CANLI
SKOR
Bülent Timurlenk

Bülent Timurlenk

Okan Buruk’tan pozitif katkı yok!

Jakobs'u stoperde, Eren'i sol bekte, Yunus'u sol kanatta, Barış'ı en önde kullanmak Galatasaray'ın ideal 11'inden 4 taşı yerinden oynatmak demek. Taşları yerinden oynayan takımların mekaniği bozulur ama G.Saray dün gece Lizbon'da kusursuz çalışan bir makine gibi başladı. İki sezon önce Kadıköy'de Mourinho'ya karşı Yunus'u sol kanatta sahaya çıkarıp orta sahanın artı bir adamı olarak konumlandıran Okan Buruk, benzer bir tercihi dün Sporting'e karşı uyguladı. Bu da G.Saray'a hem topa sahip olmayı hem de rakibin geçiş hücumlarını önlemeyi sağladı. Ev sahibinin tutuk başladığı bir maçta 1-0 öne geçmek ve oyunun momentumunu elinde tutarken ikiyi bulmamak elbette talihsizlik ama Portekizliler, dişe dokunur tek hücumlarında kolay bir golle beraberliği buldular. Leroy Sane'nin kaçırdığı çok net pozisyon gol olsa Galatasaray, devreye de önde giderdi. İkinci yarı Frankfurt benzeri bir kâbus yaşadı Galatasaray. 46'dan itibaren 1-1'i koruma amaçlı bir kafa vardı. Topa sahip olmayı kaybettiler. Penaltı ağır bir karar olabilir, üstüne bir de çıkması çok ama çok zor bir frikik. Okan Buruk ikinci yarıda değişikliklerle pozitif hiçbir katkı veremedi takımına. Ligde 4 maçta yenilen 6 golün bir devam istatistiğidir Lizbon'da yenilen 3 gol. İlk yarı bittiğinde bir puan yetmez denilen oyundan son düdükle 3 puanı bırakmak çok ama çok düşündürücü. Galatasaray adına dün geceki karşılaşmada sahanın adamı Lucas Torreira oldu.

İtaliano farkı

Geçen sezonun devre ortasında üç santrforu gönderip golcü almamak nasıl bir gafletse, bu hafta da Asensio sakat ve yakın vadede durumu belirsizken Talisca'yı göndermek bir o kadar futbol faciası. Gençlerbirliği yıllarından beri forvet arkasında oynamamış İrfan Can'dan medet uman İsmail Kartal karşısında İtaliano; Salih, Olaitan, Orkun üçlüsünün dinamizmine güveniyordu. Fenerbahçe taraftarının önünde baskılı değil ama rakibi ikili mücadelelerde sindiren bir futbolla başladı. Duran toptan golü de buldular ancak oyuna hükmetmekte zorlandıkları ilk yarının 25-45 diliminde yaratıcılıkları sadece sağ kanattan merkeze gelen Greenwood ile sınırlıydı. İtaliano, dersine iyi çalışmış. Semedo ve Skriniar'ın arkasındaki madeni güzel keşfetmiş. Maç boyunca bu bölgeyi paramparça etti. İsmail Kartal, merkezde gelip iyi işler yapan Greenwood'u ikinci yarıda burada tutsa, İrfan Can'ın yerine aldığı Nene'yi sağ kanada yerleştirse doğru bir hamle yapacaktı. Olaitan ikinci yarıda canlanınca Beşiktaş, ikinci yarıda orta sahayı aldı. Kerem ile oyun neredeyse 4-4-2'ye dönmüş, Kartal, İsmail'i de kulübede unutmuştu. Trossard nefis futboluyla oyunu domine etti. Kartal'ın Lukaku ve Nene hamleleri, İtaliano karşısında iflasıydı. Beşiktaş, top kayıpları yüzünden temposu yüksek görünen derbiden çok değerli bir üç puanla çıktı. Fenerbahçe Asensio dönene kadar üretkenlik problemi yaşamaya devam eder.

Umarım Osimhen Lizbon’da oynar

Transfer sezonunun sona ermesi 'Kapıyı kapatın, ders başlıyor' demek. Gireni-çıkanı belli olmayan sınıfta kim ne öğrenebilir ki? Hafif sakatlığı yüzünden üstelik de sezona iyi girememişken Barış Alper'in kulübede başladığı maçta Sane'yi sol kanada yerleştiren Okan Buruk, Batrakov'a da 1. dakikadan itibaren şans tanıyıp ön alan baskısıyla start verdi yine maça. Başakşehir'in oyun kurarken birinci bölgesinde hata yapmaya açık bir takım olduğu bilinen bir gerçekti. Osimhen ile cezalandırdılar. Benzer bir hatayı Davinson yapınca Başakşehir bence tartışmalı penaltıyla beraberliği buldu. Osimhen'in sakatlanmış olması hem oyunun rengini değiştirdi hem Sporting deplasmanı öncesinde soru işareti bıraktı. Leroy Sane, futbol oynamaktan keyif almıyor ruh haliyle sahadayken Yunus'un, Batrakov'un, Torreira'nın tam tersine yeri geldiğinde topu yediklerini söylemek lazım. Doğrusu Batrakov'un neden çıktığını anlamadım. Sezon başından beri kornerden yenen gollere bir yenisi daha eklendi Galatasaray için. 4 maçın 3'ünde kalesinde iki gol görmek büyük eksi. Torreira'nın golü organizasyon olarak çok iyiydi. Sara ise ilk yarıda çok kaçırıp kendisi maçı zora sokan takımını galibiyete taşıdı. Okan Buruk, geride kalan dört yılda 8 Başakşehir maçını da kazanmıştı, seriyi devam ettirdi. Rafael Leao'nun oyuna girdikten sonra şimşek gibi çaktığı 3-4 pozisyon var. Barış Alper ise açıklanamaz bir dibe vurmuşluk içinde. Çarşamba, Lizbon'da çok zor bir gece bekliyor. Umarım Osimhen sahada olur….

Olağanüstü!

Leao'nun maç günü İstanbul'a gelmesi Galatasaray'daki parçalı bulutlu havayı dağıtmış mıdır? En azından tribüne taraftarın gergin gelmediğini söylemek lazım. İki maçtır kötü oynayan Barış Alper Yılmaz'a bir şans daha verip geçen hafta yedek başlayan Leroy Sane'yi bir kez daha kesip kulübede başlatmak forma adaletini sorgulatır. Ama Okan Buruk da kazanan takımımla devam ediyorum diyebilir. İki takım da sezona sorunlu başlayan zemini bertaraf eden bir oyun tercihiyle başladılar. Göztepe uzun vuruyor ama nedense Galatasaray da topu yere indirmekte imtina ediyordu. İlk yarıyı 19 orta ile tamamladılar. Ama bu kaliteli hücum değildi. Üstelik Göztepe Jankat'ın nefis kurtarışından sonra kornerden golü bulmuştu. Bir dokunuş lazımdı. Buruk da çok fazla beklemedi. Ve 46'da Batrakov'u oyuna sürüp Lemina'yı Abdülkerim'in yerine çekti. Sallai'nin frikiği dengeyi getirdi. 46-63 arasında Galatasaray ilk yarının tamamından fazlasını üretti. Tabelada da karşılığını aldılar. Osimhen ligde 3'üncü maçında da olağanüstü oynadı. Nefis bir kafa golü incecik ofsayta takılsa da Sara'ya asisti, maç boyu mücadelesi, tribünleri ateşleyen vücut dili ve son dakikada altıpasın üzerinden yaptığı uzaklaştırmayla sırtında taşıdı Galatasaray'ı. Uğurcan'ın ani sakatlığında eldivenleri devralan Jankat'ın gollerde hatası yok. Ancak Buruk'un takımı, Uğurcan'ın ayak kalitesini maç boyunca aradı. Batrakov orta sahada çok iş yapacağını gösterdi. İlk maçta elbette heyecan vardı. Ama bir taraftan da takım arkadaşlarının pas trafiğine de yön veren el işaretleri de dahil olmak üzere genç ama pişmiş yıldız adayı görüntüsü verdi diyebilirim. Okan Buruk, Şampiyonlar Ligi de başlarken evinde 2 lig maçında yediği 4 golün analizini mutlaka yapacaktır. Göztepe'den birbirinin benzeri 2 gol yedi. Büyük maçlarda rakipler bu defoyu affetmez.

Kalite emekle birleşince

Lyon tribünleri karşılarında Şampiyonlar Ligi bileti için sadece Fenerbahçe'yi değil, Olympique derbisinde Marsilya ile karşılarına çıkmış Guendouzi ve Greenwood'u da bulunca bir de ülkenin büyük ustası Kante olunca tedirgin ama oyuna etki eden bir destekle başladılar. Talisca-Vedat'lı oyunu 4-4-2 olarak okumak lazım ki, buna sebep olan Talisca'nın tembelliği. Takım onu 1 saat sırtında taşırken Fenerbahçe iki kanattaki adamlarıyla Lyon'u imha etti. Konya maçının ikinci yarısında kalesinde devleşen Ederson,bu formunu dün akşam da devam ettirirken attığı uzun isabetli topların da altını çizmek lazım. Fenerbahçe, Lyon'dan çok daha kaliteli ve tecrübeli bir takım. Tek soru işareti 2-0'ın ardından ikinci yarıda enerjiyi son düdüğe kadar yayıp yayamayacaklarıydı. Kaliteyi emekle birleştirdiğinizde işte bu oyun çıkıyor ortaya. İsmail, oyuna büyük zenginlik getirdi. Top taşıdı, istasyon oldu. Onun varlığı son yarım saati kısmen kolaylaştırdı. Vedat'ın gerek goldeki kafa vuruşu ve dönen topu takibi gerekse rakip alanda yaptığı pres ve takım arkadaşlarına istasyon olması alkışlık. Elbette Greenwood tek başına bir cümleyi hak ediyor. Onun estetiği, oyun zekası Fenerbahçe'nin oyun çıtasını yükseltti. Kerem ve Asensio yoktu ama oynamayı hayal eden futbolcular için böylesine final gibi maçlar paha biçilmezdir. Oğuz Aydın, sessiz bir adam ancak Kerem ile karşılaştırdığımız da daha çok dengeli, kontrollü, iki ayağını yere sağlam basan bir profil. İsmail Kartal için Şampiyonlar Ligi bileti büyük adım. Bu sonuç Samsun deplasmanı ve Beşiktaş derbisi için de itici güç olacaktır.

Greenwood’u anlatırken…

Ligin ilk haftasında kaybedince iki Lyon maçı arasında kendisine çok da fazla güvenmeyen tribünler önünde İsmail Kartal'ın as kadroyla sahne alması beklenendi. 9+1 yabancı ve Kerem ile sahaya çıktığınızda kulübede de Lukaku varsa birinin tribünde olması gerekiyordu. O da Talisca oldu… Talisca skor gücü yüksek, kafa vuruşu olan ancak kendine star bir oyuncu. Asensio'nun kendine değil takıma oynadığını ve geçmiş kariyeriyle kıtada Talisca'nın önünde bir futbolcu olduğunu unutmamak lazım. Greenwood'un yeteneklerini anlatmaya başlarken kurulacak ilk cümle, ne çok hızlı oluşu ne de son vuruş yeteneğidir. Greenwood futbold dünyasında iki ayağını da eşit derecede kullanabilen ender yeteneklerden. Sağıyla penaltı atıp soluyla tamamlarken Asensio'ya yaptığı asistte de rakibe hangi ayağıyla pas atacağını gizleyen bir fake attı. Muriqi toparlanıyor. Maçın fişini çeken ikinci yarıdaki Greenwood'un ikinci golünde tek topu nefis oynadı. Maç erken kopunca doğal olarak sahadakiler de kenardakiler de tribündekiler de Lyon rövanşını düşünür oldular. Ederson'un sezona çok iyi başladığını,6 kurtarışla kalesinde devleştiğini söylerken yenilen gol de dahil F.Bahçe defansının gereğinden fazla açık verdiğini belirtmek lazım. Geriden oyun kurma mahareti olmayan Konya, fark 1 iken F.Bahçe tarafından presin getirdiği golle cezalandırıldı. İkinci yarıda bol pozisyon yakaladılar. Ama mücadeleleriyle farkı sadece ikiye indirebildiler. Talisca muhtemelen Lyon'da 11 çıkacak. 11'de olacaksa da santrfor pozisyonunda olmalı. Asensio ve Greenwood'lu takım, arkalarındaki iki Fransız tecrübeli orta sahayla tur için istedikleri skoru alabilirler. Kafasına darbe alan ve hastanede müşahede altına alınan Kerem Aktürkoğlu'na büyük geçmiş olsun.

Entrikaların içinde 3 puan!

Liverpool galibiyetinin ardından başkanla soyunma odasına giren, Monaco'da aynı başkanla locada maç seyreden, bir önceki Özbek döneminin de gizemli adamı pimi çekilmiş el bombası gibi ortalığa çıkıp Galatasaray'da herkesi ateşe veriyor. Aynı gün Batrakov, İstanbul'a geliyor, transferde 'Sarr bakalım' günleri başlıyor. 'Bir yetmez, iki Sarr' diyorlar. Galatasaray'ın Erzurum deplasmanı var. Başkan ve yönetimin umurunda değil. İlk hafta ligin yeni takımı Çorum karşısında yakılan 2 puanın ardından Okan Buruk en azından bu maçta kenardan getirebileceğim hücumcu olsun diyerek Sane'yi yedek bırakmıştı. 'Gidecekler mi kalacaklar mı' diye papatya falı açılan Lemina ve Torreira ile önlerinde Sara. G.Saray erken bulduğu iki golle rakibin fişini daha ilk yarıdan çekerken soyunma odasına kalecinin bireysel hatasını affetmeyen Osimhen'in golüyle gitti. Yunus'un ilk yarıdaki etkili futbolu alkışlık. Ancak Dünya Kupası'nın yorgunluğu mudur yoksa transfer yüzünden kafası mı karışık, Barış ligin ikinci haftasınıda kötü futbolla tamamladı. Osimhen için rakibin adı mühim değil. Juventus maçını da Erzurum maçını da aynı kafayla oynayan bir adam. G.Saray'da görünen o ki transferin son günüyle de camiaya huzur gelmeyecek. Galatasaray yönetim kurulu ve şirket yönetimindeki koltuk kavgaları, ego savaşları, yöneticilik sözü verilen danışmanların ihaneti… Bu kadar entrikayla kulüp yönetilmez. Galatasaray için batıya açılan pencere denilir. Batıda düello yapılır, doğuda pusu kurulur. Pusu kurmayı bırakıp düello yaparlarsa kaybedenlere veda edip düz bir yolda yürüyebilirler. Aman böyle değil diyenlere ise tavsiyem La Fontaine'den masallar…

Mendes G.Saray’ı nasıl kullandı?

G.Saray, Batrakov transferini bitirirken son iki ayda Portekizli futbolcularla olan flörtün arkasındaki menajer Jorge Mendes'in sarı-kırmızılı kulübü nasıl kullandığını anlatmanın vaktidir… Leao'ya ilk talip olan kulüp F.Bahçe'ydi. Bu operasyonda Mendes, Türkiye'de birçok haber kaynağında yer aldığı şekilde aslında Leao'nun menajeri değildi. Bu pazarlıkta F.Bahçe'nintemsilcisiydi. Ardından Porto'daki genç yetenek Mora'nın ismi ortaya atıldı. Mendes, Mora'nın 50 milyon Euro'luk transferi için Roma'yı G.Saray'ın ismiyle köşeye sıkıştırdı. Oyuncu sonunda Roma'da coşkuyla karşılandı. Mendes işine bakıyordu! M.United ile bir yıllık kontratı kalan, üstüne +1 yıl opsiyonu olan Bruno Fernandes, başka menajerlik şirketiyle çalışıyordu ama 6 yıl önce transferini bitiren Jorge Mendes'di. G.Saray iki ay önce Bruno Fernandes'i yoklamış, Portekizli, kaptan olduğu kulüpte devam edeceğini söylemişti.

ORTADA BİR GARİPLİK VAR
Çok değil, 4-5 gün önce Fernandes haberleri, transfer eksperi adı altında promosyonculuk yapanlar tarafından G.Saray'a yazılmaya başlandı. Ortada bir gariplik vardı. G.Saray, Batrakov'u bitiriyordu. Hafta başındaİngiliz medyasında yerden yere vurulanİtalyan transfer simsarı FabrizioRomano, Leao transferinde olduğu gibiyine iş başındaydı. İllegal bahis şirketlerinden aldığı sponsorluklarla F.Bahçe ve G.Saray'ı ilgilendiren transfer haberlerinin videolarını çekiyor, şirketin logosunu da videoların üzerinde yayınlıyordu. Fernandes, halihazırda M.United'dan yeni kontrat alamadı. Mendes, dün Milano'ya geldi. G.Saray'ı bu kez de Rafael Leao'yu Roma'ya teklif eden adam olarak hesapta köşeye sıkıştırdı. Garip olan bu kez de Milan adına Roma kulübüne Leao'yu pazarlamaya çalışıyordu. Roma elbette ücreti yüksek buldu. Diyorum ya Mendes işine bakıyor diye, kendi menajerlik şirketinden Diego Moreira'yı Milan'a 45+15 milyon Euro'ya satmış, üstüne Gonçalo Ramos'u, PSG'den 74 milyon Euro'ya Milan'a getirmişti. Leao için kapıyı 60 milyon Euro'dan açan, önce 50, sonra 40'a düşen Milan, kanada Moreira'yı aldıktan sonra iş artık Mendes'in pazarlama yeteneğine kalmıştı!

BUNLARI GÖRÜYOR MUSUNUZ?
Türkiye'de 'Leao, G.Saray ile her konuda anlaştı' haberleri, Fabrizio Romano'nun bu transferi sürekli sıcak tutma çabasıyla birleşince ortaya şöyle bir paradoks çıktı: İtalyan gazeteleri haflardır Leao'nun İngiliz kulüplerinden teklif beklediğini yazıyordu. 'Futbol asla sadecefutbol değildir' derler de 'Transferdediğimiz de iki kulüp arasında yapılandır'artık çok eski günlerin hikâyesi. Menajerler, 'Gazeteciyim' diyen simsarlar, birbirine kırdırılan kulüpler, her türlü manipülasyon, spekülasyon… G.Saray yönetimi,bütün bunları gördü mü? Görmediyse bu satırları okuduktan sonra görmüş olurlar artık!