CANLI
SKOR
Ahmet Çakar

Ahmet Çakar

Anasının ak sütü gibi helal!

Önce şunu söyleyeyim, Beşiktaş anasının ak sütü gibi helal bir galibiyet aldı. Üstelik Kadıköy'de Beşiktaş'ın böyle oynayacağını, bu kadar pozisyon bulabileceğini hiç düşünmemiştim. F.Bahçe'nin attığı gol dışında neredeyse hiçbir pozisyonu yok. Attığı gol de tamamen bir bireysel hata. Taçtan uzun bir top geldi, Agbadou bacaklarının arasına top gitti-geldi, kaçırdı ve Skriniar da golü yaptı. Ama ondan sonra maçın mutlak hakimi Beşiktaş'tı. Önce Trossard'ın harika pasıyla Rıdvan çaprazdan vurdu, beraberlik geldi. Maçın geneline baktığımızda Beşiktaş'ın yakaladığı çok pozisyon var. Kante dışında F.Baçe'de kimse ne yaptığını bilmiyor. Yaratıcı eksikliğini İsmail Kartal, İrfan Can ile gidermeye çalıştı ama nafile. Zaten dayanamadı, devre arasında oyundan aldı. Talisca'yı satarsan böyle sorunlar yaşarsın. Beşiktaş'ı hücum anlamında çok beğendim. Trossard çok iyi oynadı, Olaitan çok iyi oynadı. Kolay değil, Kadıköy'de bu kadar pozisyon bulmak her babayiğidin harcı değil. Beşiktaş ne olursa olsun çok iyi takım olmuş. Son 20 dakika F.Bahçe'yi sahada fizik olarak da ezdiler. Görünen o ki siz bu satırları okurken İsmail Kartal'ın suyu ısınmaya başlamıştır bile. Hakem Halil Umut Meler için kötü maç yönetti diyemem. Hataları var mı? Var. Üç tane tartışmalı pozisyon. İlkinde Vlahovic, Kante'ye faul yapıyor mu yoksa oyunun doğal gereği bir temas mı? Ama Halil Umut Meler golü iptal etti. Skriniar ile Vlahovic kavgasında Vlahovic'in boğazını sıkan Skriniar'ı oyundan atamadı. Son bölümde de Kerem penaltı bekledi ama devam kararı doğru.

Penaltı yok, kırmızı var!

Maç öncesi çok zorlu bir karşılaşma olacak diyorlardı; fakat baktık ki Fenerbahçe güle oynaya kazandı. Üstelik bazı oyuncular Fenerbahçe'deki en yüksek seviyedeki oyunlarını oynuyorlar. Bunların başında Kante ve Guendouzi geliyor. Her iki kanat beki özellikle Semedo daha önceki maçlarda bazen sıkıntı yaratıyordu ama dün akşam onlar da iyi oynadı. Ve Vedat Muriqi… Tartışmasız vuruş tekniği ve oyun bilgisi ile tartışmasız seviyede. Soldan Oğuz getirdi, Vedat akıl dolu bir uzak köşe vuruşuyla golü yaptı. İlk yarıda öyle pozisyonlar kaçtı ki skor 4-5 olabilirdi. Bu tür maçlarda ikinci golü bulmak önemliydi. İkinci yarının başında onu da Oğuz Aydın buldu. Soldan mükemmel girdi. Dar açıdan tavana vurdu ve maç orada bitiverdi. İddia ediyorum dört büyük arasında en iyi futbolu oynayan takım, en iyi mücadele eden ve en fazla pozisyona giren takım Fenerbahçe. Ve üstelik müthiş bir rotasyonları var. Vedat çok iyi oynuyor, yoruluyor çıkıyor, Lukaku girebiliyor. Oğuz Aydın, Kerem'i kesebiliyor. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Üstelik İsmail Kartal'a söylenecek şu; birçok oyuncunun çıtasını bir ayda yukarı çekebilmiş. Yasin Kol, inanılmaz kötü bir maç yönetti. Vermediği sarı kartlar, çaldığı çalmadığı faullerle tam bir fiyasko. Semedo yerde yatan rakibin ayağına bilerek basıyor. Kırmızı kartı vermiyor, VAR'dan da ses çıkmıyor. Vedat'ın maçın başında çektiği şuta herkes penaltı dedi. Bence bu çarpışma. Böyle bir penaltı futbolun doğasına aykırı olurdu.

Böyle penaltı yok!

G.Saray, asla tat vermiyor. Osimhen dışında çabalayan, takımı ateşleyen bir oyuncu yok. Şimdiye kadar 'Osimhen takımın çok şeyi' diyorduk, belki de her şeyi. Koskoca G.Saray bir taçtan, bir de kornerden iki gol yedi. Komedi gibi! Attığı ilk gol de tamamen şans. Göztepeli oyuncunun ters kafası, Sanchez'in göğsüne çarpıp gol oluyor. Ardından Göztepe beraberliği yakalıyor ve pek tabii ki tribünlerde homurdanmalar başlıyor. Sanchez belli ki ağır problemli. Attığı golden sonra bile sevinmiyor. İkinci yarı G.Saray biraz kımıldandı, art arda golleri buldu. Sara'nın attığı gol aslında Osimhen'in. Mükemmel bir topuk pasıyla Sara'ya bıraktı, o da takımı öne geçirdi. İşte ne olduysa bu dakikadan sonra oldu. Bir tuhaf penaltı ve G.Saray'ın üçüncü golü. Tam tribündeki taraftar rahatlamışken Göztepe'yi maçta tutan ikinci gol, bu sefer taç atışından geldi. Sonuçta G.Saray kazandı ama iddia ediyorum, camia asla oynanan oyundan memnun değil. Ne kanatları kullanabiliyorlar ne çabuk top kapabiliyorlar, sadece Osimhen'in hamallığında maçları kazanıyorlar.
Karşılaşmayı yöneten hakem Mehmet Türkmen adına utanç verici bir geceydi. İlk yarıda konuk ekip Göztepe'nin gollük atağını ki sonra faul ile durduruldu ama Türkmen uydurma bir faulle topu G.Saray'a verdi. İkinci yarıda verdiği penaltı içler acısı. Üst düzey futbolda böyle penaltı yok. Osimhen'e darbe varmış gibi görünüyor ama ayaklar yerde. Şimdi MHK'ye sormak istiyorum; hani böyle tartışılan flu pozisyonlarda VAR, hakemi çağırmazdı? Ama dün gece çağırdı ve Türkmen'e istemeye istemeye hatalı bir penaltı çaldırdı.

Hakemin yaptığı anlaşılır gibi değil!

Salah, Trabzon'un çok şeyi değil, aslında her şeyi… Dün gece, daha hazır mı değil mi belli değil ama çatır çatır top oynadı. Bazen sağ önde, bir bakıyorsunuz sola geçiyor, inanılmaz toplar bırakıyor ve belki de Trabzon tarihinin en önemli futbolcusu olma yolunda hızla ilerliyor. Maçın hemen başı… Salah çabukluğunu ve fırsatçılığını konuşturdu, kaleci Muhammed'den dönen topu tamamladı, top çizgiyi geçti ve Trabzonspor VAR yardımı ile haklı bir gol buldu. Hemen akabinde Başakşehir beraberliği yakaladı. Belki de Başakşehir ilk yarıda sadece o dakikada geldi. Şutu Nwaiwu sağ elini kaldırıp durdurdu ve haklı bir penaltı ile Başakşehir beraberliği yakaladı. AslındaTrabzon için söylenecek en önemli şey, Onuachu'nun formsuzluğu. Yavaş çekim oynuyor, çok ağırlaşmış. Mesela 2. yarıda Salah'ın harika pasında kaleci ile karşı karşıya kaldı, bırakın kötü vuruşu arkadan gelen defans yetişti ve topu kaleciye verdi. Bir diğeri Muçi. Daha fazla katkı vermeli. Aral Şimşir için kim ne derse desin çok önemli bir oyuncu. İddia ediyorum, haftalar geçtikçe çok büyük katkı verecek. Mustafa bence hakkı yenmiş bir oyuncu. Hem defansif hem ofansif olarak iyi şeyler yaptı. Sonuçta harika bir Salah, fena oynamayan bir Trabzon ama kadro kalitesinin çok altında oynayan bir Başakşehir vardı. Ali Şansalan'ın verdiği gol ve penaltı kararı doğru ama 78. dakikada Salah'a yapılan penaltıyı vermeyip bir de üstelik aldatmaya yönelik sarı kart vermesi anlaşılır gibi değil.

Karaoğlan maçı yarım saatte bitirdi

Fenerbahçe, Lyon öncesi Konya gibi belli oranda iyi bir takımı yenerek hem üç puanı aldı hem de morallendi. Özellikle bazı oyuncular müthiş göze çarptı. Başta Asensio ve Greenwood. Mesela Asensio'nun ilk goldeki ortası, vurulan kafa ve Muriqi'in topu tamamlaması. İkinci golde penaltı yine Greenwood. Ve Asensio'nun kapalı açıdan vurup yaptığı üçüncü gol. Fenerbahçe hücumda çok hareketli oynadı. Özellikle aylardır tartışılan Kerem'i de çok daha iyi gördük. Peki hiç mi kötü şey söyleyemeyiz? Tabii ki söyleriz… Mesela Konya'nın attığı beraberlik golünde net bir defansif hata var. Semedo arkasındaki adamı kontrol edemedi. Ake yetişemedi ve Konya beraberliği sağladı. İkinci yarı, Fenerbahçe dördüncü golü bulsa da sahanın yıldızlarına kaleci Ederson'u da ekleyebiliriz. Kurtardığı en az 3-4 çok önemli pozisyon var. Fenerbahçe, bu pozisyonları şartlar ne olursa olsun Konyaspor'a vermemeliydi.
Gelelim Atilla Karaoğlan'a… İlk yarım saatte maçı bitiriverdi. Fenerbahçe'nin attığı ilk golde orta yapıldığında Skriniar, Konyalı oyuncuyu itiyor ve ardından kafa vuruşu geliyor. VAR'dan tık yok, açık bir faul. Verilen penaltıya gelince… Futbolun kurallarına aykırı. Konyasporlu Adil, Greenwood'un arkasında topa çıkıyor, eller doğal konumunda, yukarı kalkmamış. Top Greenwood'un kafasından sekip, kafa vurmak için kafasını uzatmış Adil'in eline çarpıyor. Böyle penaltı olmaz. Ne yapsın Adil? Esas duruşta mı kafaya yükselsin. Top Greenwood'un kafasından sekmese zaten eline çarpmayacak.

Futbola yeni başlamış gibi!

G.Saray çok rahat bir hazırlık maçı oynadı. İyi oynadı-kötü oynadı tartışılacak bir maç değil. Çünkü ilk yarıda gelen 3 golde de Erzurum kalecisi ve defansının mutlak hatası var. Erzurumspor'un bu şartlarla, bu kadro kalitesizliği ile ligde kalması çok zor. Bir kornerde kaleci çıkıyor, kısa tokatlıyor, dönen topta da Sallai golü atıveriyor. Ardından yine Erzurumspor defanstan çıkarken topu kaptırıyor. Osimhen, Yunus'a al da at diyor. Hemen ardından da kaleci, ayağındaki topu Osimhen'e kaptırıp yine golü yiyiveriyor. Önce şunu söyleyelim, Osimhen sadece G.Saray tarihinin değil Türk futbol tarihinin en önemli golcülerinden biri. İştahına, coşkusuna baktığımızda da her maçta futbola yeni başlamış gibi oynuyor. Aslında ilk 11 açısından baktığımızda G.Saray'ın kadrosu ligin en iyilerinden. Rotasyonları çok eksik bunu kabul etmek gerek. Ama hâlâ iddiam o ki; golü kolay bulma ya da üretme açısından Türkiye'nin en güçlü takımı hâlâ G.Saray. Sane formsuz, Barış formsuz olsa da onların potansiyeli bilindiğinden, toparladıklarında yine G.Saray çok etkili olacak. Bence G.Saray'ın problemi oyuncu kalitesi ya da organizasyonda değil, saha dışında. Okan Buruk, Dursun Özbek, Abdullah Kavukcu.. Anlamsız bir kaos var, bu da dönem dönem sahaya yansıyor. Maçın hakemi Çağdaş Altay, oyun genelinde iyi olsa da bazı mutlak göstermesi gereken sarı kartları atladı.

Stoperin kolu açık topla teması var

Sezon başı rotasyon hem çok tehlikeli hem de çok anlamsız geliyor bana. Kadrolar açıklandı, 4-5 tane net rotasyon var. Peki niye? Salı gecesindekiLyon maçını düşündükleri için.Peki rotasyon yapıldığında salıgecesi çok iyi bir sonuç alacağıngaranti mi? Üstelik oyuncular rotasyonu gördüklerinde 'Aaa rakip çok zayıf. Biz rahat rahat kazanırız' düşüncesine kapılıverirler. İlk yarım saat F.Bahçe maçın mutlak hakimi. G.Birliği kafayı kaldıramadı, dönen topları F.Bahçe aldı. Sol taraftan özellikle Levent ile Oğuz çok iyi geldiler, bu gelişlerinden birinde de F.Bahçe, Talisca ile öne geçti. Ne olduysa bu golden sonra oldu. G.Birliği daha çok geldi ve oanda Guendouzi'nin aslında sadeceGuendouzi'nin değil Ake ileberaber ortaklaşa hataları, beraberlikgolünü getirdi. Ake bilmeli ki arkası dönük baskı yemeye aday bir oyuncuya o pas verilmez. Guendouzi kaptırdı ve gol geldi. İkinci yarı F.Bahçe durgun başladı ama hâlâ oyuncu değişikliği yok. Ne zamanki Skriniar topu kaptırdı, G.Birliği soldan geldi, harika bir ortaya da mükemmel bir kafa vuruşuyla öne geçiverdiler. İşte bundan sonra İsmail Kartal tüm tuşlara basmayabaşladı. Tıpkı 3 yıl önce Atina'daoynanan Olympiakos maçıgibi. Ama yetmedi ve F.Bahçe ligin ilk maçında hiç beklenmeyen bir mağlubiyet aldı. Maçın en kritik anı 71.dakika. Talisca kaleye şut çektiğinde,G.Birliği'nde stoperin kolu açıkve elinin topla teması var. Ama tıkyok, VAR hakeminden de tık yokve penaltı güme gitti.

Problemin büyük olduğunu düşünüyorum

Galatasaray kötü başladı, sanki perşembenin gelişi çarşambadan belli gibiydi. Bir takım art arda 4sene şampiyon olacak ve sezonaağır problemlerle başlayıptaraftarın tüm desteğini kaybedecek. Dünyada örneği yok. Galatasaray'a baktığımızda bazı oyuncular moralsiz, isteksiz gibiler. SadeceOsimhen ve Yunus, iştahla oynamaya çalışıyorlarama diğerleri hikâye. Galatasaray'da bilmediğimiz bir şeyler oluyor. Yeni oyuncular da gelse mevcut oyuncularla ilgili problemin büyük olduğunu düşünüyorum. Galatasaray ilk yarı fazla üretmese de oyunun mutlak hakimi. İkinci yarıya da dünyada pek az santrforun atabileceği bir Osimhen golü izledik. Atletizmi ile yüksek topu kaleciden sıyırdı ve dar açıdan çok iyi vurdu. Gerçekten dünyada pek az golcünün yapabileceği işler. İşte ne olduysa bundan sonra oldu. Çorum önce Yunan oyuncusuyla harika bir gol buldu ve ardından belki de G.Saray'ın bu sezonki birçok pol itikalarını belirleyecek Çorum'un golü geldi. Çorum'un golü mutlak Sanchez'in hatası. Geri pası kısa düştü, zaten Davinson Sanchez bire birde çok iyi bir oyuncu değil ve Çorum öne geçiverdi. 2-1'den sonra Galatasaray'ın vermediği reaksiyon birçok şeyi belirliyor. Üstelik hamle oyuncusu olarak bir golcüsü bile yok ve maçın son dakikalarında Osimhen puanı kurtaran golü attı. Galatasaray'da ciddi problemler var. Kazanmış olsalardı bile aynı şeyi söylerdim. Hakemigenel olarak beğendim. 1-2 faul dışında iyi yönettive Çorum FK'dan Yunan oyuncuya gösterdiğikırmızı kart tartışmasız doğru.

Çok pozitif!

Beşiktaş bekleneni yaptı ve turu geçti… Bu takımda çok pozitif şeyler var. Oyun disiplinini kaybetmiyorlar, kaytaran oyuncu da yok. Taktik anlayışa sonuna kadar bağlı kalıyorlar. Orkun Kökçü gerçek anlamda bu takımın hem saha içi hem de saha dışı lideri olmuş. Cerny'nin dün gecekiperformansı ve stoperde Djalo'nunmücadelesi takdire şayan. Beşiktaş ilk yarıda fazla üretemedi. Dönen topları kazandı, rakibe oynama imkanı tanımadı ama Orkun'un direkten dönen topu dışında da ciddi bir pozisyonu yok. Ani bir kontratakta Ouliatan doğru bir zamanlamayla Cerny'nin önüne bıraktı, o da akıllı ve düzgün bir vuruşla golü yaptı. Daha bu takıma Trossard girecek ki dün gece yarım saat süre aldı. Ve belki de en önemlisi Vlahovic gelecek.Hep söyledik Oh, iyi oyuncuama Beşiktaş gibi önemli hedefleriolan bir takımın golcüsü değil. Beşiktaş asla geçen yıllardaki Beşiktaş gibi değil. Mükemmel bir kaleci ve nazar değmezse mükemmel bir golcü aldılar. Belki de şu anda Türkiye Ligi'nin en çok ses getirecek golcülerinden biri. Orkun'un olması sadece milli takım için değil, sadece Beşiktaş için değil her takım için büyük avantaj. PekiBeşiktaş'ın hâlâ bir oyuncuyaihtiyacı var mı? Belki birsağ kanat olabilir. Ama olmazsa da Beşiktaş'ın eksiği var, rakiplerin göre daha zayıf diyemeyiz. Sonuçta Türk futbol tarihininen zor, en çekişmeli yıldızlarladolmuş takımlarınolduğu müthiş bir lig bizibekliyor.