabetli oynuyor. Miretti çok koşuyor ama final toplarında isabetsizlikle boğuşuyor. Trossard da milli ara sonrası kendini bulmaya çalışıyor. Cerny'nin sakatlığı İtaliano'nun takımı için büyük handikap olur. İkinci yarıda Orkun başta olmak üzere milli mesaiden dönen oyuncuların yorgunluklarının ortaya çıkacağı kesindi. Ama bu beklenenden de erken oldu. İlk yarı yüzde 65 topa sahip olan Beşiktaş karşısında Kocaeli kendi yüzdesini 48'lere kadar taşırken puan alabilecek tehditkar bir oyun oynamaya çalıştı. İtaliano 70'ten sonraki değişikliklerle takımı şarj etmeye çalıştı. Kartal evinde firesiz gidiyor. Uzun aranın ardından sert bir rakip karşısında gelen 3 puan önemli. Ancak ekim ayındaki Avrupa mesaileriyle beraber İtaliano'nun elindeki kadro derinliğini çok efektif kullanması gerekiyor.

Büyük hendek geride kaldı!

Milli araya giderken dört gollü bir hezimet... Üç hafta birlikte çalışamayan bir takım, ilk 11'inde 9 milli futbolcunun olduğu maç ve yol yorgunu bir kadro, kulübede olmayan cezalı bir teknik direktör ve rakip namağlup Kasımpaşa... Galatasaray için Barcelona maçı öncesinde bu 90 dakika büyük hendekti. Barış Alper Yılmaz'ın sağ bek başladığı maçta Buruk'un takımı merkezi kullanmak yerine sürekli Yunus ve Leao'yu çizgide tutunca Batrakov'u oyun içine sokamadı. Üstelik Sara kötü futboluna devam ediyordu. Buna rağmen bağlantıyı kuramayan Kasımpaşa'yı kendi yarı sahasında çok da fazla çıkarmadılar. Maçtan önce Okan Buruk aleyhine konuşan Kerem Demirbay, Galatasaray altyapısından yetişmiş "Beni niye gönderdiniz" hırsıyla oynayan Ali Yavuz Kol… İlk gol Kocaeli maçında olduğu gibi Abdülkerim'den geldi. Torreira'nın gördüğü kırmızı kart doğru. Buruk'un o karttan sonraki 2 değişikliği pek manalı değildi. Kasımpaşa golü bulmuş, Sara kötü oynarken Batrakov kenara gelmişti. Son çeyrekte artık hazır olmasa da Osimhen'e ve star kontenjanından Sane'ye sarıldı Okan Buruk… Sezona çok kötü başlayan Barış dün sağ bekte 90 dakika verdiği mücadeleyi golle de süsleyip kendine geldi. Lemina'nın golü tabelayı belirlerken, bu takımın Osimhen'in yokluğunda Deniz ile bu lig maratonunda yürümesinin çok zor olduğu ortada. Elbette bu, bugünün konusu değil. Salı günü rakip Barcelona... Buldukları her boş alana saldıran müthiş bir pas ezberi olan Avrupa'nın en formda takım geliyor İstanbul'a… Sahaya dün 10 kişi kaldıktan sonraki karakterin bir benzerini koymak lazım. Yeter, yetmez o ayrı...